Tuesday, Feb 07th

Güncelleme:08:34:12 PM GMT

Başlıklar:
Buradasınız: Anasayfa Makaleler Umut Çakır EMEK HAREKETİ SOSYALİST HAREKET

EMEK HAREKETİ SOSYALİST HAREKET

Makale İçeriği
EMEK HAREKETİ SOSYALİST HAREKET
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

 

 

Bu yazý kaleme alýnýrken, Tekel iþçileri Ankara'nýn göbeðinde devrim ocaðýna ateþ taþýmaya devam ediyordu. Bu mücadele ister iþçilerin baþlangýçta bayraklarýna yazdýklarý özlük haklar çerçevesiyle sýnýrlý taleplerin tatminiyle sonuçlansýn; ister daha ötelere taþýnarak ve yeni iþçi eylemleri dalgasýyla beslenerek doðrudan sermaye düzeniyle kapýþma biçimine bürünsün, gelecekte tarih bugünleri, yeni bir 15-16 Haziran olarak anacaktýr. Kuþku yok ki eylem, eðer doðrudan sermaye düzeniyle kapýþma düzeyine sýçrarsa -bunun çok kuvvetli iþaretleri olduðu yadsýnamaz-, yakýn zamanda çok farklý þeyleri tartýþýyor ve yapýyor olacaðýz.

 

Geleceðe dair kestirimleri þimdilik bir yana koyalým; olduðu haliyle Tekel iþçilerinin eyleminin kanýtladýðý kimi gerçeklere bakalým. Bu gerçeklerin en çarpýcýsý, emek hareketiyle devrimci sosyalist hareketin buluþmasý, birbirini güçlendirerek beslemesidir.

Ýki Ayrý Kanal, Tek Kavþak

Yüzyýlý aþkýn bir süre önce Lenin, emekçilerin mücadeleleri ile, sosyalist hareketin ayrý ayrý kanallardan akarak, bir kavþakta mutlaka buluþacaðýna dair temel saptamayý ifade etmiþti. Bu temel saptama, Türkiye ve Kürdistan için de geçerlidir.

Yakýn zamana kadar, devrimci-sosyalist hareket ile iþçi sýnýfý arasýnda aþýlmaz sýra daðlar bulunduðuna, sýnýfýn bilinç olarak çok geri olduðuna ve örgütlenemediðine dair nice sulugöz, mýzmýz siyasetlerle baþýmýz fazlasýyla aðrýrdý. En baþta ortalama sol hareket, bu durumu bir umutsuzluk edebiyatý biçiminde politik zanaate dönüþtürmüþtü. Ancak, aradan birkaç ay geçti ki, tüm o sulugöz deðerlendirmeler, býçak gibi kesiliverdi. Ankara'da iþçi çadýrlarýný ziyaret eden herkes, iþçilerin politik bilinç ve devrimci uyanýklýklarýnýn geliþimi karþýsýnda hem þaþýrdý, hem heyecanlandý. Ýyi ama, daha düne kadar neredeydi bu iþçiler?

Onlar, olmasý gereken yerdeydiler, devrimci-sosyalist hareket de öyle. Emek ve devrim mücadelesi arasýndaki iliþkiye pek az kafa yoranlar, genellikle bu iliþkinin en geliþmiþ örneklerinden yola çýkýyorlar ve bu topraklarda var olagelen durumu þikayet konusu yapýyorlardý. Söz konusu geliþmiþ örnekler, 19. yüzyýlýn sonlarýnda ortaya çýkan sosyalist partiler ve sendikalar yoluyla kumanda edilen iþçi hareketleri ya da bunlarýn 20. yüzyýldaki yansýmalarýný kapsýyordu. Bu örneklere sahip ülkelerdeki iþçi sýnýfý, en basit ekonomik haklarý için bile, sosyalist hareketin büyük ölçüde etkisi altýndaki sendikalarla omuz omuza yürümek gibi büyük bir avantaja sahip. Yani bu ülkelerdeki emek hareketinin ekonomik, siyasi ve ideolojik mücadelesinin bütünlüðünü saðlayan kurumlar, halihazýrda iþlemekte.

Hemen belirtmek gerekir ki, söz konusu kurumlarýn bulunuyor olmasý, iþçi sýnýfý hareketinin ekonomik-siyasi-ideolojik mücadele bütünlüðünün sorunsuz iþlediði anlamýna gelmez. Özellikle Avrupa'da, komünist ve sosyalist partilerin kontrolündeki sendikalar, emeðin ekonomik mücadelesine karþý son derece uyanýk ve militan olabiliyorlar, ancak siyasi ve ideolojik mücadelenin gerektirdiði cüret ve cesaretten oldukça yoksun durumdalar.

Öte yandan, bu topraklarda iþçi sýnýfý hareketi hiçbir dönem burjuva demokrasisi ortamýný yaþamadý. Daha baþtan, koyu bir siyasi gericilik, sonra da kanlý bir faþizm iþçi sýnýfýna, býrakalým ideolojik mücadeleyi, ekonomik mücadele biçimlerini bile yasakladý, bastýrdý, daðýttý. Türkiye ve Kürdistan iþçi sýnýfý, bu korkunç cendereyi kýrabilmek için olaðanüstü çaba sarf etti. Kimi zaman bunu baþardý, hatta sosyalist hareketle de buluþtu ancak vahþet ve dehþet politikasýyla faþizm emekçi hareketin bu geliþme baðlarýný kopardý, sendikalara, burjuva yöneticiler gelip çöreklendiler.

Sonuçta þöyle bir manzara çýktý ortaya: ekonomik temelli mücadele, her seferinde burjuva sendikacýlarýn duvarýna çarptý; emek hareketi daha ileri gidebilmek için ihtiyaç duyduðu özgüven ve sosyalist hareketin destekleyici etkisinden uzun yýllar mahrum kaldý. Emek hareketi, en koyu faþizmin baskýlarýyla kendi kanalýnda belli bir yere kadar akabiliyor ama sonra týkanýp kalýyordu; sosyalist-devrimci hareketle buluþacaðý o noktaya bir türlü varamýyordu.