Mücadele Birliği Web Sitesi -Güncel Haberler- İşçi Sendika Haberleri ve EylemleriMücadele Birligi web sitesihttp://mucadelebirligi.com/2012-05-19T14:55:58ZJoomla! 1.5 - Open Source Content ManagementRadikal'den RedHack İle Röportaj2012-04-27T13:01:29Z2012-04-27T13:01:29Zhttp://mucadelebirligi.com/soylesi/radikalden-redhack-ile-roportaj.htmlozzinfo@mucadelebirligi.com<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/cesitli/RedHack/RedHackSirinBaba.Jpeg" />Emniyete ait pek çok siteyi çökerten, en son İçişleri Bakanlığı'nın sitesini hackleyen RedHack'ten (Kızıl Hackerlar Birliği) hala bir iz yok. Kimler, neredeler, kaç kişiler? İnterpol tarafından dahi arandığı söylenen Redhack'in lideri Radikal'e konuştu, RedHack'in bilinmeyen yönlerini anlattı.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/cesitli/RedHack/RedHackRop.jpg" />RedHack'in lideri 'Şirin Baba' çıktı!</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
1997’de kurulan Redhack’in lideri ‘MaNYaK’ nickini kullanıyor. İddiaların aksine Türkiye’de yaşadıklarını söyleyen Redhack’in lideri neden yakalanmadıklarını da açıkladı...</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Nerede yaşıyorsunuz, kaç kişisiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Yurtdışında olduğumuz şeklinde çıkan haberler bilinçli spekülatif ve dezenformasyon haberler. Bizler ülkemizdeyiz. RedHack üyeleri sanıldığından çok. Türkiye’deki kilit noktalara yerleşmiş çoğu eski olmak üzere bir çok üyemiz, dostumuz var. Ve artık RedHack’i grup olmaktan çıkararak, genel bir örgütlenme modeline gideceğiz. Yazacağımız RedHack Manifesto’sunu kabul eden herkes kendi hücresini ‘bağımsız’ olarak kurabilecek. RedHack adına RedHack ilkeleriyle bizlerden bağımsız olarak eylem yapabilecek. Şu an çekirdek grubumuzdaki üye sayımız 12’ye çıkmıştır.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Kim bu insanlar ne iş yapıyor?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Herbiri kendi dalında uzman ve sosyal olarak okumuş kültürlü insanlardır. Bu toprakları çok sevdiklerinden, bu coğrafya için bizimle kesintisiz bir mücadele vermeye çalışıyorlar. Bu fırsatla onlarında halkımıza ve siz basın mensuplarına selamlarını iletiriz.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
İnterpol sizi arıyor mu?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Güya İnterpol’e bizi bulmaları için başvuru yapılmış, biz de sonucu bekliyoruz. Fakat diyelim ki buldular, ne diyecekler; ‘MaNYAK sen misin?’ Bu davaya nereden bakarsanız bakın trajikomik. Peki sonra ne yapacaklar? Bence bir manyağı akıl hastahanesine yatırmaları lazım bu durumda. Bir diğer tuhaf konu ise; Almanya’nın, Fransa’nın, İsviçre’nin, ABD’nin veya dünyanın bir çok yerinde çeşitli siteleri hackleyen bir çok milliyetçi veya cemaatçi hacker gruplarına ev sahipliği yapan, onlara kesinlikle ‘tek cezai işlem’ yapmayan hatta dernek bile kurmalarına izin veren Türk polisinin bizleri bulmak için İnterpol’e başvurmaları da İnterpol tarafından nasıl karşılanır merak konusu.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
İnterpol’ün bu talebe karşılık ne yaptığını bilemeyiz ama çok güleceklerini tahmin ediyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Tutuklanan 7 kişi Redhack üyesi mi?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Bize dava açıp 7 masum insanı tutuklayan savcı, zaman aşımına uğrayan Sivas davasının ve bir çok gencin tutuklu yargılandığı Hopa davasının da özel yetkili savcısıdır. Sırf buna bakarak olayın doğruluğunu veya yanlışlığını anlayabilirsiniz. Doğrusu gözaltına alınan ve tutuklananların çoğunu polis ve özel yetkili savcının ‘deneme-yanılma’ yaparak tutukladığını düşünüyoruz. Aldıkları 17 kişiden 7’si tutuklanıyor, 10’u serbest kalıyorsa ve ilk mahkemede bunların çoğu serbest kalacaksa bu adalet kendini sorgulamalıdır. Tabii bu adaleti ayakta tutanlar yani bizler de kendimizi sorgulamalıyız.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Peki kim bu tutuklananlar?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Mahkemelerin, suçluyu bulmak yerine suça göre suçlu yaratma ve bu suça meyilli olanları veya kendilerine göre tehlikeli gördüklerini (yine kendilerine göre rehabilite etme amacıyla) cezaevlerine göndererek, olası bir tehlikeyi ağaç yaşken eğme mantığıyla ‘uslandırma’ teleşında olduğuna inanıyoruz. Tutuklananlar arasında olan 17 yaşındaki Duygu Kerimoğlu’nun Suriye işgaline karşı Facebook ve Twitter’da yaptığı yorumların tutuklanmasındaki asıl sebep olduğunu düşünüyoruz. Yine tutuklananlar arasında olan Devrim Ali Avcu’nun bilgisayarı bile olmamasına rağmen sırf iktidara muhalif olduğu için rehabilite amacıyla cezaevine gönderildiğini düşünüyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Erbay Değerli ve Uğur Cihan Okutulmuş gibi insanların da RedHack haberlerini paylaştıkları gerekçe gösterilmiş. Asıl mesele bunlardan birinin muhalif, bir rapçı diğerinin ise işçi mücadelesine inanan bir emekçi olması. Hükümetin sanatçılara, gençlere, müzisyenlere, emekçilere vb. ezilenlere tavrını bilenler için yaşananlar hemen anlaşılır durumdadır. Gelelim diğer bir boyuta, korsan yazılım kullanan onlar, emniyet andıçı olayına girip insanların maillerini izinsiz izleyen onlar, illegal iş yapan hackerlara ‘aferin’ diyen onlar, siyasetçilere hakaret eden, jurnalleyen ve ırkçılık yapanlara sessiz kalan onlar, suikast vb ihbarları ciddiye almayan onlar, cemaatlerin yaverliğini yapan onlar ve bunları ortaya çıkaran biziz. Sonra suçlu da biziz! Bir manyak arıyorlarsa bu kim oluyor bu durumda? Bunun cevabını okuyucuya bırakıyoruz! (Bazen kendimden şüphelenmiyor değilim)</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Yayımladığınız belgelerin önemsiz olduğu iddia edildi. Önemsiz mi?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Eğer bunlar önemsiz ve pek de gizliliği olmayan belgelerse neden ‘devlet güvenliğini sarstınız’ diye bizlerin arkasına özel savcılar, polisler, MİT, terörle mücadele şimdi de İnterpol takılıyor. Size bir itirafta bulunalım; biz bu dava ile alakalı her haber çıktığında sevgili Ahmet Kaya’nın o muhteşem eserini, yani ’başım belada’yı dinliyoruz ve şu nakarata yüksek sesle eşlik ediyoruz. ‘Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça!’ Sorunuza gelirsek, tüm RedHack üyeleri görevleri başındadır. Bir hayalet ile savaşmak istediler. Bay burjuvaziye istedikleri savaşı vereceğiz. Onlar bize ‘silahlı örgüt’ diyor ama bilinmeli ki; tek silahımız fikirlerimiz, tek örgütümüz halkımız, tek suçumuz insanlığımız. Bizi yok edebilirsiniz fakat, fikirlerimiz için çok geç kaldınız!”</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Ajan olduğunuz da iddialar arasında?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Evet gizli servis ajanıyım ama sanıldığı gibi emperyalist, kapitalist bir devletin değil. Eğer iktidar emperyalizmin piyonuysa, ordu ABD’nin jandarmasıysa, yargı burjuvazinin oyuncağıysa, yürütme yürümüyorsa, basın ise sadece kendine basıyorsa, bizler için tek çare devrimdir. Bu devrimin kızıl ordusunun bir neferi olmaktan, işçilerin, emekçilerin, köylülerin, öğrencilerin, kadınların ve her türden ezilen dünya halk ve uluslarının, yani ötekilerin devrimci gizli servis ajanı olmaktan onur duyarım. İktidardaki para babası kapitalist zalimlerin arkasında kimler yok ise bizim arkamızda onlar var. Ben ezilen halka umut taşımayı hedef alan sıradan bir neferim. Her devrimci gibi elbette ben de proletaryanın ajanıysam bundan onur duyarım. Onurlu, namuslu, cefakar halkımızın, işcilerimizin, direnen ögretmenlerimizin yani emekçi insanların ajanı olmak bizim için şereftir. Biz buysak ya bizi suçlayanlar, onlar kimin ajanı?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Herhangi bir örgütle bağlantınız var mı?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Bizlerin hiç bir örgütle ne direkt, ne dolaylı bağlantısı vardır. Halkın PKK histerisini kullanarak bizlere kah ‘gizli servis ajanı’ diyorlar, kah ‘bunlar PKKlı’ diyorlar. Amaçları bize olan desteği kesmek. Çünkü onları asıl korkutan yaptıklarımızdan çok halkın bizi desteklemesi, binlerce insanın bu tutuklanmalara rağmen bizlere artarak destek vermesidir. Eğer yüz parçaya bölünmüş sol bir konuda, yani RedHack konusunda, birleşip destek veriyorsa bu iktidardakiler için sonun başlangıcıdır. Çünkü onlar bu ülkeyi cehaleti güçlendirip, bilgiyi yayanları ise birbirine düşürerek, böldükten sonra içeri atarak yönetiyorlar.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
İşte RedHack’in çıkışı bu anlamda onlar için büyük bir kabustur. Bizlerin arkasında samimi Müslümanlar da vardır. Ayrıca Ataturkçü, Kürt, Laz, Alevi ve Ateistler de var. Bu bizi onların örgütü veya partisinden yapmaz. Bugün Cübbeli Hoca’nın taraftarları eğer bizi destekliyorsa, bu bizi İsmailağacı yapmaz. Bugün Kürt halkının kendi kaderini tayin etmesini, tüm ulusların tam hak eşitliğine sahip olmasını savunmamız bizi A veya B örgütünden yapmaz. Biz örgütlerden çok ‘kim haklı’ ona bakarız, örgütlerin zaten bir ismi vardır. Biz herhangi bir örgütün adamı olsaydık çekinmeden ismimizi söylerdik. O kadar şey yaptık, bundan mı sakınacağız. Ama bizim varlığımızın tek nedeni devrimci dayanışma ve devrimin propagandasının bu alanda yapılmasıdır. Bütün bunlara rağmen bazıları bizi A veya B örgütünden görebilir. O örgütlerden görmeleri de zerre kadar bizi ırgalamaz. O tür ‘geri kitleyi hedef alan’ propagandalar TRT’de etkiledikleri ‘Anadolu’dan Görünüm’ müptelası robot insanlar için geçerli, bizler için değil. Tarihsel olarak ‘kimin terörist olacağını’ kazananlar belirleyecek! Ve halklar hiç yenilmedi..</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Bugüne kadar yaptığınız hack eylemleri nelerdir?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Bizler eylemlerimizle anılmayı seven insanlar değildik. Halen de değiliz. Ama maalesef süreç bizi buna mecbur bıraktı. Aslında bugüne kadar hep sessiz sedasız işler yaptık. TİB gibi işler de o sessiz işlerimizdendir. Ayrıca başka bir çok büyük ‘faili meçhul’ işin arkasında da biz varız. Faili meçhul dedik, yanlış anlaşılmasın. Halkın yararına faili meçhul birçok internet olayından bahsetmekteyiz. Ama bugün için bunları açıklamayı uygun bulmuyoruz. Elbet birgün herkes öğrenir.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Yakalanmamayı nasıl başarıyorsunuz?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Bizler onların parayla, güçle satın alamayacağı bir şeyi taşıyoruz, onun adı onur’dur. Bu onur bizleri yenilmez kılıyor. Çünkü demir parmaklılar onuru yok edemez, çünkü onuru yüreğinde taşıyanlar bunu kolay kolay kaybetmez. Ya cebinde taşıyanlar? Kendi vatandaşına ‘takla ve göbek at’ diye dalga geçen biri zaten cebinde taşıdığı onurunu çoktan düşürmüştür.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Hack yapmaya devam edecek misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Eylemlerimiz artarak, onların emekçilere orantısız şiddetine oranla ‘orantılı’ sürecek. Benden sonra da nice MaNYaK’lar nice gelecek. Bu mücadele, onlar, yani vatandaşı sömüren seçkin kravatlılar başka bir ülkeye sığınana kadar devam edecek. Biz halkların hükümetlerden değil, hükümetlerin halklardan korkması gerektiğini düşünenleriz. Korkarak, diz çökerek, susarak, ‘başıma birşey gelmesin’ diye haksızlığa boyun eğerek koskoca bir hayatı acınası bir şekilde yaşamak mı? Kalsın, biz böyle iyiyiz...</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Son olarak, RedHack’te birden fazla MaNYaK var. O bir sembol. Yıllarca değişir durur. Bugün benim, yarın başkası. Belki onlarca belki de daha fazla var, kim bilebilir? Gerçi artık MaNYaK yerine Şirin Baba’yı önder seçtik, daha sevimli.</p><p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/cesitli/RedHack/RedHackSirinBaba.Jpeg" />Emniyete ait pek çok siteyi çökerten, en son İçişleri Bakanlığı'nın sitesini hackleyen RedHack'ten (Kızıl Hackerlar Birliği) hala bir iz yok. Kimler, neredeler, kaç kişiler? İnterpol tarafından dahi arandığı söylenen Redhack'in lideri Radikal'e konuştu, RedHack'in bilinmeyen yönlerini anlattı.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/cesitli/RedHack/RedHackRop.jpg" />RedHack'in lideri 'Şirin Baba' çıktı!</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
1997’de kurulan Redhack’in lideri ‘MaNYaK’ nickini kullanıyor. İddiaların aksine Türkiye’de yaşadıklarını söyleyen Redhack’in lideri neden yakalanmadıklarını da açıkladı...</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Nerede yaşıyorsunuz, kaç kişisiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Yurtdışında olduğumuz şeklinde çıkan haberler bilinçli spekülatif ve dezenformasyon haberler. Bizler ülkemizdeyiz. RedHack üyeleri sanıldığından çok. Türkiye’deki kilit noktalara yerleşmiş çoğu eski olmak üzere bir çok üyemiz, dostumuz var. Ve artık RedHack’i grup olmaktan çıkararak, genel bir örgütlenme modeline gideceğiz. Yazacağımız RedHack Manifesto’sunu kabul eden herkes kendi hücresini ‘bağımsız’ olarak kurabilecek. RedHack adına RedHack ilkeleriyle bizlerden bağımsız olarak eylem yapabilecek. Şu an çekirdek grubumuzdaki üye sayımız 12’ye çıkmıştır.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Kim bu insanlar ne iş yapıyor?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Herbiri kendi dalında uzman ve sosyal olarak okumuş kültürlü insanlardır. Bu toprakları çok sevdiklerinden, bu coğrafya için bizimle kesintisiz bir mücadele vermeye çalışıyorlar. Bu fırsatla onlarında halkımıza ve siz basın mensuplarına selamlarını iletiriz.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
İnterpol sizi arıyor mu?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Güya İnterpol’e bizi bulmaları için başvuru yapılmış, biz de sonucu bekliyoruz. Fakat diyelim ki buldular, ne diyecekler; ‘MaNYAK sen misin?’ Bu davaya nereden bakarsanız bakın trajikomik. Peki sonra ne yapacaklar? Bence bir manyağı akıl hastahanesine yatırmaları lazım bu durumda. Bir diğer tuhaf konu ise; Almanya’nın, Fransa’nın, İsviçre’nin, ABD’nin veya dünyanın bir çok yerinde çeşitli siteleri hackleyen bir çok milliyetçi veya cemaatçi hacker gruplarına ev sahipliği yapan, onlara kesinlikle ‘tek cezai işlem’ yapmayan hatta dernek bile kurmalarına izin veren Türk polisinin bizleri bulmak için İnterpol’e başvurmaları da İnterpol tarafından nasıl karşılanır merak konusu.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
İnterpol’ün bu talebe karşılık ne yaptığını bilemeyiz ama çok güleceklerini tahmin ediyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Tutuklanan 7 kişi Redhack üyesi mi?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Bize dava açıp 7 masum insanı tutuklayan savcı, zaman aşımına uğrayan Sivas davasının ve bir çok gencin tutuklu yargılandığı Hopa davasının da özel yetkili savcısıdır. Sırf buna bakarak olayın doğruluğunu veya yanlışlığını anlayabilirsiniz. Doğrusu gözaltına alınan ve tutuklananların çoğunu polis ve özel yetkili savcının ‘deneme-yanılma’ yaparak tutukladığını düşünüyoruz. Aldıkları 17 kişiden 7’si tutuklanıyor, 10’u serbest kalıyorsa ve ilk mahkemede bunların çoğu serbest kalacaksa bu adalet kendini sorgulamalıdır. Tabii bu adaleti ayakta tutanlar yani bizler de kendimizi sorgulamalıyız.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Peki kim bu tutuklananlar?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Mahkemelerin, suçluyu bulmak yerine suça göre suçlu yaratma ve bu suça meyilli olanları veya kendilerine göre tehlikeli gördüklerini (yine kendilerine göre rehabilite etme amacıyla) cezaevlerine göndererek, olası bir tehlikeyi ağaç yaşken eğme mantığıyla ‘uslandırma’ teleşında olduğuna inanıyoruz. Tutuklananlar arasında olan 17 yaşındaki Duygu Kerimoğlu’nun Suriye işgaline karşı Facebook ve Twitter’da yaptığı yorumların tutuklanmasındaki asıl sebep olduğunu düşünüyoruz. Yine tutuklananlar arasında olan Devrim Ali Avcu’nun bilgisayarı bile olmamasına rağmen sırf iktidara muhalif olduğu için rehabilite amacıyla cezaevine gönderildiğini düşünüyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Erbay Değerli ve Uğur Cihan Okutulmuş gibi insanların da RedHack haberlerini paylaştıkları gerekçe gösterilmiş. Asıl mesele bunlardan birinin muhalif, bir rapçı diğerinin ise işçi mücadelesine inanan bir emekçi olması. Hükümetin sanatçılara, gençlere, müzisyenlere, emekçilere vb. ezilenlere tavrını bilenler için yaşananlar hemen anlaşılır durumdadır. Gelelim diğer bir boyuta, korsan yazılım kullanan onlar, emniyet andıçı olayına girip insanların maillerini izinsiz izleyen onlar, illegal iş yapan hackerlara ‘aferin’ diyen onlar, siyasetçilere hakaret eden, jurnalleyen ve ırkçılık yapanlara sessiz kalan onlar, suikast vb ihbarları ciddiye almayan onlar, cemaatlerin yaverliğini yapan onlar ve bunları ortaya çıkaran biziz. Sonra suçlu da biziz! Bir manyak arıyorlarsa bu kim oluyor bu durumda? Bunun cevabını okuyucuya bırakıyoruz! (Bazen kendimden şüphelenmiyor değilim)</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Yayımladığınız belgelerin önemsiz olduğu iddia edildi. Önemsiz mi?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Eğer bunlar önemsiz ve pek de gizliliği olmayan belgelerse neden ‘devlet güvenliğini sarstınız’ diye bizlerin arkasına özel savcılar, polisler, MİT, terörle mücadele şimdi de İnterpol takılıyor. Size bir itirafta bulunalım; biz bu dava ile alakalı her haber çıktığında sevgili Ahmet Kaya’nın o muhteşem eserini, yani ’başım belada’yı dinliyoruz ve şu nakarata yüksek sesle eşlik ediyoruz. ‘Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça!’ Sorunuza gelirsek, tüm RedHack üyeleri görevleri başındadır. Bir hayalet ile savaşmak istediler. Bay burjuvaziye istedikleri savaşı vereceğiz. Onlar bize ‘silahlı örgüt’ diyor ama bilinmeli ki; tek silahımız fikirlerimiz, tek örgütümüz halkımız, tek suçumuz insanlığımız. Bizi yok edebilirsiniz fakat, fikirlerimiz için çok geç kaldınız!”</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Ajan olduğunuz da iddialar arasında?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Evet gizli servis ajanıyım ama sanıldığı gibi emperyalist, kapitalist bir devletin değil. Eğer iktidar emperyalizmin piyonuysa, ordu ABD’nin jandarmasıysa, yargı burjuvazinin oyuncağıysa, yürütme yürümüyorsa, basın ise sadece kendine basıyorsa, bizler için tek çare devrimdir. Bu devrimin kızıl ordusunun bir neferi olmaktan, işçilerin, emekçilerin, köylülerin, öğrencilerin, kadınların ve her türden ezilen dünya halk ve uluslarının, yani ötekilerin devrimci gizli servis ajanı olmaktan onur duyarım. İktidardaki para babası kapitalist zalimlerin arkasında kimler yok ise bizim arkamızda onlar var. Ben ezilen halka umut taşımayı hedef alan sıradan bir neferim. Her devrimci gibi elbette ben de proletaryanın ajanıysam bundan onur duyarım. Onurlu, namuslu, cefakar halkımızın, işcilerimizin, direnen ögretmenlerimizin yani emekçi insanların ajanı olmak bizim için şereftir. Biz buysak ya bizi suçlayanlar, onlar kimin ajanı?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Herhangi bir örgütle bağlantınız var mı?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Bizlerin hiç bir örgütle ne direkt, ne dolaylı bağlantısı vardır. Halkın PKK histerisini kullanarak bizlere kah ‘gizli servis ajanı’ diyorlar, kah ‘bunlar PKKlı’ diyorlar. Amaçları bize olan desteği kesmek. Çünkü onları asıl korkutan yaptıklarımızdan çok halkın bizi desteklemesi, binlerce insanın bu tutuklanmalara rağmen bizlere artarak destek vermesidir. Eğer yüz parçaya bölünmüş sol bir konuda, yani RedHack konusunda, birleşip destek veriyorsa bu iktidardakiler için sonun başlangıcıdır. Çünkü onlar bu ülkeyi cehaleti güçlendirip, bilgiyi yayanları ise birbirine düşürerek, böldükten sonra içeri atarak yönetiyorlar.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
İşte RedHack’in çıkışı bu anlamda onlar için büyük bir kabustur. Bizlerin arkasında samimi Müslümanlar da vardır. Ayrıca Ataturkçü, Kürt, Laz, Alevi ve Ateistler de var. Bu bizi onların örgütü veya partisinden yapmaz. Bugün Cübbeli Hoca’nın taraftarları eğer bizi destekliyorsa, bu bizi İsmailağacı yapmaz. Bugün Kürt halkının kendi kaderini tayin etmesini, tüm ulusların tam hak eşitliğine sahip olmasını savunmamız bizi A veya B örgütünden yapmaz. Biz örgütlerden çok ‘kim haklı’ ona bakarız, örgütlerin zaten bir ismi vardır. Biz herhangi bir örgütün adamı olsaydık çekinmeden ismimizi söylerdik. O kadar şey yaptık, bundan mı sakınacağız. Ama bizim varlığımızın tek nedeni devrimci dayanışma ve devrimin propagandasının bu alanda yapılmasıdır. Bütün bunlara rağmen bazıları bizi A veya B örgütünden görebilir. O örgütlerden görmeleri de zerre kadar bizi ırgalamaz. O tür ‘geri kitleyi hedef alan’ propagandalar TRT’de etkiledikleri ‘Anadolu’dan Görünüm’ müptelası robot insanlar için geçerli, bizler için değil. Tarihsel olarak ‘kimin terörist olacağını’ kazananlar belirleyecek! Ve halklar hiç yenilmedi..</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Bugüne kadar yaptığınız hack eylemleri nelerdir?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Bizler eylemlerimizle anılmayı seven insanlar değildik. Halen de değiliz. Ama maalesef süreç bizi buna mecbur bıraktı. Aslında bugüne kadar hep sessiz sedasız işler yaptık. TİB gibi işler de o sessiz işlerimizdendir. Ayrıca başka bir çok büyük ‘faili meçhul’ işin arkasında da biz varız. Faili meçhul dedik, yanlış anlaşılmasın. Halkın yararına faili meçhul birçok internet olayından bahsetmekteyiz. Ama bugün için bunları açıklamayı uygun bulmuyoruz. Elbet birgün herkes öğrenir.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Yakalanmamayı nasıl başarıyorsunuz?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Bizler onların parayla, güçle satın alamayacağı bir şeyi taşıyoruz, onun adı onur’dur. Bu onur bizleri yenilmez kılıyor. Çünkü demir parmaklılar onuru yok edemez, çünkü onuru yüreğinde taşıyanlar bunu kolay kolay kaybetmez. Ya cebinde taşıyanlar? Kendi vatandaşına ‘takla ve göbek at’ diye dalga geçen biri zaten cebinde taşıdığı onurunu çoktan düşürmüştür.</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Hack yapmaya devam edecek misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Eylemlerimiz artarak, onların emekçilere orantısız şiddetine oranla ‘orantılı’ sürecek. Benden sonra da nice MaNYaK’lar nice gelecek. Bu mücadele, onlar, yani vatandaşı sömüren seçkin kravatlılar başka bir ülkeye sığınana kadar devam edecek. Biz halkların hükümetlerden değil, hükümetlerin halklardan korkması gerektiğini düşünenleriz. Korkarak, diz çökerek, susarak, ‘başıma birşey gelmesin’ diye haksızlığa boyun eğerek koskoca bir hayatı acınası bir şekilde yaşamak mı? Kalsın, biz böyle iyiyiz...</p>
<p style="text-indent: 0.63cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Son olarak, RedHack’te birden fazla MaNYaK var. O bir sembol. Yıllarca değişir durur. Bugün benim, yarın başkası. Belki onlarca belki de daha fazla var, kim bilebilir? Gerçi artık MaNYaK yerine Şirin Baba’yı önder seçtik, daha sevimli.</p>"Marksistiz ve Hiçbir Mücadele Aracını Reddetmiyoruz"2012-04-05T10:12:42Z2012-04-05T10:12:42Zhttp://mucadelebirligi.com/soylesi/marksistiz-ve-hicbir-mucadele-aracini-reddetmiyoruz.htmlozzinfo@mucadelebirligi.com<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/cesitli/RedHack/RedHack05.jpg" />Emeğin Dünyası Gazetesi'nin RedHack ile ilgili yaptıkları röportajı yayınlıyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Emeğin Dünyası:</b> RedHack'ı duymayan kalmadı. Ama biz yine sizden bize kısaca RedHack'tan bahsetmenizi isteyeceğiz?</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>RedHack:</b> Bizler 97 yılında devrimcilerin siber saldırı-savunma araştırma-geliştirme grubu olarak "örgüt ayrımı yapmadan" bir bütün olarak Devrimci harekete kan taşıma maksadıyla kurulduk. O günden bu yana "aralıksız" bu alanda muhaliflerin sesi olmaya, eşit adil sömürüsüz bir dünya mücadelesine kendi alanımızdan destek olmaya çalışıyoruz. Fakat bizler Mobesse sistemlerine girilmesinden İstanbul’daki trafik cezalarının silinmesine, tüm valilikleri aynı anda hacklemekten, e-devleti çökertmeye, hatta Adnan Oktar gibi sahtekârların bütün sayfalarını -ki 1000’nin üstündedir- aynı anda hackledik ve Sivas katliamı, 19 Aralık, Mahir Deniz İbrahim gibi devrimci önderlerin anmalarını bu alanda binlerce site kırarak yaptık, duyurduk! Fakat bu eylemler klasik sansür mekanizmasıyla halktan kısmen gizlendi, bir tek devrimci yayınlar haber yaptı, o çevrelerce bilindi. Şu an 15 senenin ardından halen devam ediyoruz…</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Emeğin Dünyası: </b>Bilişim alanı önemli bir alan. RedHack bu alanda bir boşluğu doldurdu ve ilgiyi bu alana çekti. Bunu nasıl başardınız?</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>RedHack:</b> Aslında bu alanı seçtiğimizde çok tepki almıştık, "ne basabilirsiniz ki" denilmişti, hatta halen "klavye devrimcileri" gibi ithamlarla "sol sekter" bakış açısıyla yargılandığımız, devrimci çevreler içerisinde ki "dogmatik" bakış açısıyla haberlerimizin sansürlendiği de oluyor. Bunun nedenini "alışıla gelmiş" yöntemleri dışına çıkamayan ve her olaya "statükocu" mantıkla bakan anlayışın ürünü olarak görmekteyiz. İste bu süreçte bunlar yaşanırken biz 97 yılında bu alanın "emekçilerin mücadele alanlarından biri olabileceğini" düşündük.. Çünkü Bizler Marksistiz ve Marksizmin "hiç bir mücadele aracını reddetmeme" kuramına inanmakta, "somut koşulların somut tahlili" ilkesini günlük yaşantımızda uyarlamaktayız. Bize "yeni model devrimci" diyorlar, fakat bizim "yeni" olan tarafımız sadece kullandığımız araçlar ve "konum kaygısı gütmeden" bir bütün olarak "samimice" devrimci hareketi savunmamızdır.</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Emeğin Dünyası:</b> RedHack'ın işçi sınıfı ve emekçilerin eylemlerine yapılan saldırılara anı anına cevap vermesini çok önemsiyoruz. İşçi sınıfı ve emekçilerin, yaptığınız bu destek eylemlerinin daha fazla farkında olması için ne yapıla bilir?</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>RedHack:</b> Bunların daha fazla farkında olması "basın yayın" organlarımızın buna yer vermesi, bunu işlemesiyle mümkündür. Hatta devrimci kurumların Bu olayı bir ders, "kurumsal bir bölüm" olarak algılayarak kadrolarına sunmaları önemlidir. Çünkü bu sizde farkındaysanız yaklaşık 1 aydır Ana akım medya ve egemenlerin tüm cabalarına rağmen sosyal medyadaki gücümüzle sansürü deliyor, orak çekiçlerimizle gazeteleri süslüyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Emeğin Dünyası:</b> Devrimci basın ve yayın organlarında dijital alana ilişkin pek yazı çıkmıyor, bizim hatırladığımız "Dijital Kızıl" diye bir yazı var. O yazı da dikkatinizi çekmişti zaten. Bu tür yazıların artması için sizce ne yapıla bilir.</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>RedHack:</b> İste tamda bu sebeple, devrimci basın yayın organlarının bu olaylar hakkında araştırma yazılarına önem vermesi, kriptoloji bilgi güvenliği, saldırı ve savunma alanları gibi birçok konuda taraftarlarının eğitilmesi gerekmektedir. Bu eğitimlere ek olarak "internetin ve zamanın doğru kullanılması"da eklenmeli "araç ve sahipleri" ilişkisinin doğru analiz edilmesi şarttır. Ve seneler önce Mücadele Birliği’nde çıkan "dijital kızıl" isimli yazı gerçekten önemlidir, ilk defa birileri bu olayın ideolojik tarafını ve nereye gidebileceğini görmüştür, bu tür yazıların diğer devrimci basınımızda çıkması temennimizdir. Çünkü farkında değiller belki ama biz onların propagandası için varız, işçinin emekçinin mücadelesi için varız. Buna gereken önem verilmese bu alanda geri kalmamız kimin işine yarayacak düşünülmeli? Herkes kaygısını gütmeli. Bugün eğer RedHack eylemleri sayesinde binlerce "değişik görüşten insan" devrimcilere ve dürüstlüklerine inanıyorsa ve RedHack babında Komünistleri destekliyorsa, bu bir şeyleri başarılı yaptığımızın göstergesidir. Bunu büyütmek için ve RedHack’ı sürdürmek için gerekirse tüm devrimci kurumlar "kendilerine özel" bir RedHack birliği oluşturmalı, RedHack’ı daimi sürdürmelidir! Bu anlamda bizimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederiz, sizlerden de mücadelemize desteğinizi beklediğimizi bilmenizi, bu alanda halen boşta olan "ideolojik zemini" oturtma adına Teknoloji ve Sosyalizm noktasındaki diyalektik bağda yardımcı olmanız temennimizdir.. Varolsun emeğin mücadelesi. Varolsun devrimci dayanışma ve onun ürünü olarak bilişim ve iletişim alanında baş kaldıran RedHack emekçileri..</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Emeğin Dünyası:</b> İşçi sınıfı adına bu röportajı bizim ile yaptığınız için çok teşekkür ediyoruz. İyi akşamlar kendinize iyi bakın. Daima</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>RedHack:</b> Sizde, sınıfa bin selam! Ne zincirlerimizden, Ne Mouse'umuzdan başka kaybedecek bir şeyimiz yok ;)</p><p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/cesitli/RedHack/RedHack05.jpg" />Emeğin Dünyası Gazetesi'nin RedHack ile ilgili yaptıkları röportajı yayınlıyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Emeğin Dünyası:</b> RedHack'ı duymayan kalmadı. Ama biz yine sizden bize kısaca RedHack'tan bahsetmenizi isteyeceğiz?</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>RedHack:</b> Bizler 97 yılında devrimcilerin siber saldırı-savunma araştırma-geliştirme grubu olarak "örgüt ayrımı yapmadan" bir bütün olarak Devrimci harekete kan taşıma maksadıyla kurulduk. O günden bu yana "aralıksız" bu alanda muhaliflerin sesi olmaya, eşit adil sömürüsüz bir dünya mücadelesine kendi alanımızdan destek olmaya çalışıyoruz. Fakat bizler Mobesse sistemlerine girilmesinden İstanbul’daki trafik cezalarının silinmesine, tüm valilikleri aynı anda hacklemekten, e-devleti çökertmeye, hatta Adnan Oktar gibi sahtekârların bütün sayfalarını -ki 1000’nin üstündedir- aynı anda hackledik ve Sivas katliamı, 19 Aralık, Mahir Deniz İbrahim gibi devrimci önderlerin anmalarını bu alanda binlerce site kırarak yaptık, duyurduk! Fakat bu eylemler klasik sansür mekanizmasıyla halktan kısmen gizlendi, bir tek devrimci yayınlar haber yaptı, o çevrelerce bilindi. Şu an 15 senenin ardından halen devam ediyoruz…</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Emeğin Dünyası: </b>Bilişim alanı önemli bir alan. RedHack bu alanda bir boşluğu doldurdu ve ilgiyi bu alana çekti. Bunu nasıl başardınız?</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>RedHack:</b> Aslında bu alanı seçtiğimizde çok tepki almıştık, "ne basabilirsiniz ki" denilmişti, hatta halen "klavye devrimcileri" gibi ithamlarla "sol sekter" bakış açısıyla yargılandığımız, devrimci çevreler içerisinde ki "dogmatik" bakış açısıyla haberlerimizin sansürlendiği de oluyor. Bunun nedenini "alışıla gelmiş" yöntemleri dışına çıkamayan ve her olaya "statükocu" mantıkla bakan anlayışın ürünü olarak görmekteyiz. İste bu süreçte bunlar yaşanırken biz 97 yılında bu alanın "emekçilerin mücadele alanlarından biri olabileceğini" düşündük.. Çünkü Bizler Marksistiz ve Marksizmin "hiç bir mücadele aracını reddetmeme" kuramına inanmakta, "somut koşulların somut tahlili" ilkesini günlük yaşantımızda uyarlamaktayız. Bize "yeni model devrimci" diyorlar, fakat bizim "yeni" olan tarafımız sadece kullandığımız araçlar ve "konum kaygısı gütmeden" bir bütün olarak "samimice" devrimci hareketi savunmamızdır.</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Emeğin Dünyası:</b> RedHack'ın işçi sınıfı ve emekçilerin eylemlerine yapılan saldırılara anı anına cevap vermesini çok önemsiyoruz. İşçi sınıfı ve emekçilerin, yaptığınız bu destek eylemlerinin daha fazla farkında olması için ne yapıla bilir?</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>RedHack:</b> Bunların daha fazla farkında olması "basın yayın" organlarımızın buna yer vermesi, bunu işlemesiyle mümkündür. Hatta devrimci kurumların Bu olayı bir ders, "kurumsal bir bölüm" olarak algılayarak kadrolarına sunmaları önemlidir. Çünkü bu sizde farkındaysanız yaklaşık 1 aydır Ana akım medya ve egemenlerin tüm cabalarına rağmen sosyal medyadaki gücümüzle sansürü deliyor, orak çekiçlerimizle gazeteleri süslüyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Emeğin Dünyası:</b> Devrimci basın ve yayın organlarında dijital alana ilişkin pek yazı çıkmıyor, bizim hatırladığımız "Dijital Kızıl" diye bir yazı var. O yazı da dikkatinizi çekmişti zaten. Bu tür yazıların artması için sizce ne yapıla bilir.</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>RedHack:</b> İste tamda bu sebeple, devrimci basın yayın organlarının bu olaylar hakkında araştırma yazılarına önem vermesi, kriptoloji bilgi güvenliği, saldırı ve savunma alanları gibi birçok konuda taraftarlarının eğitilmesi gerekmektedir. Bu eğitimlere ek olarak "internetin ve zamanın doğru kullanılması"da eklenmeli "araç ve sahipleri" ilişkisinin doğru analiz edilmesi şarttır. Ve seneler önce Mücadele Birliği’nde çıkan "dijital kızıl" isimli yazı gerçekten önemlidir, ilk defa birileri bu olayın ideolojik tarafını ve nereye gidebileceğini görmüştür, bu tür yazıların diğer devrimci basınımızda çıkması temennimizdir. Çünkü farkında değiller belki ama biz onların propagandası için varız, işçinin emekçinin mücadelesi için varız. Buna gereken önem verilmese bu alanda geri kalmamız kimin işine yarayacak düşünülmeli? Herkes kaygısını gütmeli. Bugün eğer RedHack eylemleri sayesinde binlerce "değişik görüşten insan" devrimcilere ve dürüstlüklerine inanıyorsa ve RedHack babında Komünistleri destekliyorsa, bu bir şeyleri başarılı yaptığımızın göstergesidir. Bunu büyütmek için ve RedHack’ı sürdürmek için gerekirse tüm devrimci kurumlar "kendilerine özel" bir RedHack birliği oluşturmalı, RedHack’ı daimi sürdürmelidir! Bu anlamda bizimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederiz, sizlerden de mücadelemize desteğinizi beklediğimizi bilmenizi, bu alanda halen boşta olan "ideolojik zemini" oturtma adına Teknoloji ve Sosyalizm noktasındaki diyalektik bağda yardımcı olmanız temennimizdir.. Varolsun emeğin mücadelesi. Varolsun devrimci dayanışma ve onun ürünü olarak bilişim ve iletişim alanında baş kaldıran RedHack emekçileri..</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Emeğin Dünyası:</b> İşçi sınıfı adına bu röportajı bizim ile yaptığınız için çok teşekkür ediyoruz. İyi akşamlar kendinize iyi bakın. Daima</p>
<p style="text-indent: 0.65cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>RedHack:</b> Sizde, sınıfa bin selam! Ne zincirlerimizden, Ne Mouse'umuzdan başka kaybedecek bir şeyimiz yok ;)</p>İşimi Geri Alana Kadar Devam!2012-03-14T13:35:40Z2012-03-14T13:35:40Zhttp://mucadelebirligi.com/soylesi/isimi-geri-alana-kadar-devam.htmlozzinfo@mucadelebirligi.com<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/direnen-isciler/CanselMalatyali1.jpg" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/direnen-isciler/CanselMalatyali2.jpg" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/direnen-isciler/CanselMalatyali3.jpg" />4,5 yıl Ankara İnşaat Mühendisleri Odası'nda çalıştıktan sonra "Performans düşüklüğü" gerekçesi ile işten çıkartılan Cansel Malatyalı, 24 gündür İnşaat Mühendisleri Odası'nın önünde hafta içi her gün sabah 08.30'dan akşam 18.00'e kadar işini geri almak için oturma eylemi gerçekleştiriyor. Kendisi ile yaşadıklarını konuştuk;</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Yaşadıklarınızı kısaca anlatabilir misiniz ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı:</b> 2007'de işe başladım. 3-5 ay sonra mobbing başladı, sözlü saldırı, tuvalet yasağı, önceden personele verilen yemek paralarının odanın lokaline verilmesi ve oradan yemek yemeye zorlanması, insanların içinde bağırılarak hakaret edilmesi, çalıştığım mutfaktan çıkma yasağı vb. Bunlara ses çıkardığım için "performans düşüklüğü" gerekçesi ile işten atıldım. İşten atıldıktan sonra 18 gün kadar destek almak için kitle örgütlerini, sendikaları gezdim. 20 Şubat günü basın açıklaması yaparak İMO'nun önünde oturma eylemime başladım. 24 gündür devam ediyorum. Buradan gitmem için bana başka yerlerde iş ayarlamayı teklif ettiler, bunları kabul etmedim. Haklılığımı bildiğim için, direnme azmimi de buradan alıyorum, işimi geri istiyorum. Utanacak bir şey yapsaydım zaten burada olmazdım.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Emekçilerin hakkını savunma iddiasında olan bir demokratik kitle örgütünde böyle bir şeyin yaşanıyor olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı: </b>Devletin diliyle "performans düşüklüğü" denmesi bile aslında buradaki yapının demokratikliğini gösteriyor.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Çevrenizdeki insanlardan, yoldan geçenlerden vb. insanlardan nasıl tepkiler aldınız ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı:</b> İnsanlardan gelen tepkiler çok iyi. Bir tek kişiden olumsuz bir tepki aldım, o da başka bir yerde işverenmiş. Onun dışında herkesten çok olumlu tepkiler aldım.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Toplumun ataerkil yapısından dolayı emekçi kadınlar genellikle bir de aile baskısı ile karşılaşırlar. Ancak son zamanlarda Batıgül Tunç , Türkan Albayrak , Aynur Çamalan ve sizin gibi emekçi kadınlar tek başlarına eyleme başlıyorlar. Siz aynı zamanda evli ve iki çocuk annesisiniz ve burada kardeşlerinizle birliktesiniz. Eşiniz, aileniz size destek veriyorlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı:</b> Ailemle birlikte bir çok şeyin farkındayız. Haksa bütün insanlar için hak, kadın erkek bu önemli değil. Ailemde hep yanımda. Son dönemde yaşanan emekçi kadın direnişleri de kadınların işyerlerinde var olan erkek hegemonyasına isyan ettiğinin de bir göstergesi.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bir emekçi kadın olarak, bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde direnişteydiniz. O gün neler yaşadınız ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı: </b>Tez-Kop İş Sendikası bir salon etkinliği gerçekleştirdi, orada sanatçı dostlarımızda vardı. Bana da o gün söz hakkı verdiler. Daha sonra hep birlikte oturma eylemini gerçekleştirdim yere gelerek bana destek verdiler, burada halaylar çektik.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Eyleminiz boyunca herhangi bir baskı, tehdit vb. şeylerle karşı karşıya kaldınız mı ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı: </b>Şu an için böyle bir şey yok. Basın açıklaması yaptığımız zaman sivil polisler gelerek çekim yaptılar, aramıza girmek istediler ancak buna izin vermedik. Onun dışında henüz böyle bir şey yaşamadık.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı: </b>İşimi geri alana kadar direnişe devam ediyorum, destek bekliyorum.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Röportaj için teşekkür ederiz.</p><p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/direnen-isciler/CanselMalatyali1.jpg" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/direnen-isciler/CanselMalatyali2.jpg" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/direnen-isciler/CanselMalatyali3.jpg" />4,5 yıl Ankara İnşaat Mühendisleri Odası'nda çalıştıktan sonra "Performans düşüklüğü" gerekçesi ile işten çıkartılan Cansel Malatyalı, 24 gündür İnşaat Mühendisleri Odası'nın önünde hafta içi her gün sabah 08.30'dan akşam 18.00'e kadar işini geri almak için oturma eylemi gerçekleştiriyor. Kendisi ile yaşadıklarını konuştuk;</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Yaşadıklarınızı kısaca anlatabilir misiniz ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı:</b> 2007'de işe başladım. 3-5 ay sonra mobbing başladı, sözlü saldırı, tuvalet yasağı, önceden personele verilen yemek paralarının odanın lokaline verilmesi ve oradan yemek yemeye zorlanması, insanların içinde bağırılarak hakaret edilmesi, çalıştığım mutfaktan çıkma yasağı vb. Bunlara ses çıkardığım için "performans düşüklüğü" gerekçesi ile işten atıldım. İşten atıldıktan sonra 18 gün kadar destek almak için kitle örgütlerini, sendikaları gezdim. 20 Şubat günü basın açıklaması yaparak İMO'nun önünde oturma eylemime başladım. 24 gündür devam ediyorum. Buradan gitmem için bana başka yerlerde iş ayarlamayı teklif ettiler, bunları kabul etmedim. Haklılığımı bildiğim için, direnme azmimi de buradan alıyorum, işimi geri istiyorum. Utanacak bir şey yapsaydım zaten burada olmazdım.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Emekçilerin hakkını savunma iddiasında olan bir demokratik kitle örgütünde böyle bir şeyin yaşanıyor olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı: </b>Devletin diliyle "performans düşüklüğü" denmesi bile aslında buradaki yapının demokratikliğini gösteriyor.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Çevrenizdeki insanlardan, yoldan geçenlerden vb. insanlardan nasıl tepkiler aldınız ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı:</b> İnsanlardan gelen tepkiler çok iyi. Bir tek kişiden olumsuz bir tepki aldım, o da başka bir yerde işverenmiş. Onun dışında herkesten çok olumlu tepkiler aldım.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Toplumun ataerkil yapısından dolayı emekçi kadınlar genellikle bir de aile baskısı ile karşılaşırlar. Ancak son zamanlarda Batıgül Tunç , Türkan Albayrak , Aynur Çamalan ve sizin gibi emekçi kadınlar tek başlarına eyleme başlıyorlar. Siz aynı zamanda evli ve iki çocuk annesisiniz ve burada kardeşlerinizle birliktesiniz. Eşiniz, aileniz size destek veriyorlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı:</b> Ailemle birlikte bir çok şeyin farkındayız. Haksa bütün insanlar için hak, kadın erkek bu önemli değil. Ailemde hep yanımda. Son dönemde yaşanan emekçi kadın direnişleri de kadınların işyerlerinde var olan erkek hegemonyasına isyan ettiğinin de bir göstergesi.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bir emekçi kadın olarak, bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde direnişteydiniz. O gün neler yaşadınız ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı: </b>Tez-Kop İş Sendikası bir salon etkinliği gerçekleştirdi, orada sanatçı dostlarımızda vardı. Bana da o gün söz hakkı verdiler. Daha sonra hep birlikte oturma eylemini gerçekleştirdim yere gelerek bana destek verdiler, burada halaylar çektik.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Eyleminiz boyunca herhangi bir baskı, tehdit vb. şeylerle karşı karşıya kaldınız mı ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı: </b>Şu an için böyle bir şey yok. Basın açıklaması yaptığımız zaman sivil polisler gelerek çekim yaptılar, aramıza girmek istediler ancak buna izin vermedik. Onun dışında henüz böyle bir şey yaşamadık.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı ?</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Cansel Malatyalı: </b>İşimi geri alana kadar direnişe devam ediyorum, destek bekliyorum.</p>
<p style="text-indent: 0.53cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Röportaj için teşekkür ederiz.</p>"İnsanca Koşullarca Çalışmak, İnsanca Yaşamak İçin"2011-12-05T17:12:23Z2011-12-05T17:12:23Zhttp://mucadelebirligi.com/soylesi/insanca-kosullarca-calismak-insanca-yasamak-icin.htmlserpilinfo@mucadelebirligi.com<p style="margin-bottom: 0cm">
Yoğun çalışma koşulları, düzenli ödenmeyen ücretleri ve zorunlu mesaileri nedeniyle bu kölece çalışma koşullarına karşı sesini yükselten ve zorunlu Cumartesi mesaisini reddettiği için işten atılan Moda Stil Giyim işçisi Yavuz Güneş işyeri önünde direnişe başlayacağı duyurusunda bulundu. 5 Aralık Pazartesi günü yaptığı basın açıklaması sonrasında kendisiyle kısa bir konuşma yaptık:</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi:</b> Merhaba, işyeri koşullarını kısaca az önce aktardınız, ama çalışma koşullarınızı ve bu eyleme karar veriş sürecinize ilişkin biraz daha bilgi alabilir miyiz?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş:</b> Burada iki yıldır çalışıyorum, makineci olarak... İçeride tam bir kölelik düzeni var. Gerçi bu semtte yüzlerce atölye var, hemen hepsi de aynı şartlarda çalıştırıyor işçileri... Uzun zamandır ücretlerimizi doğru düzgün alamaz olduk.. Daha önce de bu konuda sorunlarımız oldu, çalışma koşullarımız çok ağır... Saat 08.00-08.15 işbaşı yapıyoruz, akşam 19.30 da ancak paydos ediyoruz, o da mesailer olmazsa, bu arada ancak 45 dakikalık bir yemek molamız var onun dışında dinlenme zamanımız yok... Bir de son zamanlarda iyice artan zorunlu mesailer başladı. Bu kadar çalışmanın üstüne bir de Cumartesileri zorunlu mesai başlatıldı. Bizim zaten gün içinde hızlı bir çalışma temposunda tüm gücümüz tükeniyor. Ben zorunlu mesaiyi reddettim.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b>Cumartesi günü zorunlu mesai dendiğinde işi mi gelmediniz?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş:</b> Evet, önceden söyledim, ben çalışamam diye, servisimiz, yok, yemekler berbat, bir çay, bir sigara içecek vaktimiz dahi olmuyor, yorgun, uzun çalışma saatlerinden bitkin düşüyoruz, paramızı da düzgün alamıyoruz. Bu şartlara daha ne kadar katlanacağım diye düşündüm.... Cumartesi işe gelmedim. Pazartesi mesai saatinde içeriye girdim, bana işime son verildiğini söylediler. Ben de patronun yanına gittim, benim maaşımı, mesailerimi vs. alacaklarımı ödesin diye, tek bir kelime söylemedi.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b>Sadece işten atıldığınızı mı söyledi?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş: </b>Sabah ben işbaşı yapıyorum diye içeri girdim, sonra bana işten çıkarıldığım söylendi. Patronla konuşmaya gittiğimde de. 'Ben bu koşullarda seninle çalışamam' dedi. Benim içerde param var onu öde deyince de paramız yok diyor. Tamam şimdi parası yok diyelim, şu zaman öderim, şu kadar alacağın var demiyor. İşten çıkartılıyorsam, alacağım hesaplanır, hepsi ödenmiyorsa da işçinin eline bir kısım alacağı ödenir, gerisi için de bir zaman söylenir, ama patron hiçbir açıklama yapmadı. Ben de eyleme geçmeye karar verdim. Bu kölece çalışma koşullarına karşı bir şeyler yapmaya başlamak gerekir.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
Bu arada işten daha önce ayrılmış bir Moda Stil işçisi söze giriyor.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>İşten Ayrılan İşçi: </b>Burada biz çok sorunlar yaşadık, içeride kölece bir çalışma var... En ufak bir ses çıkardığınızda bir şeye itiraz ettiğinizde ya gelip birileri sizinle konuşuyor, ikna ediyor ya da biraz para verip susturmaya çalışıyor, sesinizi kısmazsanız da işten atıyorlar. Daha önce burada bu para ödenmeyişine, yemeklerin kötü olmasına, zorunlu mesailere karşı itirazı olan arkadaşlar oldu, onlardan yedi kişiyi işten çıkardılar bayramdan bir süre önce...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi:</b> İşten atılanların, dışında itiraz edenler de var, onları kısmen ödeme yaparak mı susturuyorlar?<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/direnen-isciler/modastil_yavuzgunes/5Aralik_sultangazi_beldiyesionu04.JPG" /></p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>İşten Ayrılan işçi:</b> Bunlar genelde biraz patron yanlısı olmaya hazır insanlar, ya da çok ihtiyacı olan, işten atılma kaygısını daha çok duyanlar bir bir şekilde bunlarla konuşup ikna ettiler, kimilerine biraz ödeme yaptılar, bir şekilde susturdular. Burada koşullar çok zor gerçekten, dayanılacak koşullar değil... Ben de defalarca konuştum patronla baktım ki olmuyor, bıraktım işi...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi:</b> Biraz yaşam koşullarınızdan da bahseder misiniz?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş: </b>Ben iki yıldır burada çalışıyorum, arkadaşımın dediği gibi servis yok, maaşlarımızı düzenli alamıyoruz, bayramdan sonra para alamadık, normalde her ayın yirmisinde avans verilmesi <span style="font-weight: normal">gerekiyor, ama onu da alamıyoruz bir süredir. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b><span style="font-weight: normal">İşe gidip gelebilmeniz için bile para gerekli... Avans da alamazsanız nasıl olacak...</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş:</b><span style="font-weight: normal"> Evet, servisimiz yok, yol parası gerekir benim bir ailem var ihtiyaçlarnı karşılamam gereken... </span>Bu şekilde nasıl geçineceğiz, benim üç tane çocuğum var ve ikisini okula gönderiyorum... Bu şartlarda bir aile olarak yaşamımızı sürdürmemiz imkansız...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b>Ağır çalışma koşulları, zorunlu mesai.... ödenmeyen ücretler... nereye kadar devam edecek dediniz sonunda...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş:</b> Evet, buralarda hep böyle ama, atölyelerde çok kötü koşullarda çalışıyoruz, doğru dürüst yemek çıkmıyor, her taraf pis, bir çay bir sıgara içecek zamanımız yok... Sadece öğlenleri 45 dakika yemek molamız var. Bu kölece çalışma koşullarını değiştirmek için bir yerlerden başlamak gerekir. Bir insan ne kadar dayanabilir ki oniki saat çalışmaya... Ardından zorunlu mesailer...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b>Yoğun ve uzun çalışma sonunda iş kazaları da artıyor, fazla çalışmanın bir yönü de bunu getiriyor...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş:</b> Patrona anlatabilsek bir de... Hızlı bir çalışma temposu var, çalışma saatleri uzun, böyle çalışınca bir süre sonra iş de kötü çıkar, hatalar çoğalır, iş kazaları artar, bir bakmışsın elini dikmişsin makinede... Ama anlatamıyoruz. Hep elimizi taşın altına sokmamız gerekiyor...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b>Nasıl?.. Anlamadım...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Y.G. ve Diğer İşçi: </b>Ücretlerimizi almak istediğimizde, mesailerin ödenmesini söylediğimizde patron böyle diyor, burası işyeri, hepimiz ekmek yiyoruz, herkes elini taşın altına sokacak biraz diyor.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b>Bunlar genellikle işçiler oluyor anlaşılan...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Y.G. ve Diğer İşçi: </b>Hep işçi elini taşın altına sokuyor zaten nedense... Patronun parası olmaz, işçi elini taşın altına sokar, ne yapar para almak için biraz daha bekler... Patron alacaklarını tahsil edememiştir, yine işçi elini taşın altına sokar.... yeni sipariş gelmiştir yetişmesi lazım yine işçi elini taşın altına sokar... Daha çok çalışıp işleri yetiştirir... Hep işçinin eli taşın altında gördüğünüz gibi....</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi:</b> İşten çıkarıldıktan sonra yasal anlamda bir işlem yaptınız mı?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş: </b>Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne başvuruda bulundum... Oradaki işlemler tamamlanınca sanırım iş mahkemelerine devrolacak... Takip edeceğiz... Bu işler de çok uzun sürer ama...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi:</b> Genelde bir ay içinde Bölge Çalşma Müdürlüğü'nden bir yanıt gelir... Ama mahkemeyle uğraşmanız gerekirse önce paranızı hazırlamınız gerekli.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş: </b>İş Mahkemesi için mi? Bölge Çalışma Müdürlüğü gerekli görürse sanırım oraya iş mahkemesinde işlemler başlayacak...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği:</b> Mahkeme harçlarını düzenleyen yasa maddeleri değişti... Eskisi gibi dava açamıyorsunuz.... Paranızı almak için de dava açsanız, yüklü bir miktar para harç yatırmanız gerekiyor işlemleri başlatabilmeniz için... Sonra çıkacak masraflar olursa o da ayrı...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş: </b>Öyleymiş... öğrendim bende....</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi:</b> Teşekkür ederim, sohbetiniz için, söylemek istediğiniz bir şey var mı?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş: </b>Sağolun, ben buradan çevredeki ve duyarlı işçi arkadaşlara çağrıda bulundum, bu kölece çalışma koşullarına bir şekilde dur demek, bir yerlerden başlamak gerekir İnsanca koşullarda çalışmak, insanca yaşamak için birlikte birşeyler yapmak, birlikte mücadele etmek zorundayız.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b><span style="font-weight: normal">Bu çevrede bir çok tekstil atölyesi var, yüzlerce binlerce de sizin koşullarınızda çalışan işçi... Belki bir süre sonra sizin gibi koşullarını değşitirmek isteyen işçiler çıkar, birlikte mücadele edenler çıkar. </span>Bir gelişme olursa haberdar olmak isteriz. Umarım eyleminiz kazanımla sonuçlanır.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<b>Yavuz Güneş:</b> Sağolun...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
</p><p style="margin-bottom: 0cm">
Yoğun çalışma koşulları, düzenli ödenmeyen ücretleri ve zorunlu mesaileri nedeniyle bu kölece çalışma koşullarına karşı sesini yükselten ve zorunlu Cumartesi mesaisini reddettiği için işten atılan Moda Stil Giyim işçisi Yavuz Güneş işyeri önünde direnişe başlayacağı duyurusunda bulundu. 5 Aralık Pazartesi günü yaptığı basın açıklaması sonrasında kendisiyle kısa bir konuşma yaptık:</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi:</b> Merhaba, işyeri koşullarını kısaca az önce aktardınız, ama çalışma koşullarınızı ve bu eyleme karar veriş sürecinize ilişkin biraz daha bilgi alabilir miyiz?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş:</b> Burada iki yıldır çalışıyorum, makineci olarak... İçeride tam bir kölelik düzeni var. Gerçi bu semtte yüzlerce atölye var, hemen hepsi de aynı şartlarda çalıştırıyor işçileri... Uzun zamandır ücretlerimizi doğru düzgün alamaz olduk.. Daha önce de bu konuda sorunlarımız oldu, çalışma koşullarımız çok ağır... Saat 08.00-08.15 işbaşı yapıyoruz, akşam 19.30 da ancak paydos ediyoruz, o da mesailer olmazsa, bu arada ancak 45 dakikalık bir yemek molamız var onun dışında dinlenme zamanımız yok... Bir de son zamanlarda iyice artan zorunlu mesailer başladı. Bu kadar çalışmanın üstüne bir de Cumartesileri zorunlu mesai başlatıldı. Bizim zaten gün içinde hızlı bir çalışma temposunda tüm gücümüz tükeniyor. Ben zorunlu mesaiyi reddettim.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b>Cumartesi günü zorunlu mesai dendiğinde işi mi gelmediniz?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş:</b> Evet, önceden söyledim, ben çalışamam diye, servisimiz, yok, yemekler berbat, bir çay, bir sigara içecek vaktimiz dahi olmuyor, yorgun, uzun çalışma saatlerinden bitkin düşüyoruz, paramızı da düzgün alamıyoruz. Bu şartlara daha ne kadar katlanacağım diye düşündüm.... Cumartesi işe gelmedim. Pazartesi mesai saatinde içeriye girdim, bana işime son verildiğini söylediler. Ben de patronun yanına gittim, benim maaşımı, mesailerimi vs. alacaklarımı ödesin diye, tek bir kelime söylemedi.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b>Sadece işten atıldığınızı mı söyledi?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş: </b>Sabah ben işbaşı yapıyorum diye içeri girdim, sonra bana işten çıkarıldığım söylendi. Patronla konuşmaya gittiğimde de. 'Ben bu koşullarda seninle çalışamam' dedi. Benim içerde param var onu öde deyince de paramız yok diyor. Tamam şimdi parası yok diyelim, şu zaman öderim, şu kadar alacağın var demiyor. İşten çıkartılıyorsam, alacağım hesaplanır, hepsi ödenmiyorsa da işçinin eline bir kısım alacağı ödenir, gerisi için de bir zaman söylenir, ama patron hiçbir açıklama yapmadı. Ben de eyleme geçmeye karar verdim. Bu kölece çalışma koşullarına karşı bir şeyler yapmaya başlamak gerekir.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
Bu arada işten daha önce ayrılmış bir Moda Stil işçisi söze giriyor.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>İşten Ayrılan İşçi: </b>Burada biz çok sorunlar yaşadık, içeride kölece bir çalışma var... En ufak bir ses çıkardığınızda bir şeye itiraz ettiğinizde ya gelip birileri sizinle konuşuyor, ikna ediyor ya da biraz para verip susturmaya çalışıyor, sesinizi kısmazsanız da işten atıyorlar. Daha önce burada bu para ödenmeyişine, yemeklerin kötü olmasına, zorunlu mesailere karşı itirazı olan arkadaşlar oldu, onlardan yedi kişiyi işten çıkardılar bayramdan bir süre önce...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi:</b> İşten atılanların, dışında itiraz edenler de var, onları kısmen ödeme yaparak mı susturuyorlar?<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/direnen-isciler/modastil_yavuzgunes/5Aralik_sultangazi_beldiyesionu04.JPG" /></p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>İşten Ayrılan işçi:</b> Bunlar genelde biraz patron yanlısı olmaya hazır insanlar, ya da çok ihtiyacı olan, işten atılma kaygısını daha çok duyanlar bir bir şekilde bunlarla konuşup ikna ettiler, kimilerine biraz ödeme yaptılar, bir şekilde susturdular. Burada koşullar çok zor gerçekten, dayanılacak koşullar değil... Ben de defalarca konuştum patronla baktım ki olmuyor, bıraktım işi...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi:</b> Biraz yaşam koşullarınızdan da bahseder misiniz?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş: </b>Ben iki yıldır burada çalışıyorum, arkadaşımın dediği gibi servis yok, maaşlarımızı düzenli alamıyoruz, bayramdan sonra para alamadık, normalde her ayın yirmisinde avans verilmesi <span style="font-weight: normal">gerekiyor, ama onu da alamıyoruz bir süredir. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b><span style="font-weight: normal">İşe gidip gelebilmeniz için bile para gerekli... Avans da alamazsanız nasıl olacak...</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş:</b><span style="font-weight: normal"> Evet, servisimiz yok, yol parası gerekir benim bir ailem var ihtiyaçlarnı karşılamam gereken... </span>Bu şekilde nasıl geçineceğiz, benim üç tane çocuğum var ve ikisini okula gönderiyorum... Bu şartlarda bir aile olarak yaşamımızı sürdürmemiz imkansız...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b>Ağır çalışma koşulları, zorunlu mesai.... ödenmeyen ücretler... nereye kadar devam edecek dediniz sonunda...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş:</b> Evet, buralarda hep böyle ama, atölyelerde çok kötü koşullarda çalışıyoruz, doğru dürüst yemek çıkmıyor, her taraf pis, bir çay bir sıgara içecek zamanımız yok... Sadece öğlenleri 45 dakika yemek molamız var. Bu kölece çalışma koşullarını değiştirmek için bir yerlerden başlamak gerekir. Bir insan ne kadar dayanabilir ki oniki saat çalışmaya... Ardından zorunlu mesailer...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b>Yoğun ve uzun çalışma sonunda iş kazaları da artıyor, fazla çalışmanın bir yönü de bunu getiriyor...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş:</b> Patrona anlatabilsek bir de... Hızlı bir çalışma temposu var, çalışma saatleri uzun, böyle çalışınca bir süre sonra iş de kötü çıkar, hatalar çoğalır, iş kazaları artar, bir bakmışsın elini dikmişsin makinede... Ama anlatamıyoruz. Hep elimizi taşın altına sokmamız gerekiyor...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b>Nasıl?.. Anlamadım...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Y.G. ve Diğer İşçi: </b>Ücretlerimizi almak istediğimizde, mesailerin ödenmesini söylediğimizde patron böyle diyor, burası işyeri, hepimiz ekmek yiyoruz, herkes elini taşın altına sokacak biraz diyor.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b>Bunlar genellikle işçiler oluyor anlaşılan...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Y.G. ve Diğer İşçi: </b>Hep işçi elini taşın altına sokuyor zaten nedense... Patronun parası olmaz, işçi elini taşın altına sokar, ne yapar para almak için biraz daha bekler... Patron alacaklarını tahsil edememiştir, yine işçi elini taşın altına sokar.... yeni sipariş gelmiştir yetişmesi lazım yine işçi elini taşın altına sokar... Daha çok çalışıp işleri yetiştirir... Hep işçinin eli taşın altında gördüğünüz gibi....</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi:</b> İşten çıkarıldıktan sonra yasal anlamda bir işlem yaptınız mı?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş: </b>Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne başvuruda bulundum... Oradaki işlemler tamamlanınca sanırım iş mahkemelerine devrolacak... Takip edeceğiz... Bu işler de çok uzun sürer ama...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi:</b> Genelde bir ay içinde Bölge Çalşma Müdürlüğü'nden bir yanıt gelir... Ama mahkemeyle uğraşmanız gerekirse önce paranızı hazırlamınız gerekli.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş: </b>İş Mahkemesi için mi? Bölge Çalışma Müdürlüğü gerekli görürse sanırım oraya iş mahkemesinde işlemler başlayacak...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği:</b> Mahkeme harçlarını düzenleyen yasa maddeleri değişti... Eskisi gibi dava açamıyorsunuz.... Paranızı almak için de dava açsanız, yüklü bir miktar para harç yatırmanız gerekiyor işlemleri başlatabilmeniz için... Sonra çıkacak masraflar olursa o da ayrı...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş: </b>Öyleymiş... öğrendim bende....</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi:</b> Teşekkür ederim, sohbetiniz için, söylemek istediğiniz bir şey var mı?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Yavuz Güneş: </b>Sağolun, ben buradan çevredeki ve duyarlı işçi arkadaşlara çağrıda bulundum, bu kölece çalışma koşullarına bir şekilde dur demek, bir yerlerden başlamak gerekir İnsanca koşullarda çalışmak, insanca yaşamak için birlikte birşeyler yapmak, birlikte mücadele etmek zorundayız.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birligi: </b><span style="font-weight: normal">Bu çevrede bir çok tekstil atölyesi var, yüzlerce binlerce de sizin koşullarınızda çalışan işçi... Belki bir süre sonra sizin gibi koşullarını değşitirmek isteyen işçiler çıkar, birlikte mücadele edenler çıkar. </span>Bir gelişme olursa haberdar olmak isteriz. Umarım eyleminiz kazanımla sonuçlanır.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<b>Yavuz Güneş:</b> Sağolun...</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">
</p>Kürt Halkı Hem Deprem Hem Savaş Yaralarını Sarmaya Çalışıyor2011-11-01T09:57:24Z2011-11-01T09:57:24Zhttp://mucadelebirligi.com/soylesi/kurt-halki-hem-deprem-hem-savas-yaralarini-sarmaya-calisiyor.htmlserpilinfo@mucadelebirligi.com<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
Mücadele Birliği okurları olarak depremin vurduğu Van ve Erciş'e elimizden geldiğince toplamış olduğumuz malzemeleri götürmek ve onların acısını paylaşmak, dayanışma içinde olmak için gittik. 5-6 gün kadar Van'da kaldıktan sonra Erciş'lileri de ziyaret ettik. Burada bulunduğumuz süre içinde Çelebibağı'na da uğradık burada Çelebibağı Belde Belediye Başkanı Veysel Keser depremin sonuçları ve sonrasında yardımların ulaşımı konusunda sohbet etme imkanı bulduk. Bu söyleşiyi oradaki durumu aktarmak için sizlerle paylaşmak istedik.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b>Öncelikle Kürt halkına geçmiş ve başınız sağolsun, diyelim. Büyük boyutlarda yıkım, ölüm var, yaralılarımız var.Van ve Erciş'te ve burada bu konuda da ciddi zorluklar yaşandığını görüyoruz. Bu konuda sizin sıkıntılarınız nelerdir?<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis01.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis01.JPG" /></p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser:</b> Teşekkür ederiz size Türkiye'ki kamuoyu, sivil toplum örgütleri, demokratik kitle örgütleri, sol kesim demokratik kesim oldukça duyarlı davrandılar. Bizim acımızı bir nebze olsun onların ilgisi, alakası giderdi.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
Burada büyük bir trajedi yaşandı. Ve en büyük trajedilerden birisi de şu andaki ölüm haberleridir. Bu ülkede belki depremden daha fazla ölü sayısı var, bu ülkede yaşanan bu iç çatışmalardan dolayı insanlarımızı kaybediyoruz. Çok gençecik yaşlarda insanlar bu kirli savaştan dolayı toprağa düşüyor. Böylesi bir bakış açısından dolayı, kendiniz de yaşıyorsunuz, Erciş herşeyi iç içe yaşıyor. Deprem yetmiyormuş gibi bir de kendi evlatlarını çatışmalarda kayıp vererek cenazesiyle uğraşmak durumunda kalıyor. Bu bakış açısı bile hükümetin, AKP'nin bu bölgeye ne şekilde baktığı, ne şekilde algıladığı, nasıl bir çerçevede değerlendirdiğini gösteriyor.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
Depremin olduğu gün, ilk dakikalarda genel kentin bütün caddelerinde sokaklarında dolaşmış, incelemiş nerede nasıl hasar var bilen ve neler olduğunu görmüş birisi olarak söyleyelim, ilk arayanlar örneğin Genel Başkanım,Osman Baydemir, sonra bölge milletvekilleriydi. Ve sizi temin ederim ki, onlar kente vardıklarında kentin üstünde hala toz bulutları vardı. Başbakan daha sonraki saatlerde buraya teşrif ettiler. Sayın Başbakan gelirken de buradaki tüm resmi kurum ve kuruluşlar ve güvenlik güçleri onun gelişiyle ilgilenmek zorunda kaldılar ve ağırlama merasimiyle ilgilendiler. Ve o sırada insanlar moloz yığınları altında can çekişiyorlardı. Ben şahsen çocuk sesleri ve kadın seslerini duydum.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
İlk gün ciddi bir kurtarma çalışması yapılamadı. Hemen hemen hiç profesyonel kurtarma ekibi gelemedi, ancak sabaha doğru AKUT yetişti. Diyarbakır Büyükşehir Belediyemizin kurtarma ekipleri ilk olarak yetişti. Zaten sağ kurtarma başarılarını da ilk olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kurtarma Ekipleri gösterdiler. Şu anda kentin 5,6,7,8 katlı binalarının % 80-90'ını yıkılmış durumda. İmar mevzuatına uygun olarak yapılmış olan 3,4,5 katlı binaların çoğu da ayaktadır. Bu bize bir şey gösteriyor. Sırasıyla belediye başkanı şu anda istifa etti. Genel seçimlerde milletvekili oldu, iki dönem yaptı bir önceki dönem de babası yaptı. Kendi dönemlerinde yapılmış olan imar mevzuatına aykırı olan binaların bütün hepsi yıkıldı. Ve 4 sene önce yıkım kararı olan binalara bile kendileri tarafından müsaade edildi, rant paylaşımı üzerine. Başka bir izahı da artık yoktur bunun. Çok katlı binalar bu şekilde ruhsatlandırıldı, ya da ruhsatsız yapımına müsaade edildi. Yani insanlar diyebilirler ki, 'Ruhsat vermedim'diye ama, yapımına izin verilmesinden dolayı da suç işlemiş durumdalar. Ve bu binalarda şu anda elimizdeki verilere göre 600'e yakın insan ölmüştür. 1200'ü aşkın yaralı var. 600 ev yıkılmış ve halen kurtarma ekibinin hiç işbaşı yapmadığı onlarca binayı size gösterebilirim ve bunda bile öncelikli davrandılar. Öncelikle kendi bildikleri, kamu çalışanı, askerin, polisin kaldığı binalardan başladılar. Ve dolayısıyla kendi deprem kriz yönetimini, idare edemediler, sistematize edemediler, altında kaldıkları ne? İlk günlerde Başbakan söyledi örneğin, ilk başta biz yapamadık ama sonra düzelttik dedi örneğin. Yine Hüseyin Çelik söyledi 'Biz bu işin altında kaldık' diye. Bu sefer sözü döndürüp dolaştırıp bize saldırmaya çalışıyorlar. BDP'li belediyelere, partiye saldırmaya çalışıyor. 'Taş atmak için organize olanlar şimdi nerede?' diyor.Şimdi şunu söyleyeyim arkadaşlar. Şu anda BDP belediyelerinin kurmuş olduğu çadırlarda her öğün 13 bin sıcak yemek dağıtılıyor. Genel merkezimiz burada bir koordinasyon kurdu. Bunu bilmemin nedeni de o koordinasyon içinde sözcülük yapıyor olmamdan dolayıdır. 13 bin sıcak yemek dağıtılıyor yalnızca Erciş'te her öğün. Biz 25' yi aşkın gıda tır ve kamyon cinsinden gıda yardımı dağıtmışız, seyyar hastane hizmeti veriliyor. Hemen Başbakan'ın adını taşıyan Tayyip Erdoğan parkı caminin arkasında, bizim Silvan Belediyesi, kentin en büyük parkı olan Zilan Parkı, merkez park diye geçiyor, orada Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, eski otogar mıntıkasında, Kışla mahallesinde bizim Nusaybin Belediyesi, Solahan mahallesinde Patnos Belediyesi, Latifiye mahallesinde Batman Belediyesi ve yine Yeşilova mahallesinde olmak üzere Batman Belediyesi, burada iki noktada olmak üzere biz toplam 8 önemli noktada gda yardımı, kriz destek üniteleri kurmuşuz ve 5 noktada sıcak yemek dağıtılıyor. Kentin suyu olmadığı için su ekmek sıkıntılarını biz gideriyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
Onlar depreme yönelik ilgi ve alakalarını çadır sayısına endekslemişler. Biz bakanla da görüştüğümüzde 'İşte biz 10 bin tane çadır dağıttık' diyorlar. Bu da doğru değildir bu yine yanlış bir rakamdır. Kendisine de bunu belirttik. 100 bin tane de çadır dağıtsa deprem açısından bu çözüm değil. Siz Düzce'de, Kocaeli'nde, Sakarya'da, İzmit'te nasıl hemen tez elden prefabrik evler kurdunuz. İnsanları ilk etapda hiç olmazsa bu deprem şartlarından çıkardınız, sonrasında kalıcı konutlar yapıldı, kent yeniden inşa edildi. Bizzat o kent yapımında görev de almış birisiyim. Dolayısıyla onların bakış açısı çifte standartlıdır, Erciş çok büyük dram yaşıyor, trajedi yaşıyor. Bugün burada yine evlatlarının cenazesiyle uğraşıyor. Sadece depremden dolayı değil, çatışmalı ortamdan dolayı iki tane gencini toprağa verecek. Acımız büyüktür, büyük bir acı bu... Bu bakış açısı AKP'nin, Erdoğan'nın bu bölge halkına, Kürt halkına nasıl baktığının da bir göstergesidir.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bir yandan operasyonlar devam ediyor. Biz daha önce Van'da gördük, 5-6 gündür Van'daydık. Burada böyle midir bilmiyoruz ama, orada iki tane ayrı kriz masası var, biri Valiliğin biri Belediyenin. Belediyenin çalışmalarının -ki bu süre içinde şahit olduğumuz için rahatlıkla söyleyebiliyoruz- çalışmaları bir nevi engelleniyor çeşitli yollarla, işte tırlarına el konuyor mesela. Veya valiliğe herhangi bir şey için giden Kürt vatandaşa deniliyor ki 'Git kime oy verdinse ondan iste'.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser:</b> Size temin ederimki eğer biz BDP'li belediyeler, sivil toplum örgütleri, demokratik kamuoyu bu hizmeti yapmamış olsaydı, onlar çadır da vermezdi. Onlar siyaseten baktığı için -çünkü Erciş AKP'nin elindedir, AKP belediyesidir- şu anda incelense, şu boyutuyla incelenmesi de lazımdır. Şu anda imar mevzuatına aykırı yapılanmaya izin verdikleri için ölü sayısı bu kadar artmıştır. Yani 6,7,8 katlı binalar yıkılmış, burada en yüksek kat sayısı imar mevzuatında 5 kattır. Şimdi kendileri yerel yönetim tarzları, yerel yönetim anlayışları çökmüş, devletin burada ne kadar çürük çıktığını da gördük. Yani devlet olmalarına, iktidar olmalarına rağmen insanların sıkıntılarını gideremiyorlar. Kaldı ki, verdikleri çadır sayısı doğru olsa bile bu kış şartlarında o çadırlar işe yaramıyor. Naylondan farkı yok, izole etme özelliği yok, insanlar çok büyük sıkıntı yaşıyor. Şunu diyorlar 'Eee, ama 600 ev yıkılmış'. Evet doğrudur, 600 ev yıkılmış ama depremdem etkilenen insan sayısı 600- 1000 kişi, 3 bin kişi 10 bin kişi değil. Çoğu binalar da hasarlıdır ve kent yıkıldığı, şehir yıkıldığı için insanlar aç, susuzdur. Gıda yardımı yapmak lazım, insanlar dışarıda kalıyor ve bu akşam bile 5,6 şiddetinde sarsıntı oldu ve sarsıntılar devam etmektedir. Gün içinde onlarca sarsıntı oluyor, insanlar evlerine çekilemiyor. Dolayısıyla hükümetin bu işin üzerinden siyaset yapacağına, bizleri, BDP'yi suçlayacağına, bu insanların mağduriyetini gidermek için kesin çözümler getirmesi lazımdır. Çadır vermek, gıda yardımı vermek değil hükümetin görevi, bu kızılayın görevidir. Mağduriyeti giderecek kesin çözümler yaratması, prefabrik evler yapması lazım. Ve gıda yardımını, dağıtımını da sistemli bir şekilde yapması lazımdır. Bunu BDP belediyeleri üzerinden geliştirilen Çelebibağı Belediyesi de koordine etmiş olduğundan dolayı sanki birbirinden farklı, alternatif şeylermiş gibi gösteriliyor ve devlet de bunun altında kalmamak açısından o da bir şeyler yapmaya başladı. Ve sebebi buydu.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
İlk deprem olduğunda Kaymakam beyin yanın gittim bizzat kendim. Ve benim de kendi soyadımdan 5 kişi için taziyemiz var. Buna rağmen kendim gidip görüştüm. Belediye Başkanı'na da gittim ve dedim ki, 'Osman Baydemir aramış, biz 5000 kişilik sıcak yemek çıkaracak bir yemek ünitesi kuracağız, bize yer tespiti bildirin' diye bunu kendilerine ilettiğimde verilen cevap şuydu: 'Yahu gerek yok ki, zaten Kızılay çadır kuracak'. Halka bakış açısı budur. Bu meseleyi çözemedikleri için, altında kaldıkları için orayı sadece polise ve askere havale etmişler. Şu anda onlar sadece güvenliklerini sağlamakla meşguller. Ve Bakan 'Şu kadar çadır verdim' diyebiliyor. Verdiği rakam da doğru değil işin ilginç yanı. İki tane halı sahanın alabileceği çadır sayısı ne kadardır? Yani bu bölge 200 bin nüfuslu bir bölgedir köyleriyle birlikte. 76 bin Erciş, 20 bin burası yani köyleriyle birlikte 170 bin ve etkilenen bölge 200 bin nüfuslu bir bölgedir. Bu 200 bin nüfusa göre ne yaptı, hükümet ne yaptı, ne yapıyor? Kaç kişiyi kurtardı, kime ne verdi? Yani dolayısıyla bu depremin altında kalan hükümet ve AKP'dir.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği:</b> Biz haberlerde şunu seyrediyoruz; Van'ın içinde bütün sorunların çözüm beklediğini bildiğimiz halde, kendimiz gözlemlediğimiz halde,sanki buradaki her türlü sorun çözülmüş, Erciş'te de her türlü sorun çözülmüş gıda yardımı,barınma ihtiyaçları giderilmiş böyle bir manipülasyon var.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser: </b>Hepsi manüpile ediliyor. Bizzat biz mesela gazetelerde, dergilerde okurduk onların basın yoluyla kendileri hakkında nasıl yanlış bilgi verdiklerini... Burada bizzat içinde çok canlı ve acı bir şekilde yaşadık. Geldi bir 10-15 dakika bir binanın üzerine çıkıp güya işte görüntü verdi. Kamuoyuna 'İşte biz, buradayız, herşeye hakimiz, her şey tamam' denildi bu görüntüyle. Tamam dediği şey Sağlık Bakanlığı'nın birkaç tane ambulansı dönüp duruyor, budur. Birkaç sivil savunma ekibi kurtarma yapıyor, hiç başarı elde edemediler. Bazı yerlerden gelen kurtarma ekipleri üzerinden 200'e yakın insan kurtarıldı. Başta Diyarbakır Belediyesi, İstanbul Belediyesi, Erzincan Belediyesi, AKUT ve Azerbeycan Kurtarma Birimleri bu kadar insanı kurtarabildiler, doğrusu kendilerine minnetarız bu başarı için. Ama bunun -kurtarma çalışmasının- içinde hükümetin bir şeyi, bir çabası enerjisi yok. Onların endişesi şurada zaten. Siz güzel bir noktaya değindiniz. İki farklı kriz masası var, iki farklı çaba var. İlk önce ben gidip 'Bakın burada bu kadar güç var, bu belediyelerin gücünü buraya aktarabiliriz, getirebiliriz, yönetebiliriz bunu, bir kriz masasına dahil olalım, çalışalım insanları kurtaralım'. Ama bana deniyor ki, 'Buna gerek yok'. Kendileri nasıl bu çözümsüzlük durumuna düşmüşler, bize de sanki bir Kızılay'ın elemanıymışız gibi davrandılar. 'Kızılay zaten kuruyor' diyerek. Ama tüm beledeyelerimiz araçlarıyla, imkanlarıyla, gıda destekleriyle aynı gün buradaydı. Sizi temin ederim, belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz, genel başkanlarımız aynı gün buradaydı. Bizimle birlikte sabahladılar ve ben, milletvekillerimiz, genel merkez çalışanlarımız, ya burada yatarız, ya şehirdeki çadırda yatarız, ya da başka bir yerdeki çadırda yatarız halen.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b>Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bilemiyorum ama, bizce savaş deprem üzerinden de yürütülüyor. Hüseyin Çelik'in bir açıklaması vardı: “Bölgede iki gerçekliğimiz var, biri savaştır, terörle mücadeledir, biri depremdir.' Bu deprem ortamında ciddi bir travma yaşıyor halk, ölü sayısı çok, yaralı sayısı çok... Ama onlar 'terörle mücadele' konusunda, Kürt halkıyla savaş konusunda her türlü yöntemi deniyorlars diye düşünüyoruz. Bu konuda sizin görüşünüz nedir?</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser: </b>Onların gündeminde, bugün eğer Erciş'e iki tane cenaze geliyorsa, bu deprem yetmiyyormuş gibi, kimyasallarla insanlar katlediliyorsa, Erciş'e bu cenazeler geliyorsa, onların burayı, bu bölge halkını nasıl gördüğünün en bariz örneğidir. Onların gündeminde moloz yığınları altında kalmış insanları kurtarmak değil, onların gündeminde sınır ötesi operasyonlar var, Kürtleri siyaseten bitirmek var, bu alanı bitirmek var. Ama halkın desteği bu siyasete, bu halka gönül vermiş insanların ilgisi, alakası, devrimci damar onun üstesinden gelecek. Biz buna inanıyoruz. Bu Kürt halkı için de böyledir. Bizim o devrimci damarımız olmasaydı, inan ki, ben de, o da, şu da onlardan belki de makarna dileniyor olacaktık şu an. Ama biz onlara, onlar olmadan da, kriz hangi şiddette olursa olsun, deprem hangi şiddette olursa olsun ayakta kalabileceğimizi gösteriyoruz bugün. Bu onların ağırına gidiyor. Onların ağırına giden, bizim onlar olmadan, onlara rağmen de depremin üstesinde geliyor olabilmemizdir.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği:</b>Burada bir güç olmanız yani...</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser:</b> Evet, doğrudur burada bir güç olmamızdır. Bu belki de onların 5 bin yıldır kurulmuş olan hiyerarşisini bozuyor. Devlet yapısını bozuyor. Onlar da böyle görüyor, değerlendiriyor. Biz şimdi böyle geceli gündüzlü depremde zarar görenler için çalışıyoruz diye yarın birgün, bir ay sonra veya iki ay sonra sırf depremde insanlara destek vermişim diye 'Depremde KCK'lılar çalıştı diye gözaltına alınmayacağımızın garantisi yoktur. Yani belki beni alırlar yarın bir gün derler ki 'Bu deprem de KCK'li olarak çalışıyor.' belediye başkanını yani. Bu kadar da çirkin bir saldırı var. Arkadaşlarımızı alıyorlar ve nitekim her gece de alınıyorlar 30 kişi, 40 kişi, 60 kişi... Yani bunlar gözlerini koymuşlar, halkın iktidarını, halkın yönetimini istemiyorlar, halkın kendi kendisini yönetmesini istemezler.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
Dediğiniz gibi onların deprem üzerindeki gidişatı budur. Ama sizi temin ederim ki, biz depremi böyle değerlendirmiyoruz. Bu şekilde görmüyoruz. Doğal felakettir, doğrudur, hangi eğilimde olursa olsun, hangi siyasi partiden olursa olsun, hangi din ya da etnik yapıya ait olursa olsun, herkes için, bunu insanlar en az hasarla nasıl atlatabilir diye bunun mücadelesi içinde olmalıyız. Deprem sadece binaları yıkmıyor toplumun kendisini de yıkıyor, kişiliğini bozuyor. İzmit'te konutlar yapılırken 270 konutluk bir yapımın koordinatörlüğü bendeydi. Ben o dönemde gördüm ki , çok insan orada ahlaki çöküntü içindeydi ve bazı şeylere tenezzül edebiliyordu. Bunun aynısını biz de şimdi yaşıyoruz. Yani deprem sadece yapıları bozmuyor, yıkmıyor bu tür felaketler, toplumun kendisini de bozuyor. Alt üst ediyor, bu açıdan da dreğerlendiriyoruz. Ama şu bir gerçek ki, bu halk kendi yarasını sarmayı biliyor, bilecektir de. Biz bu inançtayız. Burada teknik olarak nerede ne kadar ne yapılmış bunların da bilgisini verebiliriz, açıklayabiliriz isterseniz. Ama genel olarak şunu belirtmeliyiz ki, devlet bunun altında kalmıştır. Türkiye'nin demokratik kitle cephesi bu işin üstesinden gelmiştir biz bunu görüyoruz. Gelen yardımlarımız, İstanbul'dan, Avrupa'dan beni arıyorlar, Mersin'den, Antalya'dan arıyorlar. BDP'li belediyeler, iktidar, güç olduğu için aracıyla, imkanlarıyla katkıda bulunmuşlardır. Gıda desteği açısından söyleyeyim birçok kurumumuz doğrudan beni aramışlardır ve biz başka bir yere göndermeden direk oraya yardım size ulaştırmak istiyoruz demişlerdir. Ve bu bize bu şekilde özellikle belirtilmiştir 'Doğrudan size göndermek istiyoruz' diye belirtmişlerdir ve doğrudan buraya geliyor açık söylemek gerekirse. KESK, Ataşehir Belediyesi örneğin, yalnızca BDP'li belediyeler değil, bu açıdan söylüyorum, Çankaya Belediyesi örneğin ve birçok sol eğilimli kurum ve kuruluşlar desteğini bizim üzerimizden buraya aktarıyor.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b>Şunu biliyoruz ki, devletin kendi kanallarından getirirken, o şoven değeri de buraya getireceğini bildiğimiz için biz de yardımlarımızı BDP üzerinden ulaştırmaya çalıştık. Bunu da önemli buluyoruz, birlikte davranabilmek çok önemli.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser:</b> Kesinlikle, doğrudur.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b>Özellikle böyle günlerde birlikte davranabilmek önemli. Dayanışmaya daha çok ihtiyaç var. Türkiye'li emekçiler cephesinden halklarla birlikte davranılmaya çok ihtiyaç var. Bir de devlet kanadının bunun altında kalması, yapmak isteyip de başaramadığı bir nokta değil,bilinçli olarak depremin ilk anından itibaren, işte 6,5 demesi ya da 7 demesinin tesadüf ya da yanlışlık olduğunu düşünmüyoruz. Dış yardımların reddedilmesinin tesadüfi ya da düşündükleri için olduğunu düşünmüyoruz aksine, tamamen Kürt halkının buradaki iktidarını, buradaki yönetimini dağıtmaya, bölmeye çalışmak ve bunu bir tarihi fırsat olarak gördüğünü düşünüyoruz ve bu amaçla düşünülüp planlandığını düşünüyoruz. Keşke şöyle olsaydı. Yapmak isteselerdi de başaramasalardı, ama bu böyle değil...</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser: </b>Kendilerini bilerek geri çektiler...</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği:</b> Evet, kendilerini geri çektiler ve asıl amaç buradaki örgütlü yapıyı, buradaki iktidar erkini yıpratmak, buradaki mücadeleyi düşürmek. İşte depremle birlikte sınırdışı operasyonun daha hızlandırılması, bunun katliamlara varan boyutlara ulaşması, hatta savaş kurallarının ihlal edilerek ya da Avrupa Birliği'nin uyulması gereken yasalarını çiğneyerek yaptıklarını tesadüf olmadığını aksine bu depremi TC'nin bir fırsata dönüştürmek istediğini düşünüyoruz. Bütün yaptıklarının bilinçli, planlı programın bir parçası olarak düşünüyoruz. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
Bir de biz kriz masasını ortaklaştırmak istedik demiştiniz. Bu konuyu biraz daha açar mısınız? İçişleri Bakanı 'Biz yardımları şunun için kabul etmedik. Önce ülkemizin kapasitesini görmek istedik.' Yani biz denedik yapabilicek miyiz, yapamayacak mıyız gibi bir şey söyledi. Bir de ona bir yorum getirebilir misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser: </b>Şimdi arkadaşlar, mesela bizim parti genel merkezinden gelen arkadaşlarımız, başkanlarımız, belediyelerimiz, milletvekillerimiz aradığında biz daha bu çadırı kurmamıştık. Ve belediyede değildik. Ben hükümet konağındaydım. Onları da oraya çağırdık ve onları da o sırada gelen bakanla, Vali beyle de, Kaymakam beyle de görüştürdük sırasıyla. Bizim istediğimiz birlikte ne yapılabilir? Çünkü çok hasar gören yer orasıydı. Belediye Başkanı'nın bağlandığı yerlerden birinden deniyordu ki 8-10 tane blok yıkılmış. Oysa ki her caddede 30-40 tane bina yıkılmış. Yani ilk önce sahiplenen bölgeler, yerler böyle bir durum vardı. Ve orada Başbakan geldiğinde örneğin bizim Van milletvekilimiz, Özdal Üçeri kendi korumularıyla itelemeye kalkıştı. Soru sormak için elini kaldırdı, bırakmadılar konuşsun örneğin. Korumalar engellemeye çalıştı. Yani Van ve Erçiş milletvekilini dinlemek istemiyor. Dolayısıyla biz buralıyız. Örneğin ben buranın belediye başkanıyım ve benim soyadımdan 5 kişi kayıp vermişim. Milletvekili halen evine gitmemiş, depremzede olan biziz. Mademki gelmişse, siyasi olarak bakmıyorsa, kendilerinin bizi arayıp sorması, sahiplenmesi gerekirken, biz kendi imkanlarımızı nasıl sunabiliriz diye soruyoruz. Kayıplar vermemize, depremzede olmamıza rağmen. Konuşmak için gidiyoruz ona bile müsaade edilmiyor. Dolayısıyla ilk başta o seti onlar çekti. Örneğin buraya bir tane çadır verilmemiş, kimse geçmiş olsun dememiş. Onlar zannediyorlar ki, burada bizim yaptıklarımız onların iktidarını ellerinden almaya yönelik bir şey, onlarda böyle bir algılayış var. Öyle değil, onlar zaten burada yok. Ve bizim gelen tırlarımızı konvoy şeklinde bir tane araç arkada, bir araç önde şu anda kendi depolama bölgelerine gönderiyorlar. Şeker fabrikasına götürüyorlar. Orada kategorize edip, istifleyip güya kendileri dağıtmaya çalışıyorlar. Doğrusu o kadar uğraşa rağmen halen daha niye dağıtamıyorlar bunu da anlayamıyoruz. Bizim tırlarımıza da niye el konuluyor? Sonra da deniliyor ki, herşey talan ediliyor. Öyle bir şey yoktur kesinlikle. Erciş'in içine gidin bakın, dükkanların hepsi açıktır, kimse bir şey almıyor. Bu halk o kadar düşkün değil. Ama kendilerinin dışarıdan göndermiş olduğu birkaç tane araçlık insanla provoke etme çalışmaları var. Biz de buna müsaade etmiyoruz. Yani şu algıyı da değiştirmek lazım. Sanıyorlar ki sadece burada mağdur olan molozların altında kalanlar ve kurtulanlardır. Ama öyle değil... Deprem olmuş şehir yıkılmış... Sen şu anda et almak istesen alamazsın, su almak istesen alamazsın, nohut almak istesen alamazsın... Kentin yıkılmış olmasından dolayı tüm bölge gıda ve destek bulmak zorunda... Bu da nüfus olarak 200 bin nüfusa tekabül ediyor. Şu anda mezralarla birlikte 138 nokta köy var. 100 tane muhtarlık var köy var. Bizim ulaşamadığımız 20-25 tanesi kalmış. O civarda kaldı. Yaklaşık 80 köye biz gıda yardımı götürmüş durumdayız.13 Erciş ve 3 burası olmak üzere 16 mahallemiz var. <img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis03.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis04.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis05.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis06JPG" />Onlarca tır ve kamyon böyle mahallelere malzeme götürüp dağıtmış durumda ve 8 noktada da bizim yardım ve destek çadırlarımız var. Oralardaki komisyonlarımız o yardım desteklerini dağıtıyor. Yine üniversite öğrencilerimiz kendileri gönüllü olarak, bu dağıtımda görev aldılar, kendilerine de çok teşekkür ediyoruz.<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis07.JPG" /> Durum böyledir. Biz şimdi 8.-9. günlerdeyiz. Ne olacak peki? Çarşın yok, bu insanlar nereden neyi alabilecek? Bunu sen vereceksin. Dükkanlar açıktır ama halen hiçbir dükkandan hiçbir şey alınmamıştır. Bu çok yanlış, çok geri, çarpık bir mantıktan geliyor. İşte bunlar böyledir. Kürtler deprem de vursa böyledir, hırsızdır, çapulcudur, soyguncudur düşüncesini yayıyorlar. Bunun iki sebebi var, Birincisi bizi alçak göstermek, düşkün göstermek. İkincisi, bizim tırlarımıza güvenlik gerekçesini yaratarak el koymak. Yani işte 'Biz talan edilmesin diye bunu yapıyoruz. Konvoya sokuyoruz' deniliyor. Konvoy yapıyorsan da getir bize teslim et... ama bu yapılmıyor. Konvoyla alınıp kendi depolarına götürüyorlar. Ve gelen arkadaşları da çok bilemediğimiz için çıkaramıyoruz o konvoydan. Yani gerekçe bu. İki üç tane böyle kendi dışarıdan getirdikleri burada ben örneğin Çelebibağ'da herkesin ismini bilmem, ama Çelebibağlı'yı bilirim. Kim Çelebibağ'lı kim değil bunu bilirim. Burada hemen hemen her eve girmişim. Hangisi buralıdır simaen bilirim. Bir adam geliyor buralı değil örneğin, taksisiyle takip edip, gelip oradan 3-5 torba alabiliyor yani. Bu nasıl bir şey bunu gerekçe yaparak, -ki bu organize bir şeydir, biz bunu biliyoruz ve farkındayız da- bunu gerekçe yaparak hem bizi düşkün göstermek, Kürt halkını düşkün göstermek, ikincisi bizim yardım tırlarımıza, konvoylarımıza el koymak. Güvenlik gerekçesiyle. Yani biz ne kadar dağıtmışsak siz emin olun ki bir o kadarına da onlar el koymuştur. Her gün 10-15 trımıza el konuluyor. Adamlar bizi arıyor, malzeme gönderiyoruz diye, ama bunlar bize ulaşmıyor. Yetkilileri arıyoruz, telefonlara çıkmıyorlar, kendilerine söylüyoruz, çözemiyoruz. Yani olay budur. Yarın öbürgün bizim buraraya gelen yardımları paketleyip -onu da eğer yaparlarsa, dağıtmayabilirler de yani- dağıtırlarsa bizim desteğimizle kendi siyasetlerini yapacaklar. Bize gelen yardımlarla kendilerine siyaset yapmış olacaklar. Yani durum burada böylesine çok çirkin bir tarzda işliyor. Eğer isterseniz hemen götüreyim sizi, burada Erciş'e girişte sağ kol üzerinde halen hiçbir kutarma çalışması yapılmamış olan bina var örneğin. Böyle onlarca bina gösterebilirim size, hiçbir kurtarma çalışmasının yapılamadığı onlarca bina var. Zaten artık binalara yaklaşıldığı zaman cenazelerin kokusu geliyor, kent kokmaya başlıyor. Biraz havanın soğuk olmasından dolayı biraz daha bu koku azdır. Nasıl oluyor da bu kadar büyük bir eksikliğin, suçun içindeyken basında çıkıp kamuoyu önünde kendilerini temize çıkarabiliyorlar. Bu konuda hakikaten çok maharetli, yetenekliler. Demek bunlar başka işlerde de böyledirler. Yani hükümet, iktidar olmak demek onların gözünde böyle bir şeydir.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b>Görüşleriniz, ve anlattıklarınız bizim de düşüncelerimizi gözlemlerimizi destekliyor. Sizi oldukça uzun süre alıkoyduk. Sohbetiniz ve zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Bu zor günlerin hep birlikte dayanışma içinde üstesinden gelineceğine inancımızı bir kez daha belirtelim.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser:</b> Biz de buna inanıyoruz. Sizin de gözlemlediğiniz gibi burada durum böyle kısaca. Ben size teşekkür ederim, arkadaşlar.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<br />
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis09.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis01.JPG" /></p><p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
Mücadele Birliği okurları olarak depremin vurduğu Van ve Erciş'e elimizden geldiğince toplamış olduğumuz malzemeleri götürmek ve onların acısını paylaşmak, dayanışma içinde olmak için gittik. 5-6 gün kadar Van'da kaldıktan sonra Erciş'lileri de ziyaret ettik. Burada bulunduğumuz süre içinde Çelebibağı'na da uğradık burada Çelebibağı Belde Belediye Başkanı Veysel Keser depremin sonuçları ve sonrasında yardımların ulaşımı konusunda sohbet etme imkanı bulduk. Bu söyleşiyi oradaki durumu aktarmak için sizlerle paylaşmak istedik.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b>Öncelikle Kürt halkına geçmiş ve başınız sağolsun, diyelim. Büyük boyutlarda yıkım, ölüm var, yaralılarımız var.Van ve Erciş'te ve burada bu konuda da ciddi zorluklar yaşandığını görüyoruz. Bu konuda sizin sıkıntılarınız nelerdir?<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis01.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis01.JPG" /></p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser:</b> Teşekkür ederiz size Türkiye'ki kamuoyu, sivil toplum örgütleri, demokratik kitle örgütleri, sol kesim demokratik kesim oldukça duyarlı davrandılar. Bizim acımızı bir nebze olsun onların ilgisi, alakası giderdi.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
Burada büyük bir trajedi yaşandı. Ve en büyük trajedilerden birisi de şu andaki ölüm haberleridir. Bu ülkede belki depremden daha fazla ölü sayısı var, bu ülkede yaşanan bu iç çatışmalardan dolayı insanlarımızı kaybediyoruz. Çok gençecik yaşlarda insanlar bu kirli savaştan dolayı toprağa düşüyor. Böylesi bir bakış açısından dolayı, kendiniz de yaşıyorsunuz, Erciş herşeyi iç içe yaşıyor. Deprem yetmiyormuş gibi bir de kendi evlatlarını çatışmalarda kayıp vererek cenazesiyle uğraşmak durumunda kalıyor. Bu bakış açısı bile hükümetin, AKP'nin bu bölgeye ne şekilde baktığı, ne şekilde algıladığı, nasıl bir çerçevede değerlendirdiğini gösteriyor.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
Depremin olduğu gün, ilk dakikalarda genel kentin bütün caddelerinde sokaklarında dolaşmış, incelemiş nerede nasıl hasar var bilen ve neler olduğunu görmüş birisi olarak söyleyelim, ilk arayanlar örneğin Genel Başkanım,Osman Baydemir, sonra bölge milletvekilleriydi. Ve sizi temin ederim ki, onlar kente vardıklarında kentin üstünde hala toz bulutları vardı. Başbakan daha sonraki saatlerde buraya teşrif ettiler. Sayın Başbakan gelirken de buradaki tüm resmi kurum ve kuruluşlar ve güvenlik güçleri onun gelişiyle ilgilenmek zorunda kaldılar ve ağırlama merasimiyle ilgilendiler. Ve o sırada insanlar moloz yığınları altında can çekişiyorlardı. Ben şahsen çocuk sesleri ve kadın seslerini duydum.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
İlk gün ciddi bir kurtarma çalışması yapılamadı. Hemen hemen hiç profesyonel kurtarma ekibi gelemedi, ancak sabaha doğru AKUT yetişti. Diyarbakır Büyükşehir Belediyemizin kurtarma ekipleri ilk olarak yetişti. Zaten sağ kurtarma başarılarını da ilk olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kurtarma Ekipleri gösterdiler. Şu anda kentin 5,6,7,8 katlı binalarının % 80-90'ını yıkılmış durumda. İmar mevzuatına uygun olarak yapılmış olan 3,4,5 katlı binaların çoğu da ayaktadır. Bu bize bir şey gösteriyor. Sırasıyla belediye başkanı şu anda istifa etti. Genel seçimlerde milletvekili oldu, iki dönem yaptı bir önceki dönem de babası yaptı. Kendi dönemlerinde yapılmış olan imar mevzuatına aykırı olan binaların bütün hepsi yıkıldı. Ve 4 sene önce yıkım kararı olan binalara bile kendileri tarafından müsaade edildi, rant paylaşımı üzerine. Başka bir izahı da artık yoktur bunun. Çok katlı binalar bu şekilde ruhsatlandırıldı, ya da ruhsatsız yapımına müsaade edildi. Yani insanlar diyebilirler ki, 'Ruhsat vermedim'diye ama, yapımına izin verilmesinden dolayı da suç işlemiş durumdalar. Ve bu binalarda şu anda elimizdeki verilere göre 600'e yakın insan ölmüştür. 1200'ü aşkın yaralı var. 600 ev yıkılmış ve halen kurtarma ekibinin hiç işbaşı yapmadığı onlarca binayı size gösterebilirim ve bunda bile öncelikli davrandılar. Öncelikle kendi bildikleri, kamu çalışanı, askerin, polisin kaldığı binalardan başladılar. Ve dolayısıyla kendi deprem kriz yönetimini, idare edemediler, sistematize edemediler, altında kaldıkları ne? İlk günlerde Başbakan söyledi örneğin, ilk başta biz yapamadık ama sonra düzelttik dedi örneğin. Yine Hüseyin Çelik söyledi 'Biz bu işin altında kaldık' diye. Bu sefer sözü döndürüp dolaştırıp bize saldırmaya çalışıyorlar. BDP'li belediyelere, partiye saldırmaya çalışıyor. 'Taş atmak için organize olanlar şimdi nerede?' diyor.Şimdi şunu söyleyeyim arkadaşlar. Şu anda BDP belediyelerinin kurmuş olduğu çadırlarda her öğün 13 bin sıcak yemek dağıtılıyor. Genel merkezimiz burada bir koordinasyon kurdu. Bunu bilmemin nedeni de o koordinasyon içinde sözcülük yapıyor olmamdan dolayıdır. 13 bin sıcak yemek dağıtılıyor yalnızca Erciş'te her öğün. Biz 25' yi aşkın gıda tır ve kamyon cinsinden gıda yardımı dağıtmışız, seyyar hastane hizmeti veriliyor. Hemen Başbakan'ın adını taşıyan Tayyip Erdoğan parkı caminin arkasında, bizim Silvan Belediyesi, kentin en büyük parkı olan Zilan Parkı, merkez park diye geçiyor, orada Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, eski otogar mıntıkasında, Kışla mahallesinde bizim Nusaybin Belediyesi, Solahan mahallesinde Patnos Belediyesi, Latifiye mahallesinde Batman Belediyesi ve yine Yeşilova mahallesinde olmak üzere Batman Belediyesi, burada iki noktada olmak üzere biz toplam 8 önemli noktada gda yardımı, kriz destek üniteleri kurmuşuz ve 5 noktada sıcak yemek dağıtılıyor. Kentin suyu olmadığı için su ekmek sıkıntılarını biz gideriyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
Onlar depreme yönelik ilgi ve alakalarını çadır sayısına endekslemişler. Biz bakanla da görüştüğümüzde 'İşte biz 10 bin tane çadır dağıttık' diyorlar. Bu da doğru değildir bu yine yanlış bir rakamdır. Kendisine de bunu belirttik. 100 bin tane de çadır dağıtsa deprem açısından bu çözüm değil. Siz Düzce'de, Kocaeli'nde, Sakarya'da, İzmit'te nasıl hemen tez elden prefabrik evler kurdunuz. İnsanları ilk etapda hiç olmazsa bu deprem şartlarından çıkardınız, sonrasında kalıcı konutlar yapıldı, kent yeniden inşa edildi. Bizzat o kent yapımında görev de almış birisiyim. Dolayısıyla onların bakış açısı çifte standartlıdır, Erciş çok büyük dram yaşıyor, trajedi yaşıyor. Bugün burada yine evlatlarının cenazesiyle uğraşıyor. Sadece depremden dolayı değil, çatışmalı ortamdan dolayı iki tane gencini toprağa verecek. Acımız büyüktür, büyük bir acı bu... Bu bakış açısı AKP'nin, Erdoğan'nın bu bölge halkına, Kürt halkına nasıl baktığının da bir göstergesidir.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bir yandan operasyonlar devam ediyor. Biz daha önce Van'da gördük, 5-6 gündür Van'daydık. Burada böyle midir bilmiyoruz ama, orada iki tane ayrı kriz masası var, biri Valiliğin biri Belediyenin. Belediyenin çalışmalarının -ki bu süre içinde şahit olduğumuz için rahatlıkla söyleyebiliyoruz- çalışmaları bir nevi engelleniyor çeşitli yollarla, işte tırlarına el konuyor mesela. Veya valiliğe herhangi bir şey için giden Kürt vatandaşa deniliyor ki 'Git kime oy verdinse ondan iste'.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser:</b> Size temin ederimki eğer biz BDP'li belediyeler, sivil toplum örgütleri, demokratik kamuoyu bu hizmeti yapmamış olsaydı, onlar çadır da vermezdi. Onlar siyaseten baktığı için -çünkü Erciş AKP'nin elindedir, AKP belediyesidir- şu anda incelense, şu boyutuyla incelenmesi de lazımdır. Şu anda imar mevzuatına aykırı yapılanmaya izin verdikleri için ölü sayısı bu kadar artmıştır. Yani 6,7,8 katlı binalar yıkılmış, burada en yüksek kat sayısı imar mevzuatında 5 kattır. Şimdi kendileri yerel yönetim tarzları, yerel yönetim anlayışları çökmüş, devletin burada ne kadar çürük çıktığını da gördük. Yani devlet olmalarına, iktidar olmalarına rağmen insanların sıkıntılarını gideremiyorlar. Kaldı ki, verdikleri çadır sayısı doğru olsa bile bu kış şartlarında o çadırlar işe yaramıyor. Naylondan farkı yok, izole etme özelliği yok, insanlar çok büyük sıkıntı yaşıyor. Şunu diyorlar 'Eee, ama 600 ev yıkılmış'. Evet doğrudur, 600 ev yıkılmış ama depremdem etkilenen insan sayısı 600- 1000 kişi, 3 bin kişi 10 bin kişi değil. Çoğu binalar da hasarlıdır ve kent yıkıldığı, şehir yıkıldığı için insanlar aç, susuzdur. Gıda yardımı yapmak lazım, insanlar dışarıda kalıyor ve bu akşam bile 5,6 şiddetinde sarsıntı oldu ve sarsıntılar devam etmektedir. Gün içinde onlarca sarsıntı oluyor, insanlar evlerine çekilemiyor. Dolayısıyla hükümetin bu işin üzerinden siyaset yapacağına, bizleri, BDP'yi suçlayacağına, bu insanların mağduriyetini gidermek için kesin çözümler getirmesi lazımdır. Çadır vermek, gıda yardımı vermek değil hükümetin görevi, bu kızılayın görevidir. Mağduriyeti giderecek kesin çözümler yaratması, prefabrik evler yapması lazım. Ve gıda yardımını, dağıtımını da sistemli bir şekilde yapması lazımdır. Bunu BDP belediyeleri üzerinden geliştirilen Çelebibağı Belediyesi de koordine etmiş olduğundan dolayı sanki birbirinden farklı, alternatif şeylermiş gibi gösteriliyor ve devlet de bunun altında kalmamak açısından o da bir şeyler yapmaya başladı. Ve sebebi buydu.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
İlk deprem olduğunda Kaymakam beyin yanın gittim bizzat kendim. Ve benim de kendi soyadımdan 5 kişi için taziyemiz var. Buna rağmen kendim gidip görüştüm. Belediye Başkanı'na da gittim ve dedim ki, 'Osman Baydemir aramış, biz 5000 kişilik sıcak yemek çıkaracak bir yemek ünitesi kuracağız, bize yer tespiti bildirin' diye bunu kendilerine ilettiğimde verilen cevap şuydu: 'Yahu gerek yok ki, zaten Kızılay çadır kuracak'. Halka bakış açısı budur. Bu meseleyi çözemedikleri için, altında kaldıkları için orayı sadece polise ve askere havale etmişler. Şu anda onlar sadece güvenliklerini sağlamakla meşguller. Ve Bakan 'Şu kadar çadır verdim' diyebiliyor. Verdiği rakam da doğru değil işin ilginç yanı. İki tane halı sahanın alabileceği çadır sayısı ne kadardır? Yani bu bölge 200 bin nüfuslu bir bölgedir köyleriyle birlikte. 76 bin Erciş, 20 bin burası yani köyleriyle birlikte 170 bin ve etkilenen bölge 200 bin nüfuslu bir bölgedir. Bu 200 bin nüfusa göre ne yaptı, hükümet ne yaptı, ne yapıyor? Kaç kişiyi kurtardı, kime ne verdi? Yani dolayısıyla bu depremin altında kalan hükümet ve AKP'dir.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği:</b> Biz haberlerde şunu seyrediyoruz; Van'ın içinde bütün sorunların çözüm beklediğini bildiğimiz halde, kendimiz gözlemlediğimiz halde,sanki buradaki her türlü sorun çözülmüş, Erciş'te de her türlü sorun çözülmüş gıda yardımı,barınma ihtiyaçları giderilmiş böyle bir manipülasyon var.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser: </b>Hepsi manüpile ediliyor. Bizzat biz mesela gazetelerde, dergilerde okurduk onların basın yoluyla kendileri hakkında nasıl yanlış bilgi verdiklerini... Burada bizzat içinde çok canlı ve acı bir şekilde yaşadık. Geldi bir 10-15 dakika bir binanın üzerine çıkıp güya işte görüntü verdi. Kamuoyuna 'İşte biz, buradayız, herşeye hakimiz, her şey tamam' denildi bu görüntüyle. Tamam dediği şey Sağlık Bakanlığı'nın birkaç tane ambulansı dönüp duruyor, budur. Birkaç sivil savunma ekibi kurtarma yapıyor, hiç başarı elde edemediler. Bazı yerlerden gelen kurtarma ekipleri üzerinden 200'e yakın insan kurtarıldı. Başta Diyarbakır Belediyesi, İstanbul Belediyesi, Erzincan Belediyesi, AKUT ve Azerbeycan Kurtarma Birimleri bu kadar insanı kurtarabildiler, doğrusu kendilerine minnetarız bu başarı için. Ama bunun -kurtarma çalışmasının- içinde hükümetin bir şeyi, bir çabası enerjisi yok. Onların endişesi şurada zaten. Siz güzel bir noktaya değindiniz. İki farklı kriz masası var, iki farklı çaba var. İlk önce ben gidip 'Bakın burada bu kadar güç var, bu belediyelerin gücünü buraya aktarabiliriz, getirebiliriz, yönetebiliriz bunu, bir kriz masasına dahil olalım, çalışalım insanları kurtaralım'. Ama bana deniyor ki, 'Buna gerek yok'. Kendileri nasıl bu çözümsüzlük durumuna düşmüşler, bize de sanki bir Kızılay'ın elemanıymışız gibi davrandılar. 'Kızılay zaten kuruyor' diyerek. Ama tüm beledeyelerimiz araçlarıyla, imkanlarıyla, gıda destekleriyle aynı gün buradaydı. Sizi temin ederim, belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz, genel başkanlarımız aynı gün buradaydı. Bizimle birlikte sabahladılar ve ben, milletvekillerimiz, genel merkez çalışanlarımız, ya burada yatarız, ya şehirdeki çadırda yatarız, ya da başka bir yerdeki çadırda yatarız halen.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b>Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bilemiyorum ama, bizce savaş deprem üzerinden de yürütülüyor. Hüseyin Çelik'in bir açıklaması vardı: “Bölgede iki gerçekliğimiz var, biri savaştır, terörle mücadeledir, biri depremdir.' Bu deprem ortamında ciddi bir travma yaşıyor halk, ölü sayısı çok, yaralı sayısı çok... Ama onlar 'terörle mücadele' konusunda, Kürt halkıyla savaş konusunda her türlü yöntemi deniyorlars diye düşünüyoruz. Bu konuda sizin görüşünüz nedir?</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser: </b>Onların gündeminde, bugün eğer Erciş'e iki tane cenaze geliyorsa, bu deprem yetmiyyormuş gibi, kimyasallarla insanlar katlediliyorsa, Erciş'e bu cenazeler geliyorsa, onların burayı, bu bölge halkını nasıl gördüğünün en bariz örneğidir. Onların gündeminde moloz yığınları altında kalmış insanları kurtarmak değil, onların gündeminde sınır ötesi operasyonlar var, Kürtleri siyaseten bitirmek var, bu alanı bitirmek var. Ama halkın desteği bu siyasete, bu halka gönül vermiş insanların ilgisi, alakası, devrimci damar onun üstesinden gelecek. Biz buna inanıyoruz. Bu Kürt halkı için de böyledir. Bizim o devrimci damarımız olmasaydı, inan ki, ben de, o da, şu da onlardan belki de makarna dileniyor olacaktık şu an. Ama biz onlara, onlar olmadan da, kriz hangi şiddette olursa olsun, deprem hangi şiddette olursa olsun ayakta kalabileceğimizi gösteriyoruz bugün. Bu onların ağırına gidiyor. Onların ağırına giden, bizim onlar olmadan, onlara rağmen de depremin üstesinde geliyor olabilmemizdir.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği:</b>Burada bir güç olmanız yani...</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser:</b> Evet, doğrudur burada bir güç olmamızdır. Bu belki de onların 5 bin yıldır kurulmuş olan hiyerarşisini bozuyor. Devlet yapısını bozuyor. Onlar da böyle görüyor, değerlendiriyor. Biz şimdi böyle geceli gündüzlü depremde zarar görenler için çalışıyoruz diye yarın birgün, bir ay sonra veya iki ay sonra sırf depremde insanlara destek vermişim diye 'Depremde KCK'lılar çalıştı diye gözaltına alınmayacağımızın garantisi yoktur. Yani belki beni alırlar yarın bir gün derler ki 'Bu deprem de KCK'li olarak çalışıyor.' belediye başkanını yani. Bu kadar da çirkin bir saldırı var. Arkadaşlarımızı alıyorlar ve nitekim her gece de alınıyorlar 30 kişi, 40 kişi, 60 kişi... Yani bunlar gözlerini koymuşlar, halkın iktidarını, halkın yönetimini istemiyorlar, halkın kendi kendisini yönetmesini istemezler.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
Dediğiniz gibi onların deprem üzerindeki gidişatı budur. Ama sizi temin ederim ki, biz depremi böyle değerlendirmiyoruz. Bu şekilde görmüyoruz. Doğal felakettir, doğrudur, hangi eğilimde olursa olsun, hangi siyasi partiden olursa olsun, hangi din ya da etnik yapıya ait olursa olsun, herkes için, bunu insanlar en az hasarla nasıl atlatabilir diye bunun mücadelesi içinde olmalıyız. Deprem sadece binaları yıkmıyor toplumun kendisini de yıkıyor, kişiliğini bozuyor. İzmit'te konutlar yapılırken 270 konutluk bir yapımın koordinatörlüğü bendeydi. Ben o dönemde gördüm ki , çok insan orada ahlaki çöküntü içindeydi ve bazı şeylere tenezzül edebiliyordu. Bunun aynısını biz de şimdi yaşıyoruz. Yani deprem sadece yapıları bozmuyor, yıkmıyor bu tür felaketler, toplumun kendisini de bozuyor. Alt üst ediyor, bu açıdan da dreğerlendiriyoruz. Ama şu bir gerçek ki, bu halk kendi yarasını sarmayı biliyor, bilecektir de. Biz bu inançtayız. Burada teknik olarak nerede ne kadar ne yapılmış bunların da bilgisini verebiliriz, açıklayabiliriz isterseniz. Ama genel olarak şunu belirtmeliyiz ki, devlet bunun altında kalmıştır. Türkiye'nin demokratik kitle cephesi bu işin üstesinden gelmiştir biz bunu görüyoruz. Gelen yardımlarımız, İstanbul'dan, Avrupa'dan beni arıyorlar, Mersin'den, Antalya'dan arıyorlar. BDP'li belediyeler, iktidar, güç olduğu için aracıyla, imkanlarıyla katkıda bulunmuşlardır. Gıda desteği açısından söyleyeyim birçok kurumumuz doğrudan beni aramışlardır ve biz başka bir yere göndermeden direk oraya yardım size ulaştırmak istiyoruz demişlerdir. Ve bu bize bu şekilde özellikle belirtilmiştir 'Doğrudan size göndermek istiyoruz' diye belirtmişlerdir ve doğrudan buraya geliyor açık söylemek gerekirse. KESK, Ataşehir Belediyesi örneğin, yalnızca BDP'li belediyeler değil, bu açıdan söylüyorum, Çankaya Belediyesi örneğin ve birçok sol eğilimli kurum ve kuruluşlar desteğini bizim üzerimizden buraya aktarıyor.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b>Şunu biliyoruz ki, devletin kendi kanallarından getirirken, o şoven değeri de buraya getireceğini bildiğimiz için biz de yardımlarımızı BDP üzerinden ulaştırmaya çalıştık. Bunu da önemli buluyoruz, birlikte davranabilmek çok önemli.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser:</b> Kesinlikle, doğrudur.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b>Özellikle böyle günlerde birlikte davranabilmek önemli. Dayanışmaya daha çok ihtiyaç var. Türkiye'li emekçiler cephesinden halklarla birlikte davranılmaya çok ihtiyaç var. Bir de devlet kanadının bunun altında kalması, yapmak isteyip de başaramadığı bir nokta değil,bilinçli olarak depremin ilk anından itibaren, işte 6,5 demesi ya da 7 demesinin tesadüf ya da yanlışlık olduğunu düşünmüyoruz. Dış yardımların reddedilmesinin tesadüfi ya da düşündükleri için olduğunu düşünmüyoruz aksine, tamamen Kürt halkının buradaki iktidarını, buradaki yönetimini dağıtmaya, bölmeye çalışmak ve bunu bir tarihi fırsat olarak gördüğünü düşünüyoruz ve bu amaçla düşünülüp planlandığını düşünüyoruz. Keşke şöyle olsaydı. Yapmak isteselerdi de başaramasalardı, ama bu böyle değil...</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser: </b>Kendilerini bilerek geri çektiler...</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği:</b> Evet, kendilerini geri çektiler ve asıl amaç buradaki örgütlü yapıyı, buradaki iktidar erkini yıpratmak, buradaki mücadeleyi düşürmek. İşte depremle birlikte sınırdışı operasyonun daha hızlandırılması, bunun katliamlara varan boyutlara ulaşması, hatta savaş kurallarının ihlal edilerek ya da Avrupa Birliği'nin uyulması gereken yasalarını çiğneyerek yaptıklarını tesadüf olmadığını aksine bu depremi TC'nin bir fırsata dönüştürmek istediğini düşünüyoruz. Bütün yaptıklarının bilinçli, planlı programın bir parçası olarak düşünüyoruz. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
Bir de biz kriz masasını ortaklaştırmak istedik demiştiniz. Bu konuyu biraz daha açar mısınız? İçişleri Bakanı 'Biz yardımları şunun için kabul etmedik. Önce ülkemizin kapasitesini görmek istedik.' Yani biz denedik yapabilicek miyiz, yapamayacak mıyız gibi bir şey söyledi. Bir de ona bir yorum getirebilir misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser: </b>Şimdi arkadaşlar, mesela bizim parti genel merkezinden gelen arkadaşlarımız, başkanlarımız, belediyelerimiz, milletvekillerimiz aradığında biz daha bu çadırı kurmamıştık. Ve belediyede değildik. Ben hükümet konağındaydım. Onları da oraya çağırdık ve onları da o sırada gelen bakanla, Vali beyle de, Kaymakam beyle de görüştürdük sırasıyla. Bizim istediğimiz birlikte ne yapılabilir? Çünkü çok hasar gören yer orasıydı. Belediye Başkanı'nın bağlandığı yerlerden birinden deniyordu ki 8-10 tane blok yıkılmış. Oysa ki her caddede 30-40 tane bina yıkılmış. Yani ilk önce sahiplenen bölgeler, yerler böyle bir durum vardı. Ve orada Başbakan geldiğinde örneğin bizim Van milletvekilimiz, Özdal Üçeri kendi korumularıyla itelemeye kalkıştı. Soru sormak için elini kaldırdı, bırakmadılar konuşsun örneğin. Korumalar engellemeye çalıştı. Yani Van ve Erçiş milletvekilini dinlemek istemiyor. Dolayısıyla biz buralıyız. Örneğin ben buranın belediye başkanıyım ve benim soyadımdan 5 kişi kayıp vermişim. Milletvekili halen evine gitmemiş, depremzede olan biziz. Mademki gelmişse, siyasi olarak bakmıyorsa, kendilerinin bizi arayıp sorması, sahiplenmesi gerekirken, biz kendi imkanlarımızı nasıl sunabiliriz diye soruyoruz. Kayıplar vermemize, depremzede olmamıza rağmen. Konuşmak için gidiyoruz ona bile müsaade edilmiyor. Dolayısıyla ilk başta o seti onlar çekti. Örneğin buraya bir tane çadır verilmemiş, kimse geçmiş olsun dememiş. Onlar zannediyorlar ki, burada bizim yaptıklarımız onların iktidarını ellerinden almaya yönelik bir şey, onlarda böyle bir algılayış var. Öyle değil, onlar zaten burada yok. Ve bizim gelen tırlarımızı konvoy şeklinde bir tane araç arkada, bir araç önde şu anda kendi depolama bölgelerine gönderiyorlar. Şeker fabrikasına götürüyorlar. Orada kategorize edip, istifleyip güya kendileri dağıtmaya çalışıyorlar. Doğrusu o kadar uğraşa rağmen halen daha niye dağıtamıyorlar bunu da anlayamıyoruz. Bizim tırlarımıza da niye el konuluyor? Sonra da deniliyor ki, herşey talan ediliyor. Öyle bir şey yoktur kesinlikle. Erciş'in içine gidin bakın, dükkanların hepsi açıktır, kimse bir şey almıyor. Bu halk o kadar düşkün değil. Ama kendilerinin dışarıdan göndermiş olduğu birkaç tane araçlık insanla provoke etme çalışmaları var. Biz de buna müsaade etmiyoruz. Yani şu algıyı da değiştirmek lazım. Sanıyorlar ki sadece burada mağdur olan molozların altında kalanlar ve kurtulanlardır. Ama öyle değil... Deprem olmuş şehir yıkılmış... Sen şu anda et almak istesen alamazsın, su almak istesen alamazsın, nohut almak istesen alamazsın... Kentin yıkılmış olmasından dolayı tüm bölge gıda ve destek bulmak zorunda... Bu da nüfus olarak 200 bin nüfusa tekabül ediyor. Şu anda mezralarla birlikte 138 nokta köy var. 100 tane muhtarlık var köy var. Bizim ulaşamadığımız 20-25 tanesi kalmış. O civarda kaldı. Yaklaşık 80 köye biz gıda yardımı götürmüş durumdayız.13 Erciş ve 3 burası olmak üzere 16 mahallemiz var. <img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis03.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis04.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis05.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis06JPG" />Onlarca tır ve kamyon böyle mahallelere malzeme götürüp dağıtmış durumda ve 8 noktada da bizim yardım ve destek çadırlarımız var. Oralardaki komisyonlarımız o yardım desteklerini dağıtıyor. Yine üniversite öğrencilerimiz kendileri gönüllü olarak, bu dağıtımda görev aldılar, kendilerine de çok teşekkür ediyoruz.<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis07.JPG" /> Durum böyledir. Biz şimdi 8.-9. günlerdeyiz. Ne olacak peki? Çarşın yok, bu insanlar nereden neyi alabilecek? Bunu sen vereceksin. Dükkanlar açıktır ama halen hiçbir dükkandan hiçbir şey alınmamıştır. Bu çok yanlış, çok geri, çarpık bir mantıktan geliyor. İşte bunlar böyledir. Kürtler deprem de vursa böyledir, hırsızdır, çapulcudur, soyguncudur düşüncesini yayıyorlar. Bunun iki sebebi var, Birincisi bizi alçak göstermek, düşkün göstermek. İkincisi, bizim tırlarımıza güvenlik gerekçesini yaratarak el koymak. Yani işte 'Biz talan edilmesin diye bunu yapıyoruz. Konvoya sokuyoruz' deniliyor. Konvoy yapıyorsan da getir bize teslim et... ama bu yapılmıyor. Konvoyla alınıp kendi depolarına götürüyorlar. Ve gelen arkadaşları da çok bilemediğimiz için çıkaramıyoruz o konvoydan. Yani gerekçe bu. İki üç tane böyle kendi dışarıdan getirdikleri burada ben örneğin Çelebibağ'da herkesin ismini bilmem, ama Çelebibağlı'yı bilirim. Kim Çelebibağ'lı kim değil bunu bilirim. Burada hemen hemen her eve girmişim. Hangisi buralıdır simaen bilirim. Bir adam geliyor buralı değil örneğin, taksisiyle takip edip, gelip oradan 3-5 torba alabiliyor yani. Bu nasıl bir şey bunu gerekçe yaparak, -ki bu organize bir şeydir, biz bunu biliyoruz ve farkındayız da- bunu gerekçe yaparak hem bizi düşkün göstermek, Kürt halkını düşkün göstermek, ikincisi bizim yardım tırlarımıza, konvoylarımıza el koymak. Güvenlik gerekçesiyle. Yani biz ne kadar dağıtmışsak siz emin olun ki bir o kadarına da onlar el koymuştur. Her gün 10-15 trımıza el konuluyor. Adamlar bizi arıyor, malzeme gönderiyoruz diye, ama bunlar bize ulaşmıyor. Yetkilileri arıyoruz, telefonlara çıkmıyorlar, kendilerine söylüyoruz, çözemiyoruz. Yani olay budur. Yarın öbürgün bizim buraraya gelen yardımları paketleyip -onu da eğer yaparlarsa, dağıtmayabilirler de yani- dağıtırlarsa bizim desteğimizle kendi siyasetlerini yapacaklar. Bize gelen yardımlarla kendilerine siyaset yapmış olacaklar. Yani durum burada böylesine çok çirkin bir tarzda işliyor. Eğer isterseniz hemen götüreyim sizi, burada Erciş'e girişte sağ kol üzerinde halen hiçbir kutarma çalışması yapılmamış olan bina var örneğin. Böyle onlarca bina gösterebilirim size, hiçbir kurtarma çalışmasının yapılamadığı onlarca bina var. Zaten artık binalara yaklaşıldığı zaman cenazelerin kokusu geliyor, kent kokmaya başlıyor. Biraz havanın soğuk olmasından dolayı biraz daha bu koku azdır. Nasıl oluyor da bu kadar büyük bir eksikliğin, suçun içindeyken basında çıkıp kamuoyu önünde kendilerini temize çıkarabiliyorlar. Bu konuda hakikaten çok maharetli, yetenekliler. Demek bunlar başka işlerde de böyledirler. Yani hükümet, iktidar olmak demek onların gözünde böyle bir şeydir.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Mücadele Birliği: </b>Görüşleriniz, ve anlattıklarınız bizim de düşüncelerimizi gözlemlerimizi destekliyor. Sizi oldukça uzun süre alıkoyduk. Sohbetiniz ve zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Bu zor günlerin hep birlikte dayanışma içinde üstesinden gelineceğine inancımızı bir kez daha belirtelim.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<b>Veysel Keser:</b> Biz de buna inanıyoruz. Sizin de gözlemlediğiniz gibi burada durum böyle kısaca. Ben size teşekkür ederim, arkadaşlar.</p>
<p style="text-indent: 0.7cm; margin-bottom: 0cm">
<br />
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis09.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/Van/ercis_celebibagi/30Ekim_Ercis01.JPG" /></p>Aynı Duyguları, Aynı Değerleri Ve Aynı Bakışı Sahipleniyoruz -foto-2011-09-29T14:41:09Z2011-09-29T14:41:09Zhttp://mucadelebirligi.com/soylesi/ayni-duygulari-ayni-degerleri-ve-ayni-bakisi-sahipleniyoruz-foto.htmlozzinfo@mucadelebirligi.com<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/2011MSF/MSF001.jpg" />Mezopotamya Sosyal Forumu'na Tunus'tan katılan Moez El Hamdi ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/2011MSF/MSF002.jpg" /><b>Mücadele Birliği: </b>Merhaba sevgili El Hamdi, Mezopotamya Sosyal Forumu'na Tunus'tan katılan birisini görmek bizleri mutlu etti.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi:</b> Ben de burada olmaktan dolayı mutluyum.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>İlk sorumuzla başlayalım: “Arap Baharı”nı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu gelişmeleri “devrim” olarak değerlendirebilir miyiz?</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi:</b> “Arap Baharı”nın devrimci hareketinin ortasına olduğunu düşünüyorum. Gelecekte daha da güçlü olacağını düşünüyorum. Arap Ayaklanması aynı zamanda gelecekte Arap devletlerini kimin yöneteceğine de etkide bulunacak. Politik rejimler Arap Dünyasında değişimlere neden olduğunda aynı zamanda Ortadoğu'daki rejimleri de etkileyecek. Arap Devrimleri, bölgede bir kapı açacak ve aynı zamanda evrensel değerlere de bir kapı açacak. Ulusal ideolojilerin ve ülkelerin çöküşünden sonra tüm dünyada yeniden bir çok insanın üzerinde hemfikir olduğu değerler, örneğin Barış, insan olmanın temel öğeleri, onur vb yükselecek. Tunus şimdi herkesin üzerinde yoğunlaştığı, barış ve adaleti yükseltecek,ve bazı insanların marjinalleştirilmesini, ötekileştirilmesini engelleyecek. Tunus Devrimi, yeniden özgürlüğü, onuru (Arapçada “karama”) sağlayacak.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bu devrimler, bize dünya tarihinde yeni bir döneme girildiğini gösteriyor mu? Buna “Yeni Evre” diyebilir miyiz?</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi:</b> Tabii ki, devrimle birlikte gelişmeler Arap dünyasına yayıldı. Protestolar, burayla da sınırlı kalmadı, Asya ve Latin Amerika'ya da yayıldı. Bu bize mutluluk veriyor. Bilinçli insanlar tüm dünyada günden güne artıyor; çünkü kaderleri kendi ellerinde. Tunus iktidarı halkın kendi kaderini tayin hakkını tanıyor. Tunuslu bir şairin (Ebu Kasım Şebbi) dediği gibi:</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<i>Eğer bir gün insanlar hayat isterse</i></p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<i>Kader ona yardım edecektir</i></p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Tunus Devrimi şu an hangi aşamada?</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi: </b>Tunus Devrimi şimdi geçiş dönemini inşa ediyor. Yeni bir dönem. Gerçek demokrasi ve eşitlik ve ulusal kaynakların adil dağıtımı. Aynı zamanda tüm her yerde düşünme ve açıklama özgürlüğü, ekonomik, sosyal, kültürel değişimler... Şu andaki dönüşüm, yeni gerçekleri ortaya çıkaracak. Sosyalizm tarihte başarısız oldu ama Tunus Devrimi, yeni ekonomik sosyal alternatifler yaratacak.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Tunus Devrimi'nin bundan sonra izleyeceği yol nasıl olabilir?</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi:</b> Şu anda seçimler için, ulusal konsey için hazırlanılıyor. Yeni Anayasa hazırlıkları var. Bu yeni anayasa Tunus Halkı tarafından seçimle ve genel oyla, referandumla yapılacak. Bu yeni anayasa politik ayrılma hakkını koruyacak; sivil toplumdaki örgütlenmeler aracılığıyla, örneğin sendikalar vb ile sivil eylemleri geliştirecek.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimcilere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi:</b> Kürt ve Türk devrimcileri özgürlük istiyor. Sadece devrimle insanlar onurlarını ve geleceklerini koruyabilirler.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Aynı duyguları, aynı değerleri ve aynı bakışı sahipleniyoruz. Kapitalizmin yıkıldığı günlerde yaşıyoruz. Alternatif bir sistem bir gün mutlaka kurulacak.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bu duygu ve düşünceleriniz için ve bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi:</b> Ben teşekkür ederim.</p><p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/2011MSF/MSF001.jpg" />Mezopotamya Sosyal Forumu'na Tunus'tan katılan Moez El Hamdi ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/2011MSF/MSF002.jpg" /><b>Mücadele Birliği: </b>Merhaba sevgili El Hamdi, Mezopotamya Sosyal Forumu'na Tunus'tan katılan birisini görmek bizleri mutlu etti.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi:</b> Ben de burada olmaktan dolayı mutluyum.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>İlk sorumuzla başlayalım: “Arap Baharı”nı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu gelişmeleri “devrim” olarak değerlendirebilir miyiz?</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi:</b> “Arap Baharı”nın devrimci hareketinin ortasına olduğunu düşünüyorum. Gelecekte daha da güçlü olacağını düşünüyorum. Arap Ayaklanması aynı zamanda gelecekte Arap devletlerini kimin yöneteceğine de etkide bulunacak. Politik rejimler Arap Dünyasında değişimlere neden olduğunda aynı zamanda Ortadoğu'daki rejimleri de etkileyecek. Arap Devrimleri, bölgede bir kapı açacak ve aynı zamanda evrensel değerlere de bir kapı açacak. Ulusal ideolojilerin ve ülkelerin çöküşünden sonra tüm dünyada yeniden bir çok insanın üzerinde hemfikir olduğu değerler, örneğin Barış, insan olmanın temel öğeleri, onur vb yükselecek. Tunus şimdi herkesin üzerinde yoğunlaştığı, barış ve adaleti yükseltecek,ve bazı insanların marjinalleştirilmesini, ötekileştirilmesini engelleyecek. Tunus Devrimi, yeniden özgürlüğü, onuru (Arapçada “karama”) sağlayacak.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bu devrimler, bize dünya tarihinde yeni bir döneme girildiğini gösteriyor mu? Buna “Yeni Evre” diyebilir miyiz?</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi:</b> Tabii ki, devrimle birlikte gelişmeler Arap dünyasına yayıldı. Protestolar, burayla da sınırlı kalmadı, Asya ve Latin Amerika'ya da yayıldı. Bu bize mutluluk veriyor. Bilinçli insanlar tüm dünyada günden güne artıyor; çünkü kaderleri kendi ellerinde. Tunus iktidarı halkın kendi kaderini tayin hakkını tanıyor. Tunuslu bir şairin (Ebu Kasım Şebbi) dediği gibi:</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<i>Eğer bir gün insanlar hayat isterse</i></p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<i>Kader ona yardım edecektir</i></p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Tunus Devrimi şu an hangi aşamada?</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi: </b>Tunus Devrimi şimdi geçiş dönemini inşa ediyor. Yeni bir dönem. Gerçek demokrasi ve eşitlik ve ulusal kaynakların adil dağıtımı. Aynı zamanda tüm her yerde düşünme ve açıklama özgürlüğü, ekonomik, sosyal, kültürel değişimler... Şu andaki dönüşüm, yeni gerçekleri ortaya çıkaracak. Sosyalizm tarihte başarısız oldu ama Tunus Devrimi, yeni ekonomik sosyal alternatifler yaratacak.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Tunus Devrimi'nin bundan sonra izleyeceği yol nasıl olabilir?</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi:</b> Şu anda seçimler için, ulusal konsey için hazırlanılıyor. Yeni Anayasa hazırlıkları var. Bu yeni anayasa Tunus Halkı tarafından seçimle ve genel oyla, referandumla yapılacak. Bu yeni anayasa politik ayrılma hakkını koruyacak; sivil toplumdaki örgütlenmeler aracılığıyla, örneğin sendikalar vb ile sivil eylemleri geliştirecek.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimcilere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi:</b> Kürt ve Türk devrimcileri özgürlük istiyor. Sadece devrimle insanlar onurlarını ve geleceklerini koruyabilirler.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Aynı duyguları, aynı değerleri ve aynı bakışı sahipleniyoruz. Kapitalizmin yıkıldığı günlerde yaşıyoruz. Alternatif bir sistem bir gün mutlaka kurulacak.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bu duygu ve düşünceleriniz için ve bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.</p>
<p style="text-indent: 0.57cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Moez El Hamdi:</b> Ben teşekkür ederim.</p>Komünistler Halka Adaletsizliğe Ve Eşitsizliğe Karşı Çıkma Gücü Veriyor -foto-2011-09-29T12:21:21Z2011-09-29T12:21:21Zhttp://mucadelebirligi.com/soylesi/komunistler-halka-adaletsizlige-ve-esitsizlige-karsi-cikma-gucu-veriyor-foto.htmlozzinfo@mucadelebirligi.com<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/2011MSF/MSF003.jpg" />Lübnan Komünist Partisi Gençlik Federasyonu'ndan Raed ATuya ile MSF'de son yaşananlar üzerine kısa bir söyleşi yaptık.</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/2011MSF/MSF004.jpg" /><b>Mücadele Birliği: </b>İlk sorumuz “Arap Baharı” hakkında olsun. “Arap Baharı”nı nasıl değerlendiriyorsunuz? Gelişmeleri bir devrim olarak adlandırabilir miyiz?</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Raed Atuya: </b>Arap Devrimi; ama Arap Baharı ile ilgili problem var; çünkü bu Arap Devrimi organize değil ve pragmatik. Tüm insanlar Arap Baharı'na katılıyorlar, kendi renkleriyle katılıyorlar. Homojen değil.</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Bu gelişmelerin Lübnan'a, Filistin'e yansımaları nasıl olacak sizce?</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Raed Atuya: </b>İyi bir etkisi var. bu devrimlerin Lübnan ve Filistin halkıyla ilişkisi var. ilk defa Mısır halkı İsrail büyükelçiliğine saldırdı. Lübnan'da bu devrim, gençliği olumlu yönde etkiliyor. Fakat diğer insanlar için aynı şeyi söyleyemeyiz.</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Türk hükümetinin Ortadoğu'da daha aktif rol alma isteğini nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Raed Atuya: </b>Kesinlikle negatif bir rol oynuyor. Çünkü Türk hükümeti iyi bir geçmişe sahip değil. Türk hükümetinin ilgisi, buradaki kendi çıkarlarıyla ilgili. Ortadoğu'daki sünnileri destekliyorlar ve kendilerine Ortadoğu'da daha büyük bir rol istiyorlar. Özellikle uluslararası emperyalizmler olan ilişkilerine dayanıyorlar. Ve ABD ile olan anlaşmalarına dayanarak bölgeye müdahale etmek istiyorlar. Örneğin Füze kalkanı... Örneğin Suriye'deki Halk Hareketine müdahale ediyorlar. Aynı anlayış emperyalist ülkelerin Ortadoğu'daki hegemonyalarının yeniden tesisi için çalışıyor.</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Türkiye-İsrail arasında görünürde yaşanan gerginlik hakkında ne düşünüyorsunuz?</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Raed Atuya: </b>Tam bir yalan. Arap halkında yanlış bir imaj yaratmaya çalışıyor. Bu planları İsrail hükümeti ile yapmaları mümkün değil. Türk hükümetiyle gerçekleştirmek istiyorlar. Erdoğan tüm Arap halkına bir kurtarıcı gibi gösterilmek isteniyor. Fakat tam bir yalancı</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Gelişmelerin, dünyada yeni bir devrimci durum ve kapitalizmin sıçramalı çöküş evresine denk geldiğini söyleyebilir miyiz?</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Raed Atuya: </b>Evet, kesinlikle. Bundan sonra sosyalizm yeniden gündeme gelecek. Arap Baharı'na ilişkin en önemli değerlendirmelerimizden biri, komünistlerin rolünün bu süreçte artacağı, insanlar tarafından yeniden onurlandıracağımız günler gelecek. Çünkü onlar halka adaletsizliğe ve eşitsizliğe karşı çıkma gücü veriyor ve kendilerine olan güveni biriktiriyorlar, değişim istiyorlar.</p><p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/2011MSF/MSF003.jpg" />Lübnan Komünist Partisi Gençlik Federasyonu'ndan Raed ATuya ile MSF'de son yaşananlar üzerine kısa bir söyleşi yaptık.</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/2011MSF/MSF004.jpg" /><b>Mücadele Birliği: </b>İlk sorumuz “Arap Baharı” hakkında olsun. “Arap Baharı”nı nasıl değerlendiriyorsunuz? Gelişmeleri bir devrim olarak adlandırabilir miyiz?</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Raed Atuya: </b>Arap Devrimi; ama Arap Baharı ile ilgili problem var; çünkü bu Arap Devrimi organize değil ve pragmatik. Tüm insanlar Arap Baharı'na katılıyorlar, kendi renkleriyle katılıyorlar. Homojen değil.</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Bu gelişmelerin Lübnan'a, Filistin'e yansımaları nasıl olacak sizce?</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Raed Atuya: </b>İyi bir etkisi var. bu devrimlerin Lübnan ve Filistin halkıyla ilişkisi var. ilk defa Mısır halkı İsrail büyükelçiliğine saldırdı. Lübnan'da bu devrim, gençliği olumlu yönde etkiliyor. Fakat diğer insanlar için aynı şeyi söyleyemeyiz.</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Türk hükümetinin Ortadoğu'da daha aktif rol alma isteğini nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Raed Atuya: </b>Kesinlikle negatif bir rol oynuyor. Çünkü Türk hükümeti iyi bir geçmişe sahip değil. Türk hükümetinin ilgisi, buradaki kendi çıkarlarıyla ilgili. Ortadoğu'daki sünnileri destekliyorlar ve kendilerine Ortadoğu'da daha büyük bir rol istiyorlar. Özellikle uluslararası emperyalizmler olan ilişkilerine dayanıyorlar. Ve ABD ile olan anlaşmalarına dayanarak bölgeye müdahale etmek istiyorlar. Örneğin Füze kalkanı... Örneğin Suriye'deki Halk Hareketine müdahale ediyorlar. Aynı anlayış emperyalist ülkelerin Ortadoğu'daki hegemonyalarının yeniden tesisi için çalışıyor.</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Türkiye-İsrail arasında görünürde yaşanan gerginlik hakkında ne düşünüyorsunuz?</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Raed Atuya: </b>Tam bir yalan. Arap halkında yanlış bir imaj yaratmaya çalışıyor. Bu planları İsrail hükümeti ile yapmaları mümkün değil. Türk hükümetiyle gerçekleştirmek istiyorlar. Erdoğan tüm Arap halkına bir kurtarıcı gibi gösterilmek isteniyor. Fakat tam bir yalancı</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Gelişmelerin, dünyada yeni bir devrimci durum ve kapitalizmin sıçramalı çöküş evresine denk geldiğini söyleyebilir miyiz?</p>
<p style="text-indent: 1.08cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Raed Atuya: </b>Evet, kesinlikle. Bundan sonra sosyalizm yeniden gündeme gelecek. Arap Baharı'na ilişkin en önemli değerlendirmelerimizden biri, komünistlerin rolünün bu süreçte artacağı, insanlar tarafından yeniden onurlandıracağımız günler gelecek. Çünkü onlar halka adaletsizliğe ve eşitsizliğe karşı çıkma gücü veriyor ve kendilerine olan güveni biriktiriyorlar, değişim istiyorlar.</p>“Asıl Umudu Veren Gerçeği Bulma İsteği”2011-09-24T09:47:41Z2011-09-24T09:47:41Zhttp://mucadelebirligi.com/soylesi/asil-umudu-veren-gercegi-bulma-istegi.htmlozzinfo@mucadelebirligi.com<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/2011MSF/2011MSF2.jpg" />MSF'nin birinci gününde Arjantin'den gelen ve yaptıkları eylemlerle bütün dünyada tanınan, insanların yüreğinde ve bilincinde yer edinmiş, Plazo de Mayo annelerinden biriyle, Nora De Cortinas ile bir röportaj gerçekleştirdik;</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/2011MSF/2011MSF3.jpg" /><b>Mücadele Birliği:</b> Sizi burada görmekten ve sizinle tanışmaktan mutlu olduk. Bize biraz oğlunuzdan, nasıl ve ne zaman kaybedildiğinden bahseder misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas:</b> Oğlumun adı Carlos Gustavo Cortinas. 1977'den beri kayıp. Kaybedildiğinde 24 yaşındaydı. Bu tarihten beri hiç kimse bir açıklama yapmadı. 1977'den 1983'e kadar (Arjantin'de Askeri Dikta dönemi) 30 bine yakın insan kayboldu. Buna ilişkin ne bir özür dileme ne de bir yargılama yapıldı.</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Hikayesini biraz anlatır mısınız.</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas: </b>Oğlum, politik bir militandı. Peronistti. Kapitalizm ve diktatörlüğe karşı önemli mücadeleler verdi. Oğlum, önce Ulusal Hükümet Enstitüsü'nde çalışıyordu. Sonra özel bir kurumda çalışmaya başladı. Sabah. işe gitmek için evden ayrıldı ve bir daha geri dönmedi</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Siz kaç yaşındasınız?</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas: </b>Şimdi 81 yaşındayım. Oğlum kaybedildiğinde 47 yaşındaydım. 34 senedir arıyorum oğlumu. 24. yılında bir arama çalışması yapıldı. Nehirde ya da toplu mezarlarda olabileceği söylendi; ama bir kimlik araştırmasına girmediler. Çok kayıp olduğunu kimin kim olduğunu tespit etmenin mümkün olmadığını söylediler. Bunun üzerine kampanyalar yaptık. Katolik olduğum için kiliseye de başvurdum; polise, askeriyeye, siyasetçilere, hepsine başvurdum. Kilise diktatörlüğü tanıyor. Onların toplama kamplarında olduğunu bildikleri halde kıllarını bile kıpırdatmadılar. Kilise de iki türlü: Fakirlerin ve zenginlerin kilisesi. Destek veren kiliseler daha çok yoksullara ait olanlar.</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Hiç umutsuzluğa düştüğünüz oldu mu? Umudunuzu ne ayakta tuttu?</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas: </b>Asıl umudu veren gerçeği bulma isteği... Bu, 30 bin insan nerede? Gerçeği bulma, hesap sorma, adalet bulma isteği...</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Plazo de Mayo Anneleri tüm dünyaya örnek oldular. En çok da Kürt ve Türk analarına... Cumartesi Annelerini tanıyorlar değil mi?</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas: </b>Daha önceki yıllardan tanışıyoruz. Bizim acılarımız, kayıplarımız birbirine o kadar çok benziyor ki! Bizi birbirimize yakınlaştıran bu acılarımız. Ben burada olmasam da onların acılarını içimde taşıyorum. Biz de her Perşembe eylem yapıyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Son bir soru: Gerçeği aramaya devam edecek misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas: </b>Bütün gerçekler, bütün doğrular ortaya çıkana kadar devam. Tüm çocuklar için devam edeceğim. Sadece Arjantin'dekiler için değil, bütün dünyadaki bu kırımlar bitene kadar. Tüm çocuklar için, tüm analar için...</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Kısmi adalet istemiyorum. Herkese adalet istiyorum!</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Oğullarımın hayalini gerçekleştirene kadar mücadele edeceğim, yoksulluk, adaletsizlik, ayrımcılık son bulana kadar..</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Yaşam hakkı,sağlık hakkı,toprak hakkı(kendi kaderini tayin hakkı) elde edilene kadar...</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Çocuklar sokaklarda el açıp dilenmeyene kadar...</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Teşekkür ederiz. Sizi çok seviyoruz. Muços Grassias</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas: </b>Ben de sizleri çok seviyorum. Oh! Muços Grassias.</p><p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/2011MSF/2011MSF2.jpg" />MSF'nin birinci gününde Arjantin'den gelen ve yaptıkları eylemlerle bütün dünyada tanınan, insanların yüreğinde ve bilincinde yer edinmiş, Plazo de Mayo annelerinden biriyle, Nora De Cortinas ile bir röportaj gerçekleştirdik;</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/KurtHalki/2011MSF/2011MSF3.jpg" /><b>Mücadele Birliği:</b> Sizi burada görmekten ve sizinle tanışmaktan mutlu olduk. Bize biraz oğlunuzdan, nasıl ve ne zaman kaybedildiğinden bahseder misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas:</b> Oğlumun adı Carlos Gustavo Cortinas. 1977'den beri kayıp. Kaybedildiğinde 24 yaşındaydı. Bu tarihten beri hiç kimse bir açıklama yapmadı. 1977'den 1983'e kadar (Arjantin'de Askeri Dikta dönemi) 30 bine yakın insan kayboldu. Buna ilişkin ne bir özür dileme ne de bir yargılama yapıldı.</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Hikayesini biraz anlatır mısınız.</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas: </b>Oğlum, politik bir militandı. Peronistti. Kapitalizm ve diktatörlüğe karşı önemli mücadeleler verdi. Oğlum, önce Ulusal Hükümet Enstitüsü'nde çalışıyordu. Sonra özel bir kurumda çalışmaya başladı. Sabah. işe gitmek için evden ayrıldı ve bir daha geri dönmedi</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Siz kaç yaşındasınız?</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas: </b>Şimdi 81 yaşındayım. Oğlum kaybedildiğinde 47 yaşındaydım. 34 senedir arıyorum oğlumu. 24. yılında bir arama çalışması yapıldı. Nehirde ya da toplu mezarlarda olabileceği söylendi; ama bir kimlik araştırmasına girmediler. Çok kayıp olduğunu kimin kim olduğunu tespit etmenin mümkün olmadığını söylediler. Bunun üzerine kampanyalar yaptık. Katolik olduğum için kiliseye de başvurdum; polise, askeriyeye, siyasetçilere, hepsine başvurdum. Kilise diktatörlüğü tanıyor. Onların toplama kamplarında olduğunu bildikleri halde kıllarını bile kıpırdatmadılar. Kilise de iki türlü: Fakirlerin ve zenginlerin kilisesi. Destek veren kiliseler daha çok yoksullara ait olanlar.</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Hiç umutsuzluğa düştüğünüz oldu mu? Umudunuzu ne ayakta tuttu?</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas: </b>Asıl umudu veren gerçeği bulma isteği... Bu, 30 bin insan nerede? Gerçeği bulma, hesap sorma, adalet bulma isteği...</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Plazo de Mayo Anneleri tüm dünyaya örnek oldular. En çok da Kürt ve Türk analarına... Cumartesi Annelerini tanıyorlar değil mi?</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas: </b>Daha önceki yıllardan tanışıyoruz. Bizim acılarımız, kayıplarımız birbirine o kadar çok benziyor ki! Bizi birbirimize yakınlaştıran bu acılarımız. Ben burada olmasam da onların acılarını içimde taşıyorum. Biz de her Perşembe eylem yapıyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Son bir soru: Gerçeği aramaya devam edecek misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas: </b>Bütün gerçekler, bütün doğrular ortaya çıkana kadar devam. Tüm çocuklar için devam edeceğim. Sadece Arjantin'dekiler için değil, bütün dünyadaki bu kırımlar bitene kadar. Tüm çocuklar için, tüm analar için...</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Kısmi adalet istemiyorum. Herkese adalet istiyorum!</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Oğullarımın hayalini gerçekleştirene kadar mücadele edeceğim, yoksulluk, adaletsizlik, ayrımcılık son bulana kadar..</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Yaşam hakkı,sağlık hakkı,toprak hakkı(kendi kaderini tayin hakkı) elde edilene kadar...</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Çocuklar sokaklarda el açıp dilenmeyene kadar...</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Teşekkür ederiz. Sizi çok seviyoruz. Muços Grassias</p>
<p style="text-indent: 0.71cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Nora De Cortinas: </b>Ben de sizleri çok seviyorum. Oh! Muços Grassias.</p>Savranoğlu İşçileri İle Söyleşi2011-09-01T13:11:29Z2011-09-01T13:11:29Zhttp://mucadelebirligi.com/soylesi/savranoglu-iscileri-ile-soylesi.htmlozzinfo@mucadelebirligi.com<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/cesitli/izmir/Savranoglu/Savranoglu1.jpg" />27 Ağustos Cumartesi günü İzmir Mücadele Birliği Platformu olarak Savranoğlu işçilerinin Cumartesi eylemlerine destek vermek için fabrikanın önündeki eylem yerine “Savranoğlu İşçisi Yalnız Değildir”, “Yaşasın İşçilerin Mücadele Birliği”, “Zafer Savaşan İşçilerin Olacak” sloganlarıyla geldik ve işçilerin alkışları ve güler yüzüyle karşılandık.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Daha sonra eylemlerin vazgeçilmezi olan halaylar çekilip sohbetlere geçildi. Patron işçilerin eylemlerini kırmak için, işçilerin Cumartesi saat 13.00’e kadar çalıştıkları saatleri hafta içine yayarak Cumartesi günü iş çıkışı yaptıkları eyleme olan ilgiyi azaltacağını düşündü. Oysa işçiler, iş çıkışı olmamasına rağmen tam takım fabrika önündeydi. Devrimci İşçi Komiteleri işçileri selamlayan bir konuşma yaptıktan sonra işçilerle sohbetler devam etti. Saat 13.00’te yeniden buluşmak üzere eylem yerinden ayrılındı.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Savranoğlu Deri fabrikasının önünde 27 gündür eylemde olan 3 işçi ile bir röportaj yaptık.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Bize kendinizi tanıtabilir misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Yusuf Nalban:</b> Merhabalar ben Yusuf Nalban, 1993 yılından beri Savranoğlu Deri Fabrikasında çalışıyorum. Üç çocuk babasıyım. Sendikaya üye olduğum için bahaneler bulunarak tazminatsız bir şekilde işten çıkartıldım.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Çalışma koşullarınızdan bahseder misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Yusuf Nalban:</b> Kötü koşullarda çalışıyoruz. Arkadaşlarımızın çoğu bronşit ve astım hastası. Şu anda çoğu arkadaşımız raporlu zaten. Yaş bölümlerinde çalışan arkadaşlarımız bel fıtığı, kaslarından ameliyat olan arkadaşlarımız var. İki arkadaşımızdan biri çalışamaz raporu aldı. Bir diğer arkadaşımız ise 15 gündür hastanede yatıyor. 15 arkadaşımız da nefes almakta zorlandıkları için şu an hepsi raporlu, içerdeki şartlar kötü. Sağlıklı koşullarda çalışılmıyor. Makinelerden yayılan kimyasallar havalandırma olmadığı için insanlara etkide bulunuyor. Bunun içinde hastalıklar ortaya çıkıyor.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Eylemle ilgili neler söylemek istersiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Yusuf Nalban: Direnişimizin 27. günündeyiz. Sendikayı kabul ettirinceye kadar buradayız, bu 6 ay olur 1 yıl olur... kazanıncaya kadar buradayız. Ya sendika girecek ya da fabrika kapanacak. Kamuoyuna buradan sesleniyoruz, bize destek olmasını istiyoruz. Kamuoyunun bizi burada yalnız bırakmamalarını istiyoruz. Her şey kamuoyunun elinde bize ne kadar destek olurlarsa o kadar başarılı oluruz. Direnişi sonuna kadar sürdüreceğiz.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Bize kendinizi tanıtabilir misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Serkan Şencan:</b> Merhabalar ben Serkan Şencan. 1987 doğumluyum ailemle birlikte yaşıyorum. 1 yıl 3,5 aydır burada çalışıyorum.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Çalışma koşullarınızdan bahseder misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Serkan Şencan:</b> Ben zımpara bölümünde çalışıyorum. Zımparadan dolayı çıkan toz altında nefes alıyoruz havalandırmalar dıştan gözükse de yeterli çalışmıyor, içerisi toz içinde kalıyor. Kötü koşullarda çalıştığımız için bir çoğumuz rapor almak zorunda kalıyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> İşten atılma sebebiniz neydi ve eylemle ilgili neler söylemek istersiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Serkan Şencan:</b> Ben iki arkadaşımın direnişe başlamasından 12 gün sonra işten atıldım. 15 gündür ben de buradayım. Benim asıl bölümüm zımpara, işten çıkartılmadan üç gün önce el kadifesi bölümüne alındım. Geçici olduğunu düşünmüştüm, ama ertesi günde el kadifesi bölümüne verildim. Alışık olmadığım bir iş olmasına rağmen normal günlerde çıkartılandan fazla ürün çıkartıyorduk. Fazla ürüne rağmen ustadan baskı görüyordum. Bana çıkartacağım iş için dakika veriyordu. Ben de dakika tutmasının baskı uygulamasına girdiğini söyledim. Söylediklerimiz dikkate alınmadı. Baskı yapıldığını söylediğim için ertesi gününde muhasebeden çıkışımı almamı istediler. Çıkışımda ustayla tartıştığım ve işi yavaş yaptığım gerekçeleri vardı. Biz biliyoruz asıl gerekçenin sendika olduğunu. Eylemle ilgi söyleyeceklerim ise gün geçtikçe destekler artıyor. Umuyorum ki artan desteklerle kazanırız.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Bize kendinizi tanıtabilir misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Aydın Gençaslan: </b>Yaklaşık üç senedir Savranoğlu Deri Fabrikasında çalışıyorum. Üç aya yakındır işten çıkartıldım.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Eylem süreciyle ilgili neler söylemek istersiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Aydın Gençaslan: </b>Emek verdik ve direnişe başladık. Bütün arkadaşların desteğiyle de bugüne getirdik. Çalıştığımız yerde sıkıntılar çok büyük. Sabah 8:00’de başlıyoruz, gece 24.00’e, 01.00’e kadar çalışıyoruz. Çalışma koşullarımızla ilgili hiçbir hak iddia edemiyoruz; hak ettiğimiz zaman da ekmeğimizi kaybetme korkusu oluyor. İşverenin işten çıkarma tehdidi başlıyor. Buradaki bütün arkadaşlar yaşadı; daha önce birlik ve beraberliğimiz yoktu. İşveren, işçileri sen Alevisin sen Kürtsün diye birbirlerinden ayırıyordu. İşsizlik işsizlik dedik ve bugüne kadar geldik, direnmeyi hep erteledik. Ama şimdi direnişteyiz. Gerçekten gurur verici bir ortamdayız şimdi. İçerdeki arkadaşların da desteği tam. Deri-İş sendikası şube başkanımız Makum Alagöz elinden gelen çabayı sergiledi; gece 3-4’lere kadar hep beraber çalışma yürüttük. Tabi ki burada 3 taşeron şirketin olması işimizi zorlaştırdı. Sendikal hak için yetki başvurumuz gelince işverenin ayak oyunları başladı. Fabrikayı İzmir’den taşımaktan tutun; fabrikayı kapatmaya kadar bir sürü oyun deniyor. Ama biz birlikte mücadeleye devam ediyoruz. Kısacaca sürecimiz böyle. Teşekkürler.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Mücadele Birliği/İzmir</p><p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/cesitli/izmir/Savranoglu/Savranoglu1.jpg" />27 Ağustos Cumartesi günü İzmir Mücadele Birliği Platformu olarak Savranoğlu işçilerinin Cumartesi eylemlerine destek vermek için fabrikanın önündeki eylem yerine “Savranoğlu İşçisi Yalnız Değildir”, “Yaşasın İşçilerin Mücadele Birliği”, “Zafer Savaşan İşçilerin Olacak” sloganlarıyla geldik ve işçilerin alkışları ve güler yüzüyle karşılandık.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Daha sonra eylemlerin vazgeçilmezi olan halaylar çekilip sohbetlere geçildi. Patron işçilerin eylemlerini kırmak için, işçilerin Cumartesi saat 13.00’e kadar çalıştıkları saatleri hafta içine yayarak Cumartesi günü iş çıkışı yaptıkları eyleme olan ilgiyi azaltacağını düşündü. Oysa işçiler, iş çıkışı olmamasına rağmen tam takım fabrika önündeydi. Devrimci İşçi Komiteleri işçileri selamlayan bir konuşma yaptıktan sonra işçilerle sohbetler devam etti. Saat 13.00’te yeniden buluşmak üzere eylem yerinden ayrılındı.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Savranoğlu Deri fabrikasının önünde 27 gündür eylemde olan 3 işçi ile bir röportaj yaptık.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Bize kendinizi tanıtabilir misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Yusuf Nalban:</b> Merhabalar ben Yusuf Nalban, 1993 yılından beri Savranoğlu Deri Fabrikasında çalışıyorum. Üç çocuk babasıyım. Sendikaya üye olduğum için bahaneler bulunarak tazminatsız bir şekilde işten çıkartıldım.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Çalışma koşullarınızdan bahseder misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Yusuf Nalban:</b> Kötü koşullarda çalışıyoruz. Arkadaşlarımızın çoğu bronşit ve astım hastası. Şu anda çoğu arkadaşımız raporlu zaten. Yaş bölümlerinde çalışan arkadaşlarımız bel fıtığı, kaslarından ameliyat olan arkadaşlarımız var. İki arkadaşımızdan biri çalışamaz raporu aldı. Bir diğer arkadaşımız ise 15 gündür hastanede yatıyor. 15 arkadaşımız da nefes almakta zorlandıkları için şu an hepsi raporlu, içerdeki şartlar kötü. Sağlıklı koşullarda çalışılmıyor. Makinelerden yayılan kimyasallar havalandırma olmadığı için insanlara etkide bulunuyor. Bunun içinde hastalıklar ortaya çıkıyor.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Eylemle ilgili neler söylemek istersiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Yusuf Nalban: Direnişimizin 27. günündeyiz. Sendikayı kabul ettirinceye kadar buradayız, bu 6 ay olur 1 yıl olur... kazanıncaya kadar buradayız. Ya sendika girecek ya da fabrika kapanacak. Kamuoyuna buradan sesleniyoruz, bize destek olmasını istiyoruz. Kamuoyunun bizi burada yalnız bırakmamalarını istiyoruz. Her şey kamuoyunun elinde bize ne kadar destek olurlarsa o kadar başarılı oluruz. Direnişi sonuna kadar sürdüreceğiz.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Bize kendinizi tanıtabilir misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Serkan Şencan:</b> Merhabalar ben Serkan Şencan. 1987 doğumluyum ailemle birlikte yaşıyorum. 1 yıl 3,5 aydır burada çalışıyorum.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Çalışma koşullarınızdan bahseder misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Serkan Şencan:</b> Ben zımpara bölümünde çalışıyorum. Zımparadan dolayı çıkan toz altında nefes alıyoruz havalandırmalar dıştan gözükse de yeterli çalışmıyor, içerisi toz içinde kalıyor. Kötü koşullarda çalıştığımız için bir çoğumuz rapor almak zorunda kalıyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> İşten atılma sebebiniz neydi ve eylemle ilgili neler söylemek istersiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Serkan Şencan:</b> Ben iki arkadaşımın direnişe başlamasından 12 gün sonra işten atıldım. 15 gündür ben de buradayım. Benim asıl bölümüm zımpara, işten çıkartılmadan üç gün önce el kadifesi bölümüne alındım. Geçici olduğunu düşünmüştüm, ama ertesi günde el kadifesi bölümüne verildim. Alışık olmadığım bir iş olmasına rağmen normal günlerde çıkartılandan fazla ürün çıkartıyorduk. Fazla ürüne rağmen ustadan baskı görüyordum. Bana çıkartacağım iş için dakika veriyordu. Ben de dakika tutmasının baskı uygulamasına girdiğini söyledim. Söylediklerimiz dikkate alınmadı. Baskı yapıldığını söylediğim için ertesi gününde muhasebeden çıkışımı almamı istediler. Çıkışımda ustayla tartıştığım ve işi yavaş yaptığım gerekçeleri vardı. Biz biliyoruz asıl gerekçenin sendika olduğunu. Eylemle ilgi söyleyeceklerim ise gün geçtikçe destekler artıyor. Umuyorum ki artan desteklerle kazanırız.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Bize kendinizi tanıtabilir misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Aydın Gençaslan: </b>Yaklaşık üç senedir Savranoğlu Deri Fabrikasında çalışıyorum. Üç aya yakındır işten çıkartıldım.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Eylem süreciyle ilgili neler söylemek istersiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Aydın Gençaslan: </b>Emek verdik ve direnişe başladık. Bütün arkadaşların desteğiyle de bugüne getirdik. Çalıştığımız yerde sıkıntılar çok büyük. Sabah 8:00’de başlıyoruz, gece 24.00’e, 01.00’e kadar çalışıyoruz. Çalışma koşullarımızla ilgili hiçbir hak iddia edemiyoruz; hak ettiğimiz zaman da ekmeğimizi kaybetme korkusu oluyor. İşverenin işten çıkarma tehdidi başlıyor. Buradaki bütün arkadaşlar yaşadı; daha önce birlik ve beraberliğimiz yoktu. İşveren, işçileri sen Alevisin sen Kürtsün diye birbirlerinden ayırıyordu. İşsizlik işsizlik dedik ve bugüne kadar geldik, direnmeyi hep erteledik. Ama şimdi direnişteyiz. Gerçekten gurur verici bir ortamdayız şimdi. İçerdeki arkadaşların da desteği tam. Deri-İş sendikası şube başkanımız Makum Alagöz elinden gelen çabayı sergiledi; gece 3-4’lere kadar hep beraber çalışma yürüttük. Tabi ki burada 3 taşeron şirketin olması işimizi zorlaştırdı. Sendikal hak için yetki başvurumuz gelince işverenin ayak oyunları başladı. Fabrikayı İzmir’den taşımaktan tutun; fabrikayı kapatmaya kadar bir sürü oyun deniyor. Ama biz birlikte mücadeleye devam ediyoruz. Kısacaca sürecimiz böyle. Teşekkürler.</p>
<p style="text-indent: 0.75cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
Mücadele Birliği/İzmir</p>Taksim İlkyardım'da Bir Eylem2011-07-15T15:16:20Z2011-07-15T15:16:20Zhttp://mucadelebirligi.com/soylesi/taksim-ilkyardimda-bir-eylem.htmlozzinfo@mucadelebirligi.com<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/saglik/TaksimIlkYardim/GulluHanoglu/14TemmuzGulluHanoglu1.JPG" />Taksim Eğitim Araştırma Hastanesi'nde, taşeron firma Atlas Şirketler Grubu bünyesinde 8 yıldır tıbbi sekreter olarak çalışan Güllü Hanoğlu, 2 gün önce işten çıkarıldı. Sunulan gerekçeler ise; hastane çalışanlarının maaşlarını % 40'ını azaltmaya yönelik taahhütnameyi imzalamamış olması ve Dev-Sağlık İş Sendikası'na bağlı olması. Bu gerekçeler sebebiyle işine son verilen Hanoğlu, 2 gündür hastane bahçesinde çadır kurarak eylem yapıyor. Kendisini bugün ziyaret edip sorunlarını dinledik ve bir söyleşi yaptık:</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/saglik/TaksimIlkYardim/GulluHanoglu/14TemmuzGulluHanoglu2.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/saglik/TaksimIlkYardim/GulluHanoglu/14TemmuzGulluHanoglu3.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/saglik/TaksimIlkYardim/GulluHanoglu/14TemmuzGulluHanoglu4.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/saglik/TaksimIlkYardim/GulluHanoglu/14TemmuzGulluHanoglu5.JPG" /></p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu:</b> Tabi ki. Adım Güllü Hanoğlu.1973 Sivas Divriği Doğumluyum. Babam gazi, annem ev hanımı. Beş kız bir erkek olmak üzere altı kardeşiz. Zor bir çocukluktan geçip, mücadeleyle başlayan bir hayatla bugüne geldik ve bugün de bu mücadele hala devam ediyor. Taksim Eğitim Araştırma Hastanesi'nde sekiz yıldır çalışıyorum. 2003 yılının Aralık ayından beri görevimi başarılı bir şekilde devam ettirmekteydim. Gördüğünüz gibi az önce hastalarım geldi, internetten duyanlar, basından duyanlar. Bunlar benim tümörlü hastalarımdı, bacağı protez olanlar vardı ve bu halleriyle bana destek vermek için gelmişler. Bunu neden söylüyorum çünkü beni çıkarma bahanelerine geleceğim.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Oraya gelmeden, burada 8 yıl önce çalışmaya başladığınızı söylemiştiniz deği lmi?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Evet 8 yıl önce başladım.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Taşeron firma bünyesinde mi çalışıyordunuz?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Evet Atlas Şirket ile. Daha önce Merdan isimli bir firmayla başlamıştım. Sürekli aylık girişler çıkışlar yapılıyor ve firmalar değişiyor. 6 ayda 5 defa girdi çıktı yapılmış bir bakmışsınız Yol olmuş bir bakmışsınız YNR yani taşeronu anlamak çok zor. Ayda bir değişiyor, 3 ayda bir değişiyor, bunun altındaki sebepleri de anlamış değilim yani uzun süreli ihaleler yapılmış olsa mağdur olmayacağız.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Peki buradaki çalışma koşulları ile ilgili ne söylemek istersiniz? Kendi alanınızda yada diğer alanlarda?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Burada bir temizlik işçisi bir sekreter veya diğer görevliler bir çok işi birden yapıyor. İş sirkülasyon çok yüksek özellikle ortopedi servisi sirkülasyonu en fazla olan bölümlerden biri. Adli vaka olarak, yatan hasta sayısı olarak, hasta başı malzeme alımı olarak. Biz sürekli yazılar yazdık 2. bir sekreter 3. bir sekreter derken maalesef ellerindeki sekreterden de oldular hocalarımız o da ayrı bir şey.(Gülüyor).</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Maaşınız yeterli miydi ya da diğer çalışma şartlarınız nasıldı memnun muydunuz?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Güzel şeylere değindiniz .Bizler 2009 yılına kadar asgari ücretin % 40 fazlasıyla çalışan insanlardık.2009 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından bir genelge çıktı maaşların düşürülmesiyle ilgili. Yönetim de bizleri topladı, “kusura bakmayın çocuklar elimizden bir şey gelmiyor maaşlar düştü” denildi. Biz bunun üzerine Başbakanlığa, Sağlık Bakanlığına, Çalışma Müdürlüğüne birçok yere yazılar yazdık. Çalışma Müdürlüğü en son bir müfettiş gönderdi maaşlar zamanında yatmıyor diye. Yapılan teftişler sonucu haklı olduğumuz kararı çıktı ve biz hastaneyi mahkemeye verdik.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Ondan sonra devam eden bir gelişme oldu mu mücadele ile ilgili?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Mücadele ile ilgili gelişme şöyle, sendikalaşma oldu bir örgütlülüğümüz var şu an. Ben burada Dev-Sağlık İş'in temsilcisiyim. Bir yandan hastaneyi mahkemeye verdiğimiz için bir yandan sendikalı olduğum için bir yandan o taahhütnameyi imzalamadığım için yani haksızlığa gelemediğim için ekmeğime işime sahip çıktığım için bunlar yapıldı bana.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Kaç yıldır sendikalısınız?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>2009 yılından beri bu hastanede sendikalıyım ama ondan önce de sendika geçmişim vardı.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Peki sendikacı olarak karşılaştığınız zorluklar neydi?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Yani bir çok zorluğu vardı. Mesela başhekim bir defa beni odasına çağırdı. Başhekim, müdür, müdür yardımcıları, şirketin sahibi ve yardımcısı da odasındaydı. Başhekim bana kesinlikle elemanları olmadığımı söyledi gerekirse sözleşmeyi yani o taahhütnameyi imzalayarak dönebileceğimi söyledi. Ben de kendisine onların elemanı olduğumu çünkü bana gelen ihtar metninde çıkış sebebimde şunun yazdığını söyledim: “Sözleşmeyi imzalamamak, imzalayanlara engel olmak, iyi niyet ve ahlak kurallarına uymamak”. Eğer ben bu sözleşmeyi imzalarsam ahlak kurallarına uymuş mu oluyorum? Ben sizin elemanınız değilsem neden beni muhatap alıyorsunuz? gibi sorular yönelttim fakat bu sorularıma da bir cevap alamadım maalesef. Ben yine mağdur olan tarafım. Bir yandan başhekimlik elemanım değilsin diyor, bir yandan şirket elemanım değilsin diyor çok zorluklar çekiyoruz çok baskılar yaşıyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Sizi gerçekten bu gerekçelerden dolayı mı işten çıkarttıklarını düşünüyorsunuz, yoksa sizce altında yatan başka sebepler var mı?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Ben çalışmayı seven çalışkan bir insanım. Haksızlığa gelemediğimden dolayı, mücadelemden dolayı çıkarıldım başka bir sebebi yok. Ve sendikaya bağlı bir sürü eleman var burada. Temizlikten güvenliğe veri giriş elemanına kadar küçümsenmeyecek üye sayımız var. Böyle yerlerde onlar için sendikalaşma doğru değil. İllegal bir örgütmüş gibi görülüyor. Şu anda da bir çok hastanede gördüğüm şu; bu taahhütnameyle haklarımızı elimizden almak isteyen şirketler imzalamadığımız takdirde yada mahkemeye verdiğimiz takdirde aldığımız maaşın %35 faizini onlara geri ödememiz koşulunu dayatıyor</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Siz de bu oyuna gelmediniz tabi ki?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Gelmedim. Arkadaşlarıma baskılar var. Bu akşam bir toplantı yapacaklar veri giriş elemanlarına ve orada da bu baskılar devam eder diye düşünüyorum.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bu taahhütname ne zaman elinize ulaştı?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Nisanda geldi bu taahhütname ve haziran ayından beri de ciddi bir baskı var, imzalayacaksınız ya da imzalamayan herkesi çıkartırız diye tehdit ettiler bizi. Bu Atlas firması Samsunda da 5 tane elemanını çıkardı orada da taşeron bir firma olarak faaliyet sürdürüyor. Aldığımız zaten 730 tl ve böyle bir maaşa İstanbul koşullarında yaşamaya çalışıyoruz bir de yerimizde rahat bırakmıyorlar bizi. Verimli olmamız engelleniyor.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Sizin tam olarak işten çıkarılma tarihiniz nedir?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>08/07/2011 tarihinde çıkışım verilmiş ama yazılı kağıt bugün geldi bana noter yoluyla. Noterden hemen ulaşmadı bana. Cuma günü çıkışım yapılmış ama bana yazı falan gelmediği için ben pazartesi ve salı günü de işe gidip geldim salı akşamı imzam yoktu imzam kaldırılmıştı işine son verilmiştir sebebiyle.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bir oturma eylemine başladınız ve bugün 2. gününüz. Bundan biraz bahseder misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Çadırımı bugün kurdum, dün yoktu o yüzden dün biraz zor oldu bankların üstünde. Gerçi hiç uyumadım arkadaşlar beni yalnız bırakmadı sağolsunlar sabaha kadar dost muhabbetleri ettik. Güzel bir dayanışma var, birlik beraberlik var tek başıma değilim. Doktorlarımızdan, hemşirelerimizden,teknisyenlerden,temizlik elemanından aklınıza gelecek sağlık çalışanlarının tümünden büyük bir destek var ama maalesef üç yerden destek yok; başhekim, hastane müdürü ve Atlas firması.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Peki bu eyleminiz ne kadar sürecek?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Bunu basın açıklamamda da bildirdim. Süresiz bir eylemdir. Bir kadın olarak mücadelenin nasıl olduğunu göstereceğim .Sırf ben de değilim bunun örnekleri var sanırım. Paşabahç'ede böyle bir kadın eylemci varmış Türkan Hanım galiba. İzmir'de de varmış Batıgül Hanım gibi birkaç örnek duydum böyle.Ne zaman geri adım atarlarsa, ne zaman arkadaşlarımın üstündeki baskıları kaldırırlarsa bu eylemi noktalarım. Sorun benim işsiz kalmış olmam değil çünkü bana iş teklifleri geliyor fakat şu an benim bir davam var bu arkadaşlarımın üzerindeki baskının kaldırılması için buradayım. Sözleşme sorunu çözülsün, baskılar kalksın ve insanlar aldıkları 730 tl maaşla huzurlu bir biçimde işlerine gidip gelsinler önemli olan bu benim için.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bu 2 gün içinde fiziksel bir müdahaleyle karşı karşıya kaldınız mı?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Hayır fiziksel bir müdahaleyle karşı karşıya kalmadım ama psikolojik müdahale oluyor mesela basın açıklaması sırasında müdür bey hastane kapısında elini belini koymuş bir şekilde bizi izliyor ve kim var kim yok diye bakıyordu ve bunları belirleyip büyük ihtimalle toplantıda sizin çıkmanız yasak yapamazsınız edemezsiniz şeklinde bir baskı oluşturacaktır.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Tekrar ediyorum benim amacım işe geri alınmak da değil,ben ne iş olsa yaparım ki çocukluğumdan beridir de çalışıyorum gocunmam fakat benim için problem arkadaşlarımın üzerindeki baskılar. Benim derdim benim arkamdan çıkışlar yapmasınlar, arkadaşlarım işlerinden olmasın, maaşları düşürülmesin, yönetim baskı yapmasın, kimse mağdur olmasın. Beni destekleyen herkese çok teşekkür ederim.</p><p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/saglik/TaksimIlkYardim/GulluHanoglu/14TemmuzGulluHanoglu1.JPG" />Taksim Eğitim Araştırma Hastanesi'nde, taşeron firma Atlas Şirketler Grubu bünyesinde 8 yıldır tıbbi sekreter olarak çalışan Güllü Hanoğlu, 2 gün önce işten çıkarıldı. Sunulan gerekçeler ise; hastane çalışanlarının maaşlarını % 40'ını azaltmaya yönelik taahhütnameyi imzalamamış olması ve Dev-Sağlık İş Sendikası'na bağlı olması. Bu gerekçeler sebebiyle işine son verilen Hanoğlu, 2 gündür hastane bahçesinde çadır kurarak eylem yapıyor. Kendisini bugün ziyaret edip sorunlarını dinledik ve bir söyleşi yaptık:</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/saglik/TaksimIlkYardim/GulluHanoglu/14TemmuzGulluHanoglu2.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/saglik/TaksimIlkYardim/GulluHanoglu/14TemmuzGulluHanoglu3.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/saglik/TaksimIlkYardim/GulluHanoglu/14TemmuzGulluHanoglu4.JPG" /><img alt="alt" src="http://mucadelebirligi.com/images/stories/saglik/TaksimIlkYardim/GulluHanoglu/14TemmuzGulluHanoglu5.JPG" /></p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği:</b> Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu:</b> Tabi ki. Adım Güllü Hanoğlu.1973 Sivas Divriği Doğumluyum. Babam gazi, annem ev hanımı. Beş kız bir erkek olmak üzere altı kardeşiz. Zor bir çocukluktan geçip, mücadeleyle başlayan bir hayatla bugüne geldik ve bugün de bu mücadele hala devam ediyor. Taksim Eğitim Araştırma Hastanesi'nde sekiz yıldır çalışıyorum. 2003 yılının Aralık ayından beri görevimi başarılı bir şekilde devam ettirmekteydim. Gördüğünüz gibi az önce hastalarım geldi, internetten duyanlar, basından duyanlar. Bunlar benim tümörlü hastalarımdı, bacağı protez olanlar vardı ve bu halleriyle bana destek vermek için gelmişler. Bunu neden söylüyorum çünkü beni çıkarma bahanelerine geleceğim.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Oraya gelmeden, burada 8 yıl önce çalışmaya başladığınızı söylemiştiniz deği lmi?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Evet 8 yıl önce başladım.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Taşeron firma bünyesinde mi çalışıyordunuz?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Evet Atlas Şirket ile. Daha önce Merdan isimli bir firmayla başlamıştım. Sürekli aylık girişler çıkışlar yapılıyor ve firmalar değişiyor. 6 ayda 5 defa girdi çıktı yapılmış bir bakmışsınız Yol olmuş bir bakmışsınız YNR yani taşeronu anlamak çok zor. Ayda bir değişiyor, 3 ayda bir değişiyor, bunun altındaki sebepleri de anlamış değilim yani uzun süreli ihaleler yapılmış olsa mağdur olmayacağız.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Peki buradaki çalışma koşulları ile ilgili ne söylemek istersiniz? Kendi alanınızda yada diğer alanlarda?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Burada bir temizlik işçisi bir sekreter veya diğer görevliler bir çok işi birden yapıyor. İş sirkülasyon çok yüksek özellikle ortopedi servisi sirkülasyonu en fazla olan bölümlerden biri. Adli vaka olarak, yatan hasta sayısı olarak, hasta başı malzeme alımı olarak. Biz sürekli yazılar yazdık 2. bir sekreter 3. bir sekreter derken maalesef ellerindeki sekreterden de oldular hocalarımız o da ayrı bir şey.(Gülüyor).</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Maaşınız yeterli miydi ya da diğer çalışma şartlarınız nasıldı memnun muydunuz?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Güzel şeylere değindiniz .Bizler 2009 yılına kadar asgari ücretin % 40 fazlasıyla çalışan insanlardık.2009 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından bir genelge çıktı maaşların düşürülmesiyle ilgili. Yönetim de bizleri topladı, “kusura bakmayın çocuklar elimizden bir şey gelmiyor maaşlar düştü” denildi. Biz bunun üzerine Başbakanlığa, Sağlık Bakanlığına, Çalışma Müdürlüğüne birçok yere yazılar yazdık. Çalışma Müdürlüğü en son bir müfettiş gönderdi maaşlar zamanında yatmıyor diye. Yapılan teftişler sonucu haklı olduğumuz kararı çıktı ve biz hastaneyi mahkemeye verdik.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Ondan sonra devam eden bir gelişme oldu mu mücadele ile ilgili?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Mücadele ile ilgili gelişme şöyle, sendikalaşma oldu bir örgütlülüğümüz var şu an. Ben burada Dev-Sağlık İş'in temsilcisiyim. Bir yandan hastaneyi mahkemeye verdiğimiz için bir yandan sendikalı olduğum için bir yandan o taahhütnameyi imzalamadığım için yani haksızlığa gelemediğim için ekmeğime işime sahip çıktığım için bunlar yapıldı bana.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Kaç yıldır sendikalısınız?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>2009 yılından beri bu hastanede sendikalıyım ama ondan önce de sendika geçmişim vardı.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Peki sendikacı olarak karşılaştığınız zorluklar neydi?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Yani bir çok zorluğu vardı. Mesela başhekim bir defa beni odasına çağırdı. Başhekim, müdür, müdür yardımcıları, şirketin sahibi ve yardımcısı da odasındaydı. Başhekim bana kesinlikle elemanları olmadığımı söyledi gerekirse sözleşmeyi yani o taahhütnameyi imzalayarak dönebileceğimi söyledi. Ben de kendisine onların elemanı olduğumu çünkü bana gelen ihtar metninde çıkış sebebimde şunun yazdığını söyledim: “Sözleşmeyi imzalamamak, imzalayanlara engel olmak, iyi niyet ve ahlak kurallarına uymamak”. Eğer ben bu sözleşmeyi imzalarsam ahlak kurallarına uymuş mu oluyorum? Ben sizin elemanınız değilsem neden beni muhatap alıyorsunuz? gibi sorular yönelttim fakat bu sorularıma da bir cevap alamadım maalesef. Ben yine mağdur olan tarafım. Bir yandan başhekimlik elemanım değilsin diyor, bir yandan şirket elemanım değilsin diyor çok zorluklar çekiyoruz çok baskılar yaşıyoruz.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Sizi gerçekten bu gerekçelerden dolayı mı işten çıkarttıklarını düşünüyorsunuz, yoksa sizce altında yatan başka sebepler var mı?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Ben çalışmayı seven çalışkan bir insanım. Haksızlığa gelemediğimden dolayı, mücadelemden dolayı çıkarıldım başka bir sebebi yok. Ve sendikaya bağlı bir sürü eleman var burada. Temizlikten güvenliğe veri giriş elemanına kadar küçümsenmeyecek üye sayımız var. Böyle yerlerde onlar için sendikalaşma doğru değil. İllegal bir örgütmüş gibi görülüyor. Şu anda da bir çok hastanede gördüğüm şu; bu taahhütnameyle haklarımızı elimizden almak isteyen şirketler imzalamadığımız takdirde yada mahkemeye verdiğimiz takdirde aldığımız maaşın %35 faizini onlara geri ödememiz koşulunu dayatıyor</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Siz de bu oyuna gelmediniz tabi ki?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Gelmedim. Arkadaşlarıma baskılar var. Bu akşam bir toplantı yapacaklar veri giriş elemanlarına ve orada da bu baskılar devam eder diye düşünüyorum.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bu taahhütname ne zaman elinize ulaştı?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Nisanda geldi bu taahhütname ve haziran ayından beri de ciddi bir baskı var, imzalayacaksınız ya da imzalamayan herkesi çıkartırız diye tehdit ettiler bizi. Bu Atlas firması Samsunda da 5 tane elemanını çıkardı orada da taşeron bir firma olarak faaliyet sürdürüyor. Aldığımız zaten 730 tl ve böyle bir maaşa İstanbul koşullarında yaşamaya çalışıyoruz bir de yerimizde rahat bırakmıyorlar bizi. Verimli olmamız engelleniyor.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Sizin tam olarak işten çıkarılma tarihiniz nedir?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>08/07/2011 tarihinde çıkışım verilmiş ama yazılı kağıt bugün geldi bana noter yoluyla. Noterden hemen ulaşmadı bana. Cuma günü çıkışım yapılmış ama bana yazı falan gelmediği için ben pazartesi ve salı günü de işe gidip geldim salı akşamı imzam yoktu imzam kaldırılmıştı işine son verilmiştir sebebiyle.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bir oturma eylemine başladınız ve bugün 2. gününüz. Bundan biraz bahseder misiniz?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Çadırımı bugün kurdum, dün yoktu o yüzden dün biraz zor oldu bankların üstünde. Gerçi hiç uyumadım arkadaşlar beni yalnız bırakmadı sağolsunlar sabaha kadar dost muhabbetleri ettik. Güzel bir dayanışma var, birlik beraberlik var tek başıma değilim. Doktorlarımızdan, hemşirelerimizden,teknisyenlerden,temizlik elemanından aklınıza gelecek sağlık çalışanlarının tümünden büyük bir destek var ama maalesef üç yerden destek yok; başhekim, hastane müdürü ve Atlas firması.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Peki bu eyleminiz ne kadar sürecek?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Bunu basın açıklamamda da bildirdim. Süresiz bir eylemdir. Bir kadın olarak mücadelenin nasıl olduğunu göstereceğim .Sırf ben de değilim bunun örnekleri var sanırım. Paşabahç'ede böyle bir kadın eylemci varmış Türkan Hanım galiba. İzmir'de de varmış Batıgül Hanım gibi birkaç örnek duydum böyle.Ne zaman geri adım atarlarsa, ne zaman arkadaşlarımın üstündeki baskıları kaldırırlarsa bu eylemi noktalarım. Sorun benim işsiz kalmış olmam değil çünkü bana iş teklifleri geliyor fakat şu an benim bir davam var bu arkadaşlarımın üzerindeki baskının kaldırılması için buradayım. Sözleşme sorunu çözülsün, baskılar kalksın ve insanlar aldıkları 730 tl maaşla huzurlu bir biçimde işlerine gidip gelsinler önemli olan bu benim için.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Bu 2 gün içinde fiziksel bir müdahaleyle karşı karşıya kaldınız mı?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Hayır fiziksel bir müdahaleyle karşı karşıya kalmadım ama psikolojik müdahale oluyor mesela basın açıklaması sırasında müdür bey hastane kapısında elini belini koymuş bir şekilde bizi izliyor ve kim var kim yok diye bakıyordu ve bunları belirleyip büyük ihtimalle toplantıda sizin çıkmanız yasak yapamazsınız edemezsiniz şeklinde bir baskı oluşturacaktır.</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Mücadele Birliği: </b>Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?</p>
<p style="text-indent: 0.82cm; margin-bottom: 0cm; text-align: justify;">
<b>Güllü Hanoğlu: </b>Tekrar ediyorum benim amacım işe geri alınmak da değil,ben ne iş olsa yaparım ki çocukluğumdan beridir de çalışıyorum gocunmam fakat benim için problem arkadaşlarımın üzerindeki baskılar. Benim derdim benim arkamdan çıkışlar yapmasınlar, arkadaşlarım işlerinden olmasın, maaşları düşürülmesin, yönetim baskı yapmasın, kimse mağdur olmasın. Beni destekleyen herkese çok teşekkür ederim.</p>