Cuma, Ağu 01st

GüncellemePrş, 31 Tem 2014 3pm

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

Mücadele Birliği | Makaleler

Yazarlarımızın makaleleri ve çeviriler

Küresel Ayaklanma Küresel İç Savaş Ve Dünya Devrimi

Ezilen ve sömürülen sınıfın kapitalist sisteme karşı süren eylemleri ayaklanma boyutuna varıyor. Sermayenin artan saldırıları ve baskıları, emekçilerin, halk kitlelerinin ayaklanma düzeyine varmasında tetikleyici bir rol oynadı. Yoğunlaşan kapitalist saldırılar ve şiddetin yarattığı ortamda işçi sınıfının yaşam koşulları biraz daha kötüleşti, sefaleti biraz daha derinleşti. Bunun kaçınılmaz sonucu, emek sermaye uzlaşmaz çelişkisinin ve karşıtlığının kesinleşmesidir.

Yeni Bir Toplumsal Devrimler Çağı

 Çeşitli kıtalarda, Latin Amerika'da, Tunus ve Mısır'da, Avrupa'da, Türkiye ve Kürdistan'da devrimci toplumsal patlamalar, gelişen yoğunlaşan büyük devrimlerin ilk patlamalarıdır. İlk örnekleri görülen büyük devrimler, bir süredir dünya genelinde beliren, yeni devrimci dönemin içinde boy veriyor.

 Devrimler, belirli tarihsel dönemlerin ve gelişmelerin ürünüdür. Marksizm bize, toplumsal ve siyasal olguları belirli bir toplumsal çerçeve içinde ele almamız gerektiğini öğretir

Devrimci Taktik

 Proletaryanın devrimci taktiği, devrimci marksizm tarafından uzun süre önce ortaya kondu ve çeşitli yönleriyle açıklandı. Sınıf mücadelesinin bugün geldiği noktada üzerinde tekrar durma gereksinimi doğmuştur. Kitlelerin ayaklanması devrimci taktiğin önemini çarpıcı bir biçimde gözlerimizin önüne sermiştir.

 Hedef Somut Konmalıdır

 Yürütülen günlük mücadelenin üretken, etkin, sürekli gelişme göstermesi ve sonuç alıcı olması için, somut bir hedefe, devrimci iktidarın kurulması hedefine yönelmelidir.

YAZ VE GÜZ AYAKLANMALARININ DEVRİMCİ SONUÇLARI

Halk kitleleri, Haziran'da ve Güz aylarında, her kez, farklı bir gerekçeyle ayaklandı: Haziran’da Gezi Parkı’ndaki ağaçların sökülmesi, Eylül’de, ODTÜ’den yol geçmesi, Aralık’ta ise rüşvet ve yolsuzluk gerekçesiyle, yarın ayaklanmak için başka gerekçeler bulunabilir.

 Genel durum bir devrim için olgunlaşmışsa, halk yığınları ayaklanmak için bir gerekçe bulur. Şu ya da bu sorun -bazen çok küçük bir sorun ya da olay- ayaklanmanın bahanesi, devrimi başlatan bir kıvılcım rolü oynayabilir. Bu topraklarda ayaklanmak için çok neden var.

 Burada önemli olan devrimin gerçek koşullarını anlamaktır.

Emekçilerin Kesin Zaferine Kadar

 F. Engels, Paris Komünü’nden 20 yıl sonra (1891) Komün deneyimini de göz önünde tutarak özlü belirlemelerde bulunur:

 “İşçilerin kanı pahasına kazanılmış her devrimden sonra, işçilerin yenilgisiyle sonuçlanan yeni bir savaşım patlak verir.”

 Engels’in, proletaryayla burjuvazi arasındaki savaşımın pratik deneyimine ilişkin bu önemli değerlendirmesi, yirminci yüzyılın toplumsal devrimleri tarafından da doğrulanmıştır.

Değişim Ve Devrimci Mücadele

 Oportünist ve reformist sosyalistler, öteden beri, devrimci komünizmi, değişen koşulları, durumları gözardı etmek, önceki dönemlerin örgüt ve mücadele biçimlerinde ısrar etmek ve eski tarzda politika yapmakla eleştirmişlerdir. Eleştiri yalnızca bizim küçük-burjuvalarımıza özgü değil, dünyanın bütün oportünist sosyalistleri tarafından devrimci Marksizme yöneltilmiş bir eleştiridir. Böylece, değişimleri, yeni durumları, somut koşulları yeniden ele aldıklarını ve süreci karşılayan taktikler çıkardıklarını iddia ediyorlar.

Devindirici Güç

 Marx ve Engels, Komünist Manifesto’nun Rusça çevirisine, 1882’de yazdıkları Önsöz’de Rusya için şu belirtici tespiti yaparlar: “Rusya, Avrupa’nın devrimci hareketinin başında yer alıyor.”

 Bilimsel sosyalizmin kurucularının bu gözlem ve değerlendirmeleri, Rusya’nın somut durumunun sağlam analizine dayanıyor.

 Rusya o sıra birçok sosyal çelişkinin içiçe geçtiği, gitgide keskinleştiği bunun artan sosyal mücadelede yansımasını bulduğu bir ülkedir. Devrimin Batı’dan Doğu’ya kaydığı bir yerdir.

Halk Ayaklanması Ve "Özgür Yerel Yönetimler"

 Devrimci bir bakış açısına sahip değilsen, olayları, süreçleri bu bakışla değerlendirmiyorsan, devrimci bir halk ayaklanmasını bile olduğundan geri gösterirsin. Buradan bir devrime varamayacağını söylersin. Devrimci komünizm dışında, halk ayaklanması ya geri bir düzeyde değerlendiriliyor, ya da basitleştiriliyor. Her iki yaklaşım da, 31 Mayıs'ta patlak veren halk ayaklanmasının devrimle bağını kuramadığı için, en sıradan sonuçlara varıyor.

Haziran’dan Eylül’e

 Olayların yaz ayları boyu gelişimi ve başlayan ayaklanmanın çeşitli eylemlerle devam etmesi, yeni bir ayaklanmanın gelişini haber veriyordu. Yeni bir olay, bir sorun mücadeleyi bir ayaklanma boyutuna çıkarabilirdi. Öyle de oldu. ODTÜ eylemleri yeni bir dalgayı tetikledi.

 Ahmet Atakan’ın Hatay’da devlet tarafından öldürülmesi, ODTÜ’den geçen yol protestosuyla genişleyen eylemleri yeni bir ayaklanma düzeyine çıkardı. Böylece Eylül Ayaklanması başlamış oldu.

Yenİ İnsan

KISA TARİH