Dünyayı kan ve ateşe boğacak bir savaşın hazırlıklarıyla ilgili haberler peş peşe gelmeye başladı.

Sonuncusu, Fransa Ulusal Birlik Partisi lideri Marine Le Pen'den geldi. Faşist olarak bilinen bu kadın, Avrupa Parlamentosu'nun “Doğu'da savaşa hazırlandığını” açıkladı. “Doğu” dediği Rusya ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ne kadar uzanacak Rusya ötesi topraklar. Yani potansiyel bir dünya savaşı.

Le Pen'den birkaç gün önce, 2 Haziran 2025'te Almanya Genel Kurmay Başkanı, “bu gece savaşa hazır olmalıyız” diye açıklama yaptı. Acelesi vardı çünkü, bu faşist torununa göre Rusya her an Almanya'ya saldırabilir.

Alman emperyalistleri öyle de İngiliz emperyalistleri onlardan geri mi kalır? İngiltere Başbakanı, süreyi biraz uzun tutarak bir fark yaratmış Alman emperyalistlerinden. İngiltere Başbakanı Starmer, “2035'te bugünkünden 10 kat daha ölümcül bir orduyu hayata geçirmek için dronlar, gemiler, yapay zeka, uçaklar ile silahlı kuvvetlerimizin tüm dallarında tam bir entegrasyonu sağlayacağız” diyerek süreyi bir beş yıl daha uzatırken, nasıl ölümcül bir ordu yaratmayı hedeflediklerini de açıklıyor.

Benzer açıklamalar, başka emperyalist hükümetlerin yetkililerinden de geldi; hepsini aktarmaya gerek yok.

Hepsinin ortak noktası, daha bir kaç öncesine kadar, “stratejik olarak yenilmesi gerekir ve yeneceğiz de” dedikleri Rusya'nın onlara saldıracağı yalanıdır. Amaç, bu yalanla Avrupa halklarını korkutmak, böylece silah tekellerine para akıtacak silahlanmayı ve savaş kışkırtıcılığını haklı çıkarmak; bütün toplumu militarize edecek bir politikanın toplum içinde psikolojik alt yapısını hazırlamak.

“Rusya saldıracak” yalanını bir tarafa bırakacak olursa şunu görürüz: Emperyalistlerin yıkıcı bir savaşa dayanılmaz bir ihtiyaçları var. Emperyalistler, böyle bir savaşa kendi çöküşlerini, kendi içlerindeki ayaklanma ve iç savaş tehdidini önlemek; dünya proletaryasının yeryüzünün her tarafına yayılmış olan proleter isyan, ayaklanma ve devrimlerini ezmek; sosyalizm adına ne varsa yeryüzünden silmek için ihtiyaç duyuyorlar.

Emperyalistlerin nasıl bir çöküş ve iç savaş süreciyle karşı karşıya olduklarını anlamak için, bir-iki gün önce Trump'ın yani Amerikan yönetiminin ruh halini yansıtan şu sözlerine bakmak yeterli. Los Angeles'te bir kaç gündür süren, bir isyanla ayaklanma arasında tanımlanabilecek olaylar dizisi karşısında Trump, “İç savaş istemiyorum, gerekirse Los Angeles'a daha fazla asker göndeririz” diyordu.

İç savaş, isyan ve ayaklanmalarla karşı karşıya olan ülke sayısı ABD ile sınırlı değil. Küresel iç savaş, devrimci durum, burjuva egemenliklere, kapitalizme karşı isyan ve ayaklanmalar, ABD gibi en güçlü emperyalist devletler dahil, her yere yayılmış durumda. Bunların arasında, İngiltere, Fransa gibi, savaşın başını çeken emperyalist devletleri de saymak gerek.

Emperyalistler, cesaret edip de böyle yıkıcı bir savaş başlatmaya karar verirlerse bu savaş, sosyal şovenizme dönüşmüş sosyal reformistlerin ileri sürdükleri gibi, bir “paylaşım savaşı” olmayacak. Emperyalist devlet ve hükümetlerin, yukarıda kendi sözlerinden gösterdiğimiz gibi, harıl harıl hazırlandıkları bu savaşın gerçek karakterini anlamak için günümüzdeki temel çatışmanın emekle sermaye; sosyalizmle kapitalizm arasında süren çatışma olduğunu düşüncemizin temeline oturtmak zorundayız.

Bunu yapmadan artık hiçbir büyük olayı, hiç bir toplumsal olayı bilimsel şekilde açıklamak mümkün değil. Emperyalist devlet ve hükümetler, sosyalizm bir toplumsal sistem olarak tarih sahnesine çıktığından bu yana, bütün politikalarını, bütün stratejilerini insanlığın komünizme doğru yürüyüşünü engelleme amacı üzerine inşa ediyorlar.

Emperyalist devlet ve hükümetlerin bir dünya savaşı çıkartmaya çalıştıklarından şüphe yok. Ama bu, bizim böyle bir savaşa olmuş-bitmiş gözüyle bakmamızı gerektirmez. Olayların, sözlerin, açıklamaların düşüncelerimizi baskı altına almasına izin veremeyiz. Orta yerde, nükleer silahlar üzerinden kurulmuş bir dehşet dengesi var ve tam da bu nedenler, büyük bir hazırlık yapmalarına rağmen emperyalist devlet ve hükümetlerin böyle bir savaşı göze alıp almayacakları belli değil.

Rusya, Çin ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin askeri gücü, sahip oldukları nükleer silahlar bu emperyalist akbabalar üzerinde bugüne kadar caydırıcı bir etki yaptı. Bütün emperyalist devlet ve hükümetleri sarsan isyan ve ayaklanmalar, onlar üzerinde caydırıcı etki yapan bir başka önemli etkendir.

Evet, emperyalist hükümet ve devletler büyük bir savaş çıkartmanın peşindeler ama her adımda meydanın boş olmadığını iliklerine kadar hissediyorlar. Tarihin ileriye akışını hiçbir biçimde durduramayacaklar.

Arama