< Siyonist İsrail Tetiği Çekti, Ya Sonrası?*

Siyonist İsrail'in “geliyorum” diyen saldırısı dün gece başladı. Ne kadar süreceği de belli değil. Siyonist hükümet, saldırıların “gerektiği” kadar süreceğini açıklayarak ucu açık bir savaş sürecinin başlatıldığını duyurdu.

Gerici İran rejimine gelince... Şimdilik tehditler savurmakla kalıyor. Siyonist İsrail hükümetini “pişman” edeceğini açıklayıp duruyor. Bu tehditlerin ne derece ciddi, ne derece etkili olacağını kestirmek mümkün değil.

Hemen iki önemli noktanın altını çizmek istiyoruz. Birincisi, gerici İran rejimi dünya işçi sınıfı ve ezilen halklarının ardında gözyaşı dökeceği bir rejim değil. Bu gerici rejimin temellerinin harcı, vinçlerde sallanarak idam edilen komünistlerin, devrimci-demokrat insanların kanıyla karılmıştır. Geçmişte kalmış bir perde değil bu. Gerici İran rejimi, bugün de fırsatını bulduğunda Kürt yurtseverlerini, komünistleri darağacına çekmeye devam ediyor. Bu unutulmaz, unutulmamalı. Bununla birlikte, emperyalistlerle, siyonist İsrail'le savaş söz konusu olduğunda proletarya eyleme dayalı eleştirisini gerici İran rejimine değil, emperyalistlere ve siyonist İsrail'e yöneltmelidir. Bugün olması gereken budur.

İkinci önemli nokta, siyonist İsrail'in gücüyle ilgilidir. Bütün emperyalist devletler ve NATO tarafından gözbebeği gibi korunan, silah, para, teknoloji, propaganda vb vb. akla gelebilecek her yönden desteklenen siyonist devlet ve hükümeti, gücünü bilerek, olduğunun kat be kat üstünde göstererek “caydırıcı” bir psikolojik ortam yaratmaya çalışıyor. Dün başlayan ve daha ne kadar süreceği belli olmayan hava ve füze saldırıları her şeyden önce ABD ve İngiliz emperyalizminin istihbari, teknik, teknolojik vb desteği olmadan yapılamazdı. Bu iki emperyalist devlet, saldırıdan iki-üç gün önce Ortadoğu ülkelerindeki büyükelçilik görevlilerine “tahliye” emri vermişlerdi. Saldırıyı bildikleri ve onay verdikleri açıktı.

Ama hepsi bu değil. Katar, Ürdün, Irak gibi emperyalistlerin Ortadoğu'daki uydu devletleri İran'ın İnsansız Hava Araçları saldırısını engellemek için kolları sıvadılar. Siyonist İsrail saldırısını yaptıktan sonra, kendi halklarına tarafsız görünmek için havasahalarını kapattılar. Katar, daha ileri giderek, siyonist İsrail'e yönelik saldırıları önlemek için savaş uçaklarını havalandırdı. ABD Başkanı Trump, “saldırıdan haberimiz var, ilgimiz yok” diye açıkladı sonra ekledi: “İsrail'e saldırı olursa müdahale ederiz”. Türkçesi, İsrail kuduz köpek gibi herkese saldırabilir, ama kimse ona dokunamaz. Türkiye ise, Malatya'da kurulu Kürecik Radar Üssü'nün her türlü istihbaratı siyonist İsrail'e aktarması karşısında kör ve sağırları oynuyor.

Gerici İran rejiminin insan/kadro kayıpları hakkında burada söz söylemek gereksiz. Magazin basını bu konuyu cılkını çıkaracak derecede işliyor zaten. Üzerinde durulması gereken nokta, gerici İran rejiminin bu saldırılara karşılık verip vermeyeceği ve nasıl vereceğidir. Şurası kesin, gerici İran rejimi karşılık vermez, hatta zayıf bir karşılık verirse artık ayakta duramaz. Güçlü, yıkıcı bir karşılık vermesi, prestij ve moral olarak ayakta durabilmesi için olmazsa olmazdır. Üstelik bu karşılığın, petrol yollarını kapatmak üzere Körfez ülkelerine yönelik bir saldırı biçiminde değil, doğrudan siyonist İsrail'i hedef alan bir saldırı olmak durumunda.

Siyonist hükümetin beklentisi de bu yönde. Siyonist Netanyahu, Yahudi halkına seslenirken, “bedava savaş yoktur” deyip Yahudi halkın sığınaklarda günlerce kalmasını istedi. Bu, bütün bir nüfusun, fareler gibi, ne kadar süreceği belli olmayan bir süre için yeraltında yaşamasını istemekle aynı şeydir. Yahudi halk, siyonistler değil, çaresiz bu talimata uymak zorunda kalabilir. Ancak, yeraltından, sığınaklardan çıkar çıkmaz ilk iş olarak siyonist İsrail'i terketmek üzere havaalanına koşacaklarından kimse şüphe etmesin. Bu, siyonistlerin başlattıkları savaşın en önemli ve ilk ağızdan karşılaşacağımız sonucu olacak. Başka bir ifadeyle, siyonistler, sürekli savaş halinde olmakla esasında kendi ayaklarına sıkıyor, siyonist İsrail'in yıkım koşullarını hazırlıyorlar. Netanyahu'nun kendisi bile, savaş emrini verdikten hemen sonra Yunanistan'a kaçıp soluğu orada aldıktan sonra siyonist İsrail'de kim yaşamaya devam etmek ister!

Avrupa'da ve dünyanın başka yerlerinde zulüm altındaki Yahudi halkın Filistin topraklarına göçü temeli üzerinde kurulmuş siyonist devlet, 2008'den beri göç alan değil, göç veren bir hale dönüştü. 2023 Ekiminde başlayan ve bugün genişleyerek İran topraklarına yayılan savaşla dışarı göç hareketi çok daha yoğunlaşacak. Bu, başlayacak değil, başlamış ve giderek yoğunluk kazanan bir süreçtir.

Siyonist İsrail'in her “zafer”i siyonist devletin yıkımına doğru atılmış güçlü bir adım olacak! Dün başlatılan savaş dahil.

 

* Yazı, İran'ın misillemesinden önce kaleme alınmıştır.

Arama