"Emekçilerin Hakkını Yedirtmeyiz!"

DİSK Ege Bölge Temsilciliği asgari ücret eylemi gerçekleştirdi. Asgari ücretin net 3 bin 800 Tl olmasını ve vergiden muaf tutulması gerektiğini belirtildi. DİSK Ege Bölge Temsilciliği, İzmir Vergi Dairesi önünde gerçekleştirdikleri eylemde asgari ücretin net 3 bin 800 TL olmasını vurgularken asgari ücretin tümüyle vergiden muaf tutulmasını istedi.  

Eylemde "Milyonlar Asgari Ücretten Mahrum, Milyonlar Asgari Ücrete Mahkum! Asgari ücret Tümüyle Vergiden Muaf Olsun, Asgari Ücrete Sigorta Prim Desteği Sağlansın" yazılı pankart açılarak "Saraya Değil Halka Bütçe", "Gün Gelecek Devran Dönecek AKP Halka Hesap Verecek", "Sefalet Ücreti İstemiyoruz" sloganları atıldı.

Basın açıklamasını yapan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı hükümeti eleştirirken emekçilerin taleplerini sıraladı.

 

"Asgari Ücretin Üçte Biri Vergiye Gidiyor"

Türkiye’de 10 milyon civarında işçinin asgari ücret altında veya asgari ücrete yakın bir ücretle çalıştığını belirten DİSK Ege Bölge Temsilcisi Sarı, “İşsizlik ödeneklerinden, emekli aylıklarına kadar pek çok ödeme asgari ücret düzeyinden etkileniyor. Ayrıca, asgari ücretin artışı, genel ücret artışlarını da etkiliyor. Özellikle salgın döneminde büyük önem taşıyan kısa çalışma ödeneği de asgari ücrete oranla hesaplanıyor. Bu koşullar altında asgari ücret salgının yarattığı kayıplara ve ekonomik krize karşı çalışanları korumanın en önemli aracıdır. Sosyal bir devlet olmanın gereği işçilerin yaşadığı bu kayıpları telafi etmektir. Bu kayıpları telafi etmenin en önemli yollarından biri de ücretli çalışanların karşı karşıya olduğu büyük vergi adaletsizliğine derhal son vermektir. Dolaylı-dolaysız vergi ve diğer kesintileri dikkate aldığımızda işçinin eline brüt asgari ücretin sadece yüzde 67’si net harcanabilir ücret olarak geçmektedir. Yani işçinin kazandığı üç liranın biri vergilere ve kesintilere gitmektedir” diye konuştu. 

 

"Patronlara Muafiyet Asgari Ücretliye Ağır Vergi Yükü"

Asgari ücretli işçinin yılın 122 günü vergi ve diğer kesintiler için çalıştığını vurgulayan Sarı, “İşçilerin eline daha para geçmeden ücretinden doğrudan kesintiler yapılmakta, işçiler bu doğrudan kesintilerle de kurtulamamaktadır. Asgari ücretli bir işçinin brüt ücretinden damga vergisi, gelir vergisi, primler ile KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler de hesaba katıldığında 1000 TL’ye yakın bir kesinti olmaktadır. Yani 2943 TL brüt asgari ücretin yalnızca 1960 TL’si işçinin eline harcanabilir olarak geçmektedir. Bir başka ifadeyle asgari ücretli işçi yılın 122 günü vergi ve diğer kesintiler için çalışmaktadır. İşverenlere sürekli vergi indirimlerinin getirildiği, bazı şirketlerin vergilerinin sıfırlandığı bir ülkede, asgari ücretlinin ağır bir vergi yükü altında olması kabul edilemez. Vergide adalet olmadan ücrette adalet olmaz. Üstelik pandemi koşullarında, yani işçiler ciddi bir yaşam savaşı içinde iken asgari ücret üzerindeki bu vergi ve kesinti yükünün kaldırılması bir tercih değil sosyal devlet olmanın bir zorunluluğudur” dedi.

Sarı “Asgari ücrete vergi muafiyeti ve sigorta prim desteği sağlanarak, şu anki asgari ücret seviyesinde bile işçinin eline 2943 TL geçecektir. Bir başka ifadeyle şu anki asgari ücretin net ödenmesi halinde dahi asgari ücret 620 TL fazla olacaktır. Sosyal devletin gereğini yapmak, asgari ücretten alınan vergiyi kaldırmak ülkeyi yönetenlerin, siyasi iktidarın sorumluluğudur. Bunun yanında asgari ücretin tanımı gereği, tüm ücretlilerin asgari ücret kadar gelirinden de vergi alınmamalıdır" dedi.

 

"Avrupa'da Düşük Asgari Ücret"

Hükümete de eleştirilerde bulunan Sarı şunları söyledi: “Ülkemizde ülkeyi yönetenler asgari ücret konusunda da başarı hikayeleri anlatmaktadır. Asgari ücretin dolar ve altın karşısındaki kaybından hiçbir biçimde bahsedilmemektedir.  Türkiye’nin, Avrupa ülkeleri içinde en düşük asgari ücrete sahip 4 ülkeden biri olduğu gerçeği yok sayılmaktadır. Enflasyon ve işsizlik gibi konularda gerçek yaşam ile ilgisi olmayan başarı verileri üretenler, asgari ücrette de bir başarı hikayesi anlatılmaktadır. Bu masalda Asgari Geçim İndirimi hilesine başvurulmaktadır. 1 Ocak 2008’de vergi iadesi uygulaması kaldırıldı ve bunun yerine Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması başlatıldı. AGİ’nin dahil edilmesiyle net asgari ücret olduğundan yüksek gösterilmeye başlandı. 2020 itibarıyla AGİ hariç net asgari ücret 2.324 TL değil aslında 2.103,97 TL’dir. İşveren tarafından işçiye ödenen net asgari ücret budur. 2008’de AGİ’nin asgari ücrete dahil edilmesi, asgari ücretin görünenden fazla arttığı yanılgısına yol açmaktadır. Ülkeyi yönetenler birçok zaman kavramakta zorluk çektikleri şu gerçeği kabul etmelidir: Rakamlarla oynayarak gerçekler değişmez. Gerçekleri değiştirmek için tercihlerin değişmesi gerekmektedir. İşverenlerin devasa vergi teşvikleri aldığı bir ülkede, asgari ücretten vergi alınmamalıdır. Çağdışı damga vergisine son verilmelidir. Vergi dilimlerinde adalet sağlanmalıdır. SGK işveren primleri destekleniyorsa, işçi primleri de desteklenmelidir.”

Asgari ücret konusundaki talepleri ise “Asgari ücret tümüyle vergi dışı bırakılmalı, tüm ücretlilerin asgari ücret kadar gelirinden vergi alınmamalıdır. Salgın döneminde asgari ücret SGK işçi primleri bütçeden karşılanmalıdır. Asgari ücret hesabında sadece işçinin kendisi değil, ailesi de esas alınmalıdır. Asgari ücret tespitinde geçim koşulları ve milli gelir artışı dikkate alınmalıdır. Asgari ücret bütün işçi ve memurlar için ortak saptanmalıdır. 2021 asgari ücreti net 3.800 TL olarak saptanmalıdır” diyerek belirtti.

Memiş sözlerini “Bugün AKP’nin ülkeyi teslim ettiği 5 şirketteki vergi borçlarını silmesini toplayın katın bölün ve bunu 10 milyon asgari ücretliye verdiğinizde asgari ücret bugün net 3 bin 800 lira olacaktır. Doğal olarak ülkeyi teslim ettiğiniz 5 tane müteahhite bu ülkenin emekçilerini yedirtmeyiz” ifadesiyle bitirdi.