Sunday, Feb 05th

Güncelleme:06:42:26 PM GMT

Başlıklar:
RSS
Buradasınız: Anasayfa

Güncel

İzmir İHD, İnsan Hakları Haftası Etkinlikleri

e-Posta Yazdır PDF

altaltİzmir İnsan Hakları Derneği İnsan Hakları Haftasını 10 Aralık Cumartesi günü bir yürüyüşle başlatmıştı. 12 Aralık Pazartesi günü Tutuklu İHD’lilere kart gönderildi. 13 ve 15 Aralık günlerinde Kemeraltı girişi ve Karşıyaka İskelede insan hakları bildirgesi dağıtımları yapıldı. 14 Aralık Salı günü Işığa Özlem Film Gösterimi sergilendi.

17 Aralık Cumartesi günü Eski Sümerbank önünde “Ankara Kriteri” fotoğraf sergisi açıldı. Son olarak da Buca Cezaevi önünde 19 Aralık Katliamını kınadılar.

İHD; “19 Aralık” gününü, “19 Aralık Cezaevlerinde İnsan Hakları İçin Mücadele ve Dayanışma Günü” ilan etti. 19 Aralık katliamı ile ilgili yapılan basın açıklaması ile İnsan Hakları Haftası etkinlikleri son buldu.

Mücadele Birliği/İzmir

Basına Baskılar Protesto Edildi

e-Posta Yazdır PDF

alt20 Aralık sabahı yine gazete baskınları haberleri ile başladı gün. Dicle Haber Ajansı, Etkin Haber Ajansı, Özgür Gündem Gazetesi, Birgün Gazetesi, Gün matbaacılık, Etik Ajans, Fırat Basın Yayın binaları ve emekçilerinin evleri basıldı ve 38 kişi gözaltına alındı.

altÖğle saatlerinde anlık tepki göstererek Özgür Gündem gazetesi önünde toplanıp basın açıklaması yapan devrimci demokrat basın, akşam Taksim'de kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirdi.

altSaat 19.00'dan itibaren siyasi partilerden devrimci basın emekçilerine, aydın sanatçılardan demokratik kitle örgütlerine binlerce kişi Taksim Tramvay Durağı'nda toplanmaya başladı. “Özgür Basını Susturamayacaksınız, Özgür Gündem, DİHA” pankartı ardında toplanan binler, alkış, ıslık ve sloganlarla İstiklal Caddesi'nde yürümeye başladı.

alt“Özgür Basın Susturulamaz”, “Susma Haykır Özgür Basın Haktır”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza”, “Hepimiz Kürdüz Hepimiz KCK'liyiz”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, “Özgür Gündem Yalnız Değildir”, “Dokunan Yansa da Dokunacağız” sloganları ard arda atılırken, “Özgür Basın Susturulamaz”, “Devrimci Basın Susturulamaz”, “Arzu Demir Yalnız Değildir”, “Tutuklu Gazeteciler Serbest Bırakılsın” dövizleri ile Özgür Gündem, Azadiya Welat gazeyeteri taşındı.

altGalatasaray Lisesi önüne gelen binler adına basın açıklamasını Gazeteciler Sendikası başkanı Alper Turgut yaptı. “Bu sabah yine baskınlarla uyandık” diyen Alper Turgut, ülke zindanlarında 70 gazeteci olduğunu ve bunlara yenilerinin eklenmeye çalışıldığını ifade etti. “Buradayız, çünkü gazeteciler hapisanedeyken fikirlerin özgür olamayacağını biliyoruz. Gazetecileri hapsederek gerçeği de hapsetmeyi planlıyorlar. Bu planı bozmak, gerçeklerin saklamayacağını göstermek için buradayız” dedi.

Başbakanın “bombadan daha etkili kitaplar” olduğunu söylediğini aktaran Turgut, hapisanedeki gazetecilerin yazdıklarının bombadan daha tehlikeli görüldüğünü söyledi ve Ahmet Şık'ın yazdığı kitap nedeniyle hapisanede oluşunu ama kitabının kitapçılarda serbestçe satıldığını örnek gösterdi.

Gazetecilerin hapisanede olması demek, haber alma hakkımızın da hapsedilmiş olması demek. Bugün sadece gazetecileri değil, haber alma hakkımızı ve ifade özgürlüğümüzü savunmak için buradayız. Bu saldırı sadece gazetecilere değil, halkın gerçeği öğrenme hakkına karşı yapılıyor. O yüzden sadece gazeteciler değil, haklarına sahip çıkan herkes bugün bu meydanda. Susmayacağımızı, düşüncelerin hapsedilmeyeceğini göstermek için buradayız. Basın özgür olana, Hapisaneler boşlana dek buradayız” diye biten açıklamadan sonra Özgür Gündem Gazeteci Editörlerinden Bayram Balcı da söz aldı.

90’lı yıllarda Kürt ve muhalif basın yayın kurumlarının bombalandığını, gazetecilerin sokak ortasında katledildiğini hatırlatan Balcı, “Yapılabilecek her şeyi denediler ama başaramadılar Kürt Basını asla susmadı, asla susmayacak” dedi.

Basın açıklaması sona erdikten sonra, gözaltına alınan gazetecilerden Karadenizli olan Evrim Kepenek için de Karadeniz İsyanda grubu tarafından “Evrim Kepenek Halkların Kardeşliğidir” pankartı açılırken, Kürt gençleri de marş söyleyerek sloganlar attılar.

19 Aralık Katliamı İzmir'de Protesto Edildi

e-Posta Yazdır PDF

altBundan tam 11 yıl önce “Hayata Dönüş” diyerek 20 cezaevine vahşice saldırıldı. Aradan 11 yıl geçmiş olsa da sermaye devletinin vahşice saldırısını unutmadık ve unutturmayacağız.

altaltMücadele Birliği Platformu olarak 19 Aralık Pazartesi günü saat 17.00’de Konak Pier önünde toplandık, meşaleli yürüyüşe başlamadan önce ajitasyon konuşmaları yapıldı. Kitlelere “Zindanlara yapılan saldırılar devrimci komünistleri yıldırmadı yıldıramayacak da. 2000 yılında yapılan katliamla devrimi engelleyeceğini düşünen sermaye devleti, bugün işçileri, emekçilerin, gençliğin ve ezilen Kürt halkının yükselen mücadelesi içinde aciz kalmıştı. Faşist devlet katliamlarla devrimi durduracağını sanıyor, ama yanılıyor; hiçbir şey devrimin gelişini akışını durduramayacak” denildi.

altalt“19 Aralık Katliamını Unutmadık Unutturmayacağız/Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük/Mücadele Birliği” pankartı ve meşalelerle yürürken yol boyunca “Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük”, “19 Aralık’ı Unutmadık Unutturmayacağız”, “Yaşasın Devrim ve Sosyalizm”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Mazlum Doğan, Sema Yüce, Yaşıyor”, Y”aşasın Kürt-Türk Halklarının Mücadele Birliği”, “Murat Ördekçi, Sibel Sürücü, Aysun Bozdoğan Yaşıyor”, “Devrim Savaşçıları Ölümsüzüdür”, “Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi İktidar Her Şey Emeğin Olacak” sloganları atıldı.

altaltİzmir Büyükşehir Belediyesi önüne gelindiğinde ajitasyonlarla kitlelere 19 Aralık katliamı hatırlatıldı, anlatıldı. Yoldan geçenlerden sloganlara eşlik edenler, eyleme katılanlar oldu. Ajitasyon konuşmalarından sonra 19 Aralık Katliamında zindanlarda savaşarak ölümsüzleşenler, Ölüm Orucunda ölümsüzleşenler ve devrim için ezilen halklar için mücadele eden devrim savaşçıları adına saygı duruşuna geçildi. Ardından ölümsüzleşen tutsakların isimleri okundu ve basın açıklaması okundu. Basın açıklamasında:

altaltBundan 11 yıl önce devlet güçleri devrimci tutsakları teslim almak için 20 ayrı cezaevinde eşgüdümlü olarak saldırı başlattı. 4 gün süren bu zindan savaşlarında 28 devrimci tutsak katledildi. Devrimci tutsaklar hücre tipi cezaevi denilen F tipi zindanlara zorla konuldular. Ölüm oruçlarında ve yapılan operasyonda 122 tutsak ölümsüzleşti, 600'den fazla tutsak sakat kaldı.

Neden sermaye devlet böyle bir operasyon yapma ihtiyacı duymuştu? Sermaye devleti operasyon için ortaya koyduğu gerekçeler aradan geçen 11 yıl zarfında yalanlardan, sahte bahanelerden oluştuğu gerek mahkemelerde devam eden duruşmalarda gerek bizzat devrimci tutsaklar tarafından ortaya konuldu.

Bunlar zindan savaşlarının görünen nedenleriydi. Peki ya gerçek nedenler? 1998 ve 1999 yılları dünyada ve yaşadığımız topraklarda büyük altüst oluşların yaşandığı yıllardı. Dünya 1998 ekonomik krizinin etkileriyle bir dizi ayaklanmayla sarsılırken ülkelerimizde ise emekçilerin ve Kürt halkının mücadelesinin hızla devam ettiği yıllardı. 10 yıldır süren iç savaşta kesin bir galibiyet sağlayamayan burjuvazi 1999 Kasım krizi'nde fırsat bilip emekçilere yönelik başlattığı saldırılarda emekçilerin genel grev ve yaygın kitle eylemleriyle yanıt bulmuştu. Yine o dönemde başlayan ÖO ve AG leriyle ve tutsak yakınları her gün sokaklarda mücadeleyi yükseltiyordu. O günün başbakanı Ecevit bu cezaevi katliamının grçek nedenini şu cümlelerle açıklamıştı: 'İçeriyi teslim almadan dışarıyı teslim alamayız' O günlerde sorulan operasyon bahanelerinin sahteliği ile ilgili sorulara 'Önemli olan neticedir, biz neticemizi aldık' diye yanıt veriyordu.

Bu sınıfsal bakış açısıyla hareket eden burjuvazi operasyon için 2 yıl boyunca maketler üzerinde hazırlandı. Cezaevlerine operasyon hazırlığı yapmış binlerce askeri özel yetiştirilmiş işkenceci katilleri ile helikopterleri, buldozerleriyle cezaevlerindeki devrimci tutsaklara saldırdı. Topluma açık bir mesaj vermek ve toplumsal güçleri sindirmek için vahşi katliamlarını günlerce televizyonlarda gösterdiler. Burjuva basın en iğrenç yalanlarla devrimci tutsaklara saldırıldı.

Cezaevi operasyonu ve F tipi zindanlar burjuvazi için bir başarı mıydı? Hayır değildi. Devrimci tutsaklar bu saldırılara önce zindan savaşlarıyla sonra götürüldükleri F tiplerinde ölüm orucu eylemleriyle yanıt verdiler. Böylece örgüt baskısı değil, devrimci tutukluların irade ve bilinçleriyle bu eylemi gerçekleştirdiklerini herkese gösterdiler. Devrimci tutsaklar teslim alma politikaları tutsaklar tarafından daha ilk adımda boşa çıkartılmış oldu. Ölüm orucu eylemleri ise devrimci tutsakların ölümü de yenen iradeleri ve kararlılıkları ile halkların bilincinde ve yüreklerinde kazanılan bir zafere dönüştü.

Sermaye sınıfı bugün de saldırılarına devam ediyor. Tutsaklar tek kişilik hücrelerde kimseyle görüştürülmeden ve havalandırma kapıları açılmadan tutulmakta, sürgün sevkler, işkenceler, fiziki saldırıların yanında disiplin cezaları, mektup görüş yasakları ile sürekli baskı altında tutulmaya çalışılmaktalar. Devrimci tutsaklar bu konuda üstlerine düşeni yapmışlar ve boyun eğmemişlerdir.

19Aaralık zindan savaşları bir daha gösterdi ki sermaye sınıfı iktidarını devam ettirebilmek için uygulamayacağı vahşet yapamayacağı katliam yoktur. Sermaye sınıfının bu sınıf bilincine karşılık işçi sınıfı da sınıf bilinciyle kendi öncüleri olan devrimci tutsaklara sahip çıkıp, devrimci tutsakları özgürleştirme hedefiyle hareket etmezlerse kendi kurtuluşlarını da gerçekleştiremeyeceklerdir.

İşçi ve emekçiler 19-22 Aralık zindan savaşlarını unutmayacaklar. Zindan savaşlarında ve ölüm orucu eyleminde ölümsüzleşen 122 canımızın ortak ideali olan devrim mücadelesini iktidarla taçlandırarak onlara verdiğimiz sözü yerine getireceğizdenildi

Okunan basın metni ardından İBB önünden sloganlarla ajitasyonlarla köprüye yüründü. Son olarak “Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük” sloganıyla zindanlarda bulunan komünistlere, devrimcilere selam gönderilirken, sermayenin uykularını kaçıran ve devim programının özeti gibi olan “Fabrikalar Tarlalar Siyasi İktidar Her Şey Emeğin Olacak” sloganıyla eylem sona erdirildi.

Mücadele Birliği Platformu/İzmir

Bir Tutuklu Daha Yaşamını Yitirdi

e-Posta Yazdır PDF

Erzurum H Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan kanser hastası Mehmet Aras, mide kanaması sonucu kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Erzurum H Tipi Cezaevi'nde bulunan tutuklu kanser hastası Mehmet Aras'ın tedavi koşullarının düzeltilmesi için tahliyesini talep eden insan hakları örgütleri uzun süredir mücadele veriyordu. İnsan hakları savunucuları Aras'ın en azından ailesinin yanında ölmesi" için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e başvurmuştu. Tüm çağrılara rağmen tahliye edilmeyen ve durumu giderek kötüleşen Aras, sabah saatlerinde mide kanaması geçirerek Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan Aras, yaşam mücadelesini kaybetti. Aras'ın cenazesi hastane morguna kaldırıldı.alt

Adalet Bakanlığı'na bağlı Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürlüğü resmi verilerine göre, 2000'den 2011 yılına kadar cezaevlerinde toplam 943 hasta hükümlü ve tutuklu yaşamını yitirdi. Sadece 2010 yılında hastalık nedeniyle hayatını kaybeden tutuklu ve hükümlü sayısı 161'i buldu. 2011 yılında ise cezaevlerinde ölen tutuklu sayısı son olarak 30'u bulmuştu. Aras bu yıl içinde cezaevinde yaşamını yitiren 31. tutuklu oldu.

Tutsakların Başeğmezliği Devletin Yenilgisinin Kanıtıdır - video

e-Posta Yazdır PDF

11 yıl önce 19 Aralık günü 20 zindanda birden eşzamanlı yapılan katliamda 28 devrimci tutsak ölümsüzleşti, yüzlercesi de sakat kaldı.

Tarihin en eşitsiz saldırılarından birinde 4 gün savaşan ve başeğmeyen devrimci tutsakları anmak ve katliamı protesto etmek için 18 Aralık Pazar günü Mücadele Birliği Platformu tarafından bir yürüyüş düzenlendi.

Galatasaray Meydanı'nda “Zindanlar Yıkılsın, Tutsaklara Özgürlük – Mücadele Birliği Platformu” yazılı pankartı açılarak saat 14.00'de başlanan yürüyüşte 19 Aralık 2000 tarihinde cezaevlerine yapılan saldırılarda ölümsüzleşen devrim savaşçılarının resimleri taşındı.

Yürüyüş boyunca devletin zindanlara yönelik politikaları ve saldırılarına değinilerek geçmişte zindanlarda yaptığı katliamlar ve 19 Aralık 2000 yılında 20 cezaevinde birden gerçekleştirdiği katliamlar ve F tipi cezaevlerine değinilerek katliamların unutulmadığı ve unutulmayacağına dair ajitasyon konuşmaları yapıldı.

19 Aralık 2000'de ve Ölüm Oruçlarında ölümsüzleşen devrimci tutsakların adları sayılarak “Yaşıyor” denildi. Kızıl bayraklar ve önlüklerle yapılan yürüyüşte, coşkulu bir şekilde “Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük”, “19 Aralık Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız”, “Faşist Devlet Hesap Verecek”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “İktidar Dışında Her Şey Hiçbir Şeydir”, “Fabrikalar, Tarlalar Siyasi İktidar Her Şey Emeğin Olacak”, “Devrim Savaşçıları Ölümsüzdür” sloganları atıldı.

Yürüyüş sırasında ajitasyon konuşmasının yapılması ve sloganların coşkulu bir şekilde atılması çevredeki halkın ilgisini çekti. Zaman zaman korteje eşlik edenler olduğu gibi yürüyüşü izleyerek alkışlarla destek verenler oldu. Taksim Meydanı'na gelindiğinde yine sloganlar atılarak “19 Aralık Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız” denildi. Basın açıklaması okunurken daha fazla sayıda insan basın açıklamasına ilgi gösterdi.

19 Aralık 2000 tarihinde tüm dünyanın gözü önünde zindanlarda bir katliam yaşandı 'en güzel şeylerimizi / ümidi, hasreti ve hürriyeti / ve çocukları öldürmek' için yürüyen katiller sürüsü zindanlardaki devrimci tutsaklara saldırdı” denilerek başlanan basın açıklamasında devletin Buca, Ümraniye, Diyarbakır, Ulucanlar cezaevlerinde yaptığı katliamlara değinilerek cezaevlerine yönelik saldırıları teşhir edildi.

Kapitalist sistemin dünya çapında bir Yeni Evre'ye, sıçramalı çöküş evresine girmesiyle devletin de işçi sınıfı ve emekçi halklara ve onların öncüleri olan devrimcilere saldırılarının yoğunlaştığı hatırlatılarak, devletin cezaevlerine yaptığı saldırıların devrimci tutsakları teslim alamadığını aksine onların mevzilerini daha da güçlü hale getirdiklerini, işçi ve emekçilere, yoksul Kürt halkına da moral verdiği belirtildi. Zindanların bu konumunun devam etmesi halinde egemenliğini devam ettiremeyeceğini, ayakta kalamayacağını anlayan devletin arda arda cezaevlerinde katliamlara giriştiği aktarıldı.

Devletin 19 Aralık 2000'de Hayata Dönüş adıyla gerçekleştirdiği katliamlarda 28 tutsak yaşamını yitirirken yüzlercesinin ise sakat kaldığı ve yaralandığı hatırlatılarak; devletin komünist tutsaklara işkence yaparak, onları F tipi zindanlara kapatarak devrimi önlemeye çalıştığı, haklara gözdağı vermeye çalıştığı ifade edildi.

F tiplerinin hayata geçirilmesine 19 Aralık katliamında ve Ölüm Orucunda 122 devrimci ve komünist tutsağın yaşamını yitirmesine rağmen, bütün dünyanın devrimci ve komünist tutsakların irade ve kararlılığını gördüğü ve devrim mücadelesinin F tipi zindanlarda da günden güne büyüdüğü belirtildi.

Devrimci tutsaklara dayatılan saldırılara ve tecrit sistemine karşı dışarıda da bir mücadele birliğinin geliştirilmesi gerektiği ve gerçek özgürlüğün içerideki en son tutsak özgür kaldığında başlayacağı ifadede edilen açıklamada zindanların yıkılıp,tutsakların özgürleşmesinin ancak ve ancak devrim mücadelesinin yükseltilmesiyle mümkün olacağı vurgulandı.

Basın açıklaması “19 Aralık katlimını unutmadığımızı ve unutturmayacağımızı, zindanlardaki devrimci tutsakların yalnız olmadığını, devrimci tutsakların bizim onurumuz olduğunu bir kez daha haykırıyoruz” denilerek sloganlarla bitirildi.

Basın açıklamasının okunmasının ardından bir Ayışığı Sanat Merkezi emekçisi, Ölüm Orucu Savaşçısı Ergül Çiçekler'in "Ölüm Orucu Destanı"nın dört gün savaşlarını anlattığı bölüm üokudu. Grup Emeğe Ezgi de aynı destandan bestelenen “Dört Ateşten Gün” parçasını söyledi.

Sloganlarla sona eren eylemin coşkusu dinmedi. Mücadele Birliği okurları, eylem dağıldıktan sonra "Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük" sloganları ile İstiklal Caddesi'nde yürüyüşe geçti. "Kanlı Pazar" ve "Çav Bella" marşları ile cadde üzerinde yürürken halk da coşkuya katıldı. Ağa Camii'nin önüne gelindiğinde "Fabrikalar Tarlalar Siyasi İktidar Herşey Emeğin Olacak" sloganı attıktan sonra dağıldı.

Eylem sonrasında çay molası vermek için Ayışığı Sanat Merkezine çıkan insanları da 11 yıl önce yapılan katliam üzerine bir söyleşi bekliyordu. Zindan katliamını ve dört gün savaşlarını yaşayan eski tutsaklar, genç insanlara o dönemin koşullarını ve yaşanan saldırıyı anlattılar.

"Türkiye ve Kürdistan zindanları her zaman en yoğun saldrrılara sahne oldu. Bugün zindan saldırılarının başlangıcı Diyarbakır zindanı idi" diyerek konuşmaya başlayan Vefa Serdar, 12 Eylül döneminde tüm ülkenin toplama kampına dönüştürüldüğünü, saldırıların amacının da siyasi kimlikten soyundurmak olduğunu söyledi.

"Bizler zindanları verdiğimiz mücadelenin zorunlu bir sonucu olarak görürüz. Bu mücadelenin sonunda zindanlara düşmek, işkence-baskı görmek de var. Bundan gözü korkan, şimdiden vazgeçsin" dedikten sonra zindanlardaki devrimci tutsakları özgürleştirmeden zafere ulaşamayacağımızı, çünkü zindanlara kapatılanların toplumun en ileri devrimci unsurları olduğunu söyledi. Halkın zindanlara kapatılmasıyla geride kalanlara "sizler de böyle yaparsanız sşzleri de içeri kapatırım, özgürlüğünüzden mahrum ederim" demeye çalıştığını söyleyerek "gerçek özgürlük nedir? korku ile yaşamak, zindanını kafanda taşımak mı? Gerçek özgürlük korkularınla da mücadele etmektir" dedi.

Kürt halkının korkuyu nasıl yendiğini soran Serdar, "Kemal Pirler, 'biz yaşamı uğrunda ölecek kadar çok seviyoruz' dedi ve başı dik ölüme gitti. Bugün peşinden onbinlerce kişi gidiyor" dedi. 96 Ölüm Orucunu, Ümraniye, Buca zindan katliamlarını hatırlattıktan sonra da "Bugün biz sokakta eylem yapıp devrim şarkıları söyleyebiliyor sloganlarımızı atıyorsak, 19 Aralık katliamı başarısız olmuş demektir. Evet bombaladılar, gaz bombaları, silahlarla, köpüklü sularla saldırdılar" diyerek katliamda yaşananları kısaca anlattı.

Serdar içeriden başı dik çıkmalarının dışarıdakilere moral olduğunu, insanlarda "onlar içeride elleri bağlı iken boyun eğmiyor savaşıyorsa, biz de dışarıda daha fazlasını yapabiliriz" algısını yarattığını söyledi. Ölüm Orucu savaşçısı Gülnihal Yılmaz'ın bir mektubunda "Biz nasıl burada devrim için her gün, her saat ölmesini biliyorsak, dışarıdaki yoldaşlarımız da her gün devrim için yaşamalılar" dediğini aktardıktan sonra "Umut, devrim için canını veren yoldaşlarımızda, onlar bizim için yaşamlarını verdiler. Devrim mücadelesi şimdi bizim omuzlarımızda. Bunu taşıyıp taşıyamayacağımızı tarih gösterecek. Biz yoldaşlarımıza layık olmak için çalışacağız" diyerek bitirdi konuşmasını.

Vefa Serdar'ın herkesi etkileyen konuşmasının ardından saldırıyı Bayrampaşa zindanında yakılmak istenilen Fatma Yıldırım söz aldı. O da saldırının başlangıcını anlatarak, o saatlerde yaşadıklarını aktardı. Gaz bombası atan silahlarla, kurşunlarla tarandıklarını, lav silahlarıyla üzerlerine alevler püskürtüldüğünü anlattı. "Bize 'teslim olun' diyorlardı, sanki biz zindanda değildik. 6 kadın arkadaşımız böyle yakıldı, çoğu yaralandı, çok az insan yara almadan çıkabildi oradan. Bakırköy Kadın Cezaevine götürüldük oradan. Ve içeriden girerken bizi tartıp muayene ettiklerinde, herbirimizin 5'er kilo verdiğimiz ortaya çıktı. Bilimsel olan herşeye aykırıydı bu, nasıl bir saldırıyla, kimyasallarla karşılaşmışsak... Ve götürüldüğümüz zindanlarda tüm tutsaklar sözleşmiş gibi aynı anda açlık grevine başladık, ardından Ölüm Orucuna çevirdi bazılarımız" dedi.

"F tiplerinde bile devrimci tutsakların ayakta durması, devletin yenildiğinin göstergesi" diyen Yıldırım, günümüzde zindanların ve zindanlarda yaşanan saldırıların yeniden gündemde olduğunu söyledi ve devletin Kürt halkını, bütün bir halkı zindanlara kapatmaya çalışmasının acizliğinden kaynaklandığını dile getirdi.

19 Aralık'ı dışarıda karşılayanlar söz aldı ardından. Ailelerin cezaevleri önünde bekleyişlerini, gözaltına alınışlarını, Taksim'de her gün yaşanan eylemleri, Fransız Konsolosluğu'nu işgal edişlerini anlattılar ve "biliyorduk ki hiçbir yoldaşımız teslim olmayacaktı" dediler. En son da Ölüm Orucu eylemidne ölümsüzleşen Sibel Sürücü'nün ölümsüzleşmeden birkaç hafta önce söylediği "yoldaş biz yaşayacağız, zaferi göreceğiz" sözleri hatırlatıldı.

Bu kısa söyleşi, duygu yüklü bir şekilde sona erdi.

altaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltaltalt

Sayfa 13 / 203