
ABD “Kürtlere” yani Kürt halkına ihanet mi etti? Bir bakıma evet, tam da bunu yaptı. Genel kanı da bu yönde. ABD'nin “Kürtlere bir devlet kurduracağı; bunun için Suriye'yi, Türkiye'yi ve hatta, gücü yeterse İran'ı parçalayacağı; Irak'ı ise zaten parçalamaya başladığı” düşüncesi, sosyal şoven çevreler tarafından yıllardır yayılıyor.
“Bir bakıma ihanet etti” dedik, çünkü gerçekte ABD, Kürt halkına ihanet etmedi; sadece kendi yıllara dayalı planını uyguladı. Hepsi bu. ABD planını uygulamak için “aldatma, arkadan vurma, güveni kötüye kullanma” anlamında “Kürtlere ihanet etti”. Ama, ABD hiçbir dönemde Kürt halkıyla aynı safta yer almadı, Kürt halkının özgürlük savaşıyla yan yana olmadı. Tam tersine, birazdan ortaya koyacağımız gibi, her zaman Kürt halkının özgürlük hakkı için verdiği devrimci savaşın karşısında oldu.
Bunun tersini iddia etmek, Türkiye halklarına ABD'nin -ve diğer emperyalistlerin- “Kürtleri destekleyerek onlara bir Kürt devleti kurdurmak istedikleri”ni ileri sürmek, başta TKP gibi sosyal şoven parti ve örgütlerin işi oldu.
Rojava'daki son gelişmeler, bu sosyal şovenlerin iddia ve tezlerinin külliyen yalan, hezeyan ve aldatmadan ibaret olduğunu ortaya koydu. Onlar bu yalan ve aldatmaya, gerçeği bile bile, neden başvurdular? Şu basit nedenden dolayı: Kürdistan ve Kürt ulusal sorunu gibi Türkiye burjuvazisi için can alıcı, hayati bir sorunda Türk burjuvazisinin yani ezen ulusun egemen sınıfının yanında yer almak; bu saflaşmanın gereği olarak Türkiye işçi ve emekçi sınıflarını şoven düşünceyle zehirlemek için.
Bu, bilmeden, bir gaflete düşülerek yapılan bir hata değil. Bu son derece bilinçli, “kendi vatanını böldürmeme” şoven duygu ve bilinciyle işlenmiş bir “hata”dır.
Neden bunun gaflete düşülerek yapılmış bir “hata” değil, bilinçlice izlenmiş bir politika olduğunu ileri sürüyoruz? Şundan dolayı: Birincisi, 1984'ten itibaren gerilla savaşına dönüşen, 1991-92 yıllarında şiddetli ayaklanmalar biçimini alan Kürt ulusunun özgürlük hakkı için savaşın bastırılmasında, başta ABD ve Almanya olmak üzere emperyalist devletler bütün güçleriyle Türkiye'nin yanında yer aldılar.
İkincisi, başında TKP'nin olduğu bütün bu sosyal şoven tayfa, Kürt halkının özgürlük hakkı için verdiği savaşı bastırmak amacıyla PKK lideri Öcalan'ı İsrail-ABD adına MOSSAD-CIA'nın tutsak düşürdüğünü biliyor. Ama, “ABD Kürtlere devlet kurduracak” derken, son derece bilinçli biçimde, bundan tek kelimeyle olsun söz etmiyorlar.
Üçüncüsü, ABD'nin “Kürtlere devlet kurdurmak istemediği”ni, aksine ulusal kurtuluş hareketini Türkiye ile birlikte bastırmak istediğini ortaya koyan bütün ABD açıklamalarını, kendi sosyal şoven yüzleri açığa çıkacak diye gözardı ettiler, Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerinden son derece bilinçli biçimde gizlediler. İşte o açıklamalardan bir örnek:
“Türkiye'yi PKK devleti kurma niyetinde olmadığımız konusunda ikna edememekti en büyük güçlük.”
Bu sözler Trump'ın 1. başkanlık döneminin Ankara ve Bağdat Büyükelçisi James Jeffrey'e ait. Ama devamı var bu sözlerin ve çok daha önemli. Şöyle:
“ABD'nin, PKK'ya bir terör örgütü olarak muamele etmesinin çok uzun bir geçmişi, bir tarihi var. Türkiye Cumhuriyeti'nin PKK ile mücadelesine, ABD'nin büyük bir bölümü gizli olarak sınıflandırılmış, çok ciddi ve kapsamlı bir desteği söz konusu. Bu mücadelede ABD, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarafındadır, bunda şüphe yok.”
Evet, bizim de şüphemiz yok. Ama sosyal şoven yani komünist/sosyalist görünüp de gerçekte kendi burjuva sınıflarının yanında yer alan parti ve gruplar şüphe bile edilmeyecek, her adımda doğruluğu kanıtlanmış bu somut olguyu kendi yalan ve aldatmacaları için Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halklarından gizlediler.
Leninist Parti ise her adımda ABD'nin Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı için verdiği savaşın karşısında, Türkiye'nin yanında olduğunu vurgulamış, Rojava'daki ABD politikasının bir aldatmacadan ibaret olduğunu, ilk fırsatta Rojava devrimini boğmaya çalışacağını döne döne, bıkmadan usanmadan vurgulamıştı.
Şimdi, Rojava'da gelinen noktada, bu sosyal şovenler, ABD'nin “Kürtlere devlet kurdurmak” niyetinde olmadığı konusunda “ikna” oldular mı? Şimdi Rojava için döktükleri timsah gözyaşları onları kurtaracak mı? Rojava'da ne oldu? Hani ABD “Kürtlere devlet kurduracak”tı? “Kürtlere devlet kurdurmak” bir yana, Kürt halkını kafa keserek katleden ve ileride de katletmek isteyecek dinci faşist çetelere ve Türkiye'ye yol verdi. Şimdi orada Kürt halkı katlediliyor ve güçlü bir silahlı ayaklanmayla karşı koyulmaz ise bu süreç derinleşerek devam edecek. Türk devletinin karakter yapısını biraz tanıyan bundan şüphe duymaz.
Bir kez daha sormakta sakınca yok: Rojava'da ne oldu? Rojava'da bulunmuş, bu konuda çalışma yapmış bir Fransız yazarın sözleriyle yanıtlayalım soruyu. Rojava'da ABD Kürtlere ağır ihanet etti diyen yazar, şöyle devam ediyor: “Türk devletine ve Suriye Geçiş Hükümeti'ne (yani çetelere bn.) (Kürtlere) yönelik saldırılar için onay verdi.”
Peki bütün bu gerçekler ortaya çıktıktan sonra “ABD Kürtlere devlet kurduracak” diyerek Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halklarını Kürt halkına karşı kışkırtmaya çalışan sosyal şovenlerin yüzü kızarır mı; bir özür, bir pişmanlık beyan ederler mi? Heyhat! Pişkinlik, arsızlık, utanmazlık diz boyu bunlarda.
Şimdi, ezen ulusun sosyal şovenistleri ile ezilen ulusun burjuva milliyetçilerinin nasıl da ruh ikizi olduklarını göstermenin sırası. Ezen ulusun sosyal şovenistlerinin kendi burjuvalarının safında nasıl yer aldıklarını; haliyle dolaylı da olsa ABD'nin planlarına hizmet ettiklerini görmüş olduk. Ezilen ulusun burjuva milliyetçileri ise, tam karşı taraftan kitabın ortasına doğru yol alarak bu sosyal şovenlerle buluştular.
Bu ikinciler ABD, siyonist İsrail, Fransa, İngiltere gibi devletlerin “Kürtlere bir devlet”kurdurmak istediklerini, Kürt halkı devletini kuracaksa bu emperyalist-siyonist karma sayesinde kuracağını, özellikle son aylarda yoğun biçimde propaganda etmeye; bu yalan ve aldatmacayı Kürt halkının kafasına boca etmeye hız verdiler. Gördük. Örneğin Halep'in düşürülmesi, çeteler ile siyonist İsrail anlaşmasını ortaya koyan 4-5 Ocak Paris görüşmelerinde kararlaştırıldı. Bu gerçek olgu, siyonist İsrail'den medet umanlar tarafından da kabul edildi. Eğer ortada ağır bir “ihanet” varsa bu ihanet siyonist İsrail ile HTŞ denen dinci faşist çeteler arasındaki Paris görüşmelerinde ve ABD ile Türkiye'nin gözetiminde son şeklini aldı.
Böylece okur, Türkiye'nin sosyal şoven parti ve örgütleriyle Kürt burjuva milliyetçilerinin karşı yönlerden hareket ederek, kitabın ortasında nasıl buluştuklarını görmüş oluyor.
Bu, başını TKP'nin çektiği, “ABD, Türkiye'yi parçalayarak Kürtlere devlet kurduracak” diyen sosyal şoven parti ve örgütlerin sefaletidir; politik iflaslarıdır.
Öte yandan, 6 Ocak’ta Halep’teki Kürt mahalleriyle başlayan ve ardından tüm özerk bölgeyi hedef alan Türk devleti destekli işgal saldırılarının arkasındaki ABD ve siyonist İsrail'i “kurtarıcı” olarak çağırmak ezilen ulusun burjuva milliyetçilerinin Kürdistan işçi sınıfı ve emekçilerini tam bir aldatma girişiminden başka bir şey değil.
Her iki politik akım, tarih önünde mahkum olmaya yazgılıdır.