Dağ fare mi doğurdu? Putin-Trump görüşmesinden Ukrayna'da hemen “barış” beklentisi içinde olanlar için olan-biten tam da buydu. Temelsiz beklentilerin doğurduğu hayal kırıklığı havası var şimdi bu çevrelerde.

Rusya, NATO'nun Ukrayna üzerinden kendisine karşı yürüttüğü savaşta pozisyonunu değiştirmedi. Değiştirmeyeceği zaten belliydi. Bu konuda sürpriz yok. Putin, görüştüğü Trump'a Rusya'nın pozisyonunu, savaşı sona erdirme koşullarını, bu sefer sakin bir ortamda, tekrar anlattı; hepsi bu. Zirve'den bir anlaşma çıkmadı. Trump bunu “Henüz anlaşma yok” diyerek açıkladı. Zaten anlaşma beklemek abesle iştigaldi. Rusya, Ukrayna'da hedeflerine ulaşmadan kesin ve kalıcı bir anlaşmaya yanaşamaz.

Putin, bu gerçeği, “Şartlarımız değişmedi” sözleriyle ifade etti. Putin'in “şartlarımız” dediği, “çatışmanın kök nedenlerinin ortadan kaldırılması” idi. Rusya'nın teknik olarak “Özel Askeri Operasyon” dediği, gerçekte bir savaştan başka bir şey olmayan bu askeri harekatla işte bu “kök nedenleri”n ortadan kaldırılması hedefleniyor.

Nedir bu hedefler, kısaca özetleyelim: birincisi, Ukrayna'nın silahsızlandırılması yani demilitarizasyon. İkincisi, Ukrayna'nın neo-nazi faşistlerinden temizlenmesi yani denazifikasyon. Üçüncüsü, Ukrayna'nın NATO'ya alınmasından vazgeçilmesi. Bunların yanında başka koşullar da var ama, vazgeçilmez koşulların özeti bunlardı.

Bunlar Rusya Federasyonu için yaşamsal, varlık-yokluk meseleleriydi ve tam da bu nedenle, Rusya bu konularda yani faşistlerden arındırma, NATO'nun burunlarının dibine kadar sokulmasına izin vermeme ve faşist Ukrayna devletinin silahsızlandırılması... konularında son derece kararlıydı; kararlılığını koruyor.

Bu kararlılığın en net ifadesi, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un toplantıya “SSCB” yazılı süveteri giyerek gelmesiydi. Önceden düşünülmüş, sadece ABD'ye değil dünya halklarına da mesaj vermeyi amaçlayan bu hareket “Alaska Zirvesi”nin en önemli olayıydı. Lavrov'un bu hareketle sadece ABD ve diğer emperyalistlere mesaj vermek istediğini düşünmek eksik olur. Lavrov, “SSCB” yazılı süveter giyerek, emperyalistlere karşı bir kararlılık gösterisinden çok daha öte, eski Sovyet coğrafyasında SSCB'ye ve sosyalizme özlem duyan halklar başta olmak üzere, dünya işçi sınıfına ve emekçi halklarına bir mesaj vermiş oldu. Bu, Rusya Dışişleri Bakanı olarak, Lavrov'un SSCB yazılı süveteri hangi amaçla giydiğinden bağımsız olarak, ortaya çıkan mesajdır. Dünya işçi sınıfı, emekçi halkları ve eski Sovyet topraklarında SSCB'nin dağıtılmasına “hayır” oyu kullanan on milyonlarca insan, mesajdan sosyalizme dair umut, moral ve cesaret aldı.

Bu, hiç bir somut sonucun elde edilmediği Alaska Zirvesi'nin en önemli meyvesi oldu. Rusya'nın mevcut iktidarının SSCB ve sosyalizmi tekrar canlandıracağı korkusuyla yatıp kalkan emperyalistlerin, onların ideologlarının yüzünü ekşiten bir meyve.

Üç saat sürdüğü söylenen Zirve'nin Trump'ın kendi muhaliflerine karşı elini ve “barış arayan adam” imajını güçlendiren sonuçlar üzerinde durmaya gerek görmüyoruz. Zirve'nin başka yan sonuçları da oldu. Örneğin, Avrupalı emperyalistlerin ABD'nin nasıl sıradan birer vasalı haline geldiklerini göstermesi gibi.

ABD emperyalizmi ya da daha somut bir ifadeyle Trump, Avrupalı emperyalist devletleri politik yönden ezerek, askeri, ekonomik ve diplomatik bakımlardan dize getirerek hepsine boyun eğdirdi. Bunun sonucu, Ukrayna faşist hükümeti bütün güçleriyle desteklemelerine rağmen, bu emperyalistler Rusya ile “barış” görüşmelerinden dışlandılar. Alaska Zirvesi'nden sonra, Zelenski faşistini görüşme için ayağına çağıran Trump, Avrupalı hükümet ve devlet başkanlarının görüşmeye katılma taleplerini reddetti. Bunun bu emperyalist efendiler için mide bulandırıcı bir aşağılama olduğundan kuşku yok.

Kısa bir zaman önce Putin, bu Avrupalı emperyalist efendiler için kelimesi kelimesine şöyle demişti: “Yakında hepsi -sözlerime dikkat edin- efendilerinin ayaklarına kapanıp itaatkar bir şekilde kuyruklarını sallayacaklar.”

Şimdi, artık “soytarı” olarak anılan bu emperyalist hükümet ve devlet başkanları kim? Özetle, Avrupa Komisyonu Başkanı, yolsuzluktan sorguya çekilen Von Der Leyen, Alman Başbakan Merz, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve İtalya Başbakanı Meloni ve Trump'a “baba” diye hitap edecek kadar alçalan NATO Genel Sekreteri Rutte. Trump, 18 Ağustos'ta görüşmek üzere Zelensky faşistini ayağına çağırırken, işte bu emperyalistler “görüşmeye bizi de katın” diye yalvar yakar Zelensky ile birlikte uçağa atlıyorlar. Emperyalistler adına ne utanç verici bir durum.

İki nokta en saf haliyle ortaya çıkmış durumda. Birincisi, bu savaşın gerçek tarafı ABD'dir. “Barış” görüşmelerini diğer tüm müttefiklerini bir kenara atarak tek başına yürütmesinin tek anlamı budur. İkinci nokta, ABD emperyalizmi Avrupa ve İngiliz emperyalistleri üzerinde tam ve tartışmasız bir üstünlük sağlamış, onları tam anlamıyla dize getirmiştir. Bu, emperyalistler arası çelişki ve çatışmaları derinleştiren bir süreçtir. Ukrayna üzerinden ABD-NATO ikilisinin Rusya'ya karşı açtıkları savaşın bir başka ve Alaska Zirvesi'ne yansıyan sonucu bu oldu.

NATO ve özellikle İngiliz, Fransız, Alman emperyalistleri yeniliyorlar. Onlarla birlikte ABD ve NATO'da yeniliyor. ABD'nin diğer emperyalistlerden farkı, ipleri elinde tutan başefendi olarak kendi sıyırma yetisine sahip olmasıdır.

Hepsi birbirlerinin paçasına yapışmış, en alttaki en yukarıdakini dibe doğru çekiyor.

Arama